Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

BUGÜN 20 MAYIS, YA DÜN

19 MAYISI ÇOK İYİ ANLAMALI VE ANLATMALI


Duydunuz mu dün ulusal bayramlarımızdan biri idi. Belki uzaklardan şiir sesi duydunuz. Atatürk Anıtına teneke bir çelenk de sunulmuş. Bayram kutlanmış. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı idi. Gençlik bayramı, nisanda da Çocuk Bayramı... Öylesine yıpranıyoruz ki değerlerimiz erozyona uğruyor hızla. Sadece ulusal bayramlar değil dini bayramlar da anlamını yitirdi. Tatil olarak kabul ediliyor. Turistik tesisler hazırlanıyor, seviniyor. Ne büyüğünü ziyaret eden var, ne yoksulu, açı gören. Bir yanda gırtlağına dek doyan, yaşayan eğlenen diğer yanda aç çıplak sefil... Bayramların bir anlamı var. Ulusal bayramlar, ulusal önemli günleri anmak, öğrenmek yaşamak için dini bayramlar da ibadet olarak emir ve yasaklara uygun hareket etmek. Böyle mi oluyor. Siz bakın, siz sorun siz araştırın dilerim ben yanılıyorum.
Dün 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramıydı. Kimilerine göre spor bayramı. Yarı çıplak gösteriler ve onlara göre ahlaksızlık. Gereksizdir dediler, gençler, halk yoruluyor dediler ve bu bayramı sadece takvimlere hapsettiler. Takvimde bayram. O gün tatil. Kimi okullarda okulun durumuna göre minyatür törenler. Yani şimdilik hepten kalkmasın da ileride.

OYSA 19 MAYIS TARİHİMİZDE BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR
Öyle basitçe anlaşılacak bir olay değil. Büyük Atatürk Nutuk’un girişinde bu tabloyu çok açık biçimde çiziyor. Sonra açıklamaya başlıyor. Ya söylevden öğrenelim ya da bilim adamlarının eserlerinden. Harap bir ülke, yorgun bir halk. Düşman ülkeyi yer yer işgal ediyor. Devlet artık yok. Hükümdar mı, padişah mı ne derseniz deyin başkentinde sarayında adeta bir zavallı. O da kurtarılmak bekliyor. Derler ki Mustafa Kemal’i o göndermiş ülkeyi kurtarmak için Anadolu’ya. Nasıl kurtuluş. Hangi ordu hangi cephane, hangi halk? Mondros imzalanmış, ülke teslim edilmiş. Mustafa Kemal, ona inanan bir avuç ülküdaşı ile yola girmiş. Ne, nasıl yapılacak? Ülke nasıl kurtulacak? Bu ordu nasıl toplanacak, silah nerden, ekmek nerden bulunacak? Gemi eski mi yeni mi hala tartışılıyor. Gemi nasıl olursa olsun, Samsun’a varınca ne olacak? Kim bekliyor?
Samsun’a vardı bir sabah şafağında. Elde avuçta ne var? Ordu müfettişi… Hangi ordunun? Niçin teftiş? Halk dağlara çıkmış, başının çaresine bakıyor. Mustafa Kemal’i gelmiş de nereden, nasıl tutulacak bu meşale?
Yurdu kurtarmak için gönderdi Mustafa Kemal’i de sonra neden geri çağırdı ve görevinden aldı. İsyanlar bastırılacak, Mondros daha rahat uygulanacaktı. Mustafa Kemal bunu yapmadı. O Mondros’u çöpe atmak, çoban ateşlerini birleştirip büyük bir ateş yakmak için kolları sıvadı. Ne dedi İstanbul, “Biz sana ne dedik sen ne yapıyorsun, derhal görevini bırak ve İstanbul’a dön”.  O uydu mu bu emre... Yo O işine baktı. Önce duyurdu memlekete ne yapacağını, sonra hazırlık başladı, Erzurum, Sivas… Ve sonunda Ankara için. Buna karşı İstanbul idam fermanını çıkardı. Bu mu kurtuluşa yardım etmek.
 O günleri o koşulları ve o insanları çok iyi tanımak ve tanıtmak gerekir. Yüzyıla yaklaşıyoruz,  hala bu önemli olayı anlayamadık ve anlatamadık. Hiçbir şey okunmasa da elde altın kitap NUTUK var. Oradan okuyun anlayın, anlatın.

TARİHİMİZDE ÇOK ÖNEMLİ OLAYLAR VAR
Bu olayları salt övünmek, salt destanlarla haykırmak için öğrenmeyelim. Mohaç, Malazgirt, Çaldıran ve İstanbul’un fethi... Bunları öğrenelim ve öğretelim. Ve öğrenelim, Viyana’dan Yemen’e uzanan bir imparatorluğun nasıl SEVR ile parçalanmak istendiğini. Bu koca devletin maliyesinin nasıl yabancılara teslim edildiğini. Nasıl eğitiminin, adaletinin iflas ettiğini. Tarih salt övünmek için değil ders almak için okunur. Hayran olalım Osmanlı’ya da nesine, niçin? Olumlu ve olumsuz dersler alarak günümüzü aydınlatalım, yarına öyle yürüyelim. Şunu bilelim ki dünya artık 1299’un, 1453’ün dünyası değildir. Önce kendimizi çok iyi tanıyalım, gücümüzü öğrenelim ve ona göre yol alalım. Biz öyleydik, biz böyleydik destanları artık günümüze yetmiyor.
Büyük Atatürk “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” özdeyişi ile diktiği ağacın köklerini de düşünmüştür. Ancak o köklerle övünmek yerine masmavi göklere yükselecek yeni çınarın nasıl büyüyeceğini göstermiştir. O artık bir soya, bir hanedana bağlı olarak değil, ulusal egemenliğe dayalı olarak yürüyeceğimizi işaret etmişlerdir. Ancak ulusuna ve halkına güvenmeyen ve onu iyi tanımayanlar hanedan arıyor, padişah arıyor.
Tarihi iyi öğrenelim. Bilim olarak, öykü masal ve destan olarak değil.

NEDEN GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK gerçekten olağanüstü bir dahi idi. Ancak dikkat edelim insanüstü değil gerçek bir insandı. İleriyi çok iyi gören, yürünecek yolu çok iyi açan bir büyük insan. Bakın var mı dünyada bir benzeri. Ulusal egemenliğin bayramını çocuklara, kurtuluşun ilk adımını gençlere bayram olarak bırakan bir devlet adamı var mı? Yaptığı her işte büyük bir incelik var. Neden Gençlik ve Spor Bayramı? Bir sayfaya yakın anlattık 19 Mayıs’ı. Nedir 19 Mayıs? İlk adım… Koşullar çok ağır. Büyük bir enerji ve güç istiyor. Bu kimde var? Elbette gençte. Böyle bir durumda en büyük görev gençliğe düşüyor. İçinde bulunacağı durumun olanak ve koşullarını düşünmeyecek, yılmayacak. Ancak böyle engeller aşılır. Mustafa Kemal 19 Mayıs’ta gençtir. Daha kırkına varmamış. Vakti çok az. Az zamana çok şeyler sıkıştırmış. İşte böyle durumlarda ulusun ve ülkenin genç gücüne büyük iş düşüyor. Bu nedenle 19 Mayıs gençlere armağan edilmiş. Ulusun gençliği hiç yaşlanmaz. O ülkeyi hep başının üzerinde tutar. Nutkun sonunda Gençliğe hitabe de bu amaçla sunulmuştur. Levha olarak her yerde var ancak özünü kavrayıp yerine getiren çok az.

DEĞERLERİMİZE SAHİP ÇIKALIM, BAYRAMLARIMIZI YAŞATALIM
Dilerim bundan böyle bayramlarımız anlamına uygun kutlanır, marşlarımız değerini korur. Bunlarla oynanmaz. Bayrak İstiklal Marşı, bayramlar kutsal değerler… Bunlar ulusu ulus yapan, halkı bir insan yığınından onurlu bir ulusa götüren yol buradan geçer. Bu belirsiz ve saygısız günlerin geride kalmasını dilerim. Tekrar 19 Mayıs’ı geçse de kutlar, 19 Mayısları bizlere armağan edenleri saygı ile anarım.


                                    

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum