BUGÜNLERDEN YARINLARA NELER KALACAK?

Çok farklı günlerden geçtik. Yaşı 70-80 olanlar da buna benzer günler hiç yaşamadı. Dedelerimizden, babalarımızdan dinlerdik... “Çiçek salgını”, “Sıtma salgını” diye... Koleradan ölenler... Korkunç günlerdi. O günlerde hasta olmak hastalığı yenmek daha da zordu. Ulaşım güç, tıp bilimi çok geri. Köylerdeki çocukların çoğu kızamıktan gitmiş. Kızamık çocuk hastalığı. Tedavisi zor, korunması henüz bulunmamış. Değerli Dr.Ozan Ceyhun Atuf Kansu’nun KIZAMUK AĞIDI şiiri var. O günleri çok acı biçimde anlatır. Güneşi konuşturur bu şiirinde. Çok acı günler. Ancak devlet 1930’larda onca yokluk ve yoksulluğa karşı hastalıklarla da savaşıyordu. Kızamık aşısı bulundu. Çocuk kıyımı önlendi. Benim çocukluğumda da kızamık salgın bir hastalıktı. Aşısız çocukları götürürdü. Boğmaca vardı... Günlerce boğulacak ölçüde öksürük tutardı. İlkel yolara başvururdu halk. Ceviz ağacının kökünden geçmek gibi. Kuşpalazı vardı öldürücü... Sonra çocuk felci, çocukları felç ederdi. Tıp gelişti aşılar bulundu bu salgınlar önlendi.
Çok eskiden daha da ölümcü hastalık salgınları oldu. Kolera, Veba... Kervanlar giderdi köyden köye aylarca yolda salgın vurur ölenler oralarda defnedilir kalanlar yürürdü. Halen yaylalarda kimsesiz büyük mezarlıklar görülür işte o mezarlıklar o günlerin izleridir. Öykülerini dinlerdik ninelerden dedelerden, masal gibi gelirdi. Ben daha bebekken babam koleraya yakalandı kısımlarda tren yolu, tünel işinden. Ölümden döndü, bir mucize. Dedem Çiçek hastalığından aylarca yatmış... Öykülerini dinledik bunların.
Bir salgın da bize rastladı. Hiç alışkın değildik. 1930’larda 40’larda devlet o güç koşullarda aşılar geliştirdi, Numune Hastaneleri açtı bir çok kentte. Vereme karşı özel kurumlar kurdu VEREM SAVAŞ diye SITMA SAVAŞ kurumları kurdu. Günümüze dek bir çoğunun binası geldi. Köylerde Sıtma Savaş memurları vardı.

Bize rastlayan salgın da korkunç, ancak çağ ileri, tıp büyük gelişmeler kaydetmiş. Ta 1930’ların 40’ların 50’lerin devlet anlayışı geldi. Sosyal devlet halkın sağlığı ile ilgilenen devlet. Birçok alanda geri kalsak da tıp alanında ileriyiz Allaha şükür. Bu büyük nimetin de düşmanı var. Kör günlük politika.

En büyük önlem sokağa çıkma yasağı. Bir ceza gibi. En ağırını da 65 üstü yaşayanlar çekti. Razı olduk tüm olumsuzluklara karşın ve görülen o ki normale dönüyoruz inşallah. Ancak önlem almak zorundayız sürekli.

 
BİR SEFERBERLİK YAŞADIK ANCAK
Bizim büyükler, nineler SEFEN BİRLUK derdi. Aslında bu sözcük daha da güzel. Evet en önemlisi BİRLİK... Birlik ve dayanışma. Savaşta da barışta da birlik. Osmanlının son zamanında 1.Dünya Savaşında SEFERBERLİK ilan edildi. Herkes her şeyi ile savaşa katılacak. Eli silah tutan kadın-erkek, çocuk-genç... Binlerce onbinlerce can verdik. Okullar kapandı , öğrenciler asker şehit. Elde ne var ne yok birleşti, yardım edildi birlik sağlandı.
Kurtuluş Savaşında da sürdü SEFERBERLİK… İşte bu gerçekten SEFER BİRLUK oldu. Yiyeceğini, giyeceğini paylaştı ANADOLU HALKI. Bu gönül bağını gönül dostu gönül ustası Mustafa Kemal Paşası sağladı.
Son üç dört aydır bir seferberlik yaşadık biraz daha farklı. Her seferberlikte olduğu gibi bunda da BİRLİK gerekiyordu. Sevgi ile hoşgörü ile kucaklaşmak yasak olsa bile manevi kucaklaşmak gerekiyordu. Sağlık ordusu çok büyük fedakarlık yaptı, çok şehit verdi ancak politikacılar iyi sınav vermedi. Bu güç günlerde bile ağızlardan ejderha alevi yükseldi. Hiç gereği yokken, güzel söze, hoşgörüye her günkünden daha çok muhtaçken bu güç günlerden bile politik çıkar arandı. Bu günlerde politikacıların söylemleri yazıya döküldü. Yarınlarda bu günleri merak edenler devlet adamlarının sözlerini okudukça ne diyecekler. Bu günlerde günlük tutanlar anılarını yazanlar lütfen olduğu gibi yazsın yalan yazmasın. Belediyelerin çalışmalarını yazsın, nasıl engellendiklerini yazsın. Belediye Örgütünün tanımını yazsın ve yanına olanları da yazsınlar. ŞEHRİN EMİNİ olan başkanın yardım etmesi nasıl önlenir. Çürüyen boruları değiştirmek isteyen başkan nasıl engellenir.
Evet bir seferberlik yaşadık. Yaşı 65’i geçenler tam bir hücre hapsi aldık. Alalım, alalım biz fedakarlık yapalım da bu bir cezaya dönüşmesin. Yaşlılar kolay hasta olur kolay bulaşır o nedenle bu önlem alındı. Doğru, alınsın da o yaşlıların evine hiç genç girmeyecek mi? Onların hiçbir ihtiyacı yok mu? Neyse biz yakınmıyoruz da devlet yöneticisi olan 65 üstü insanlar var onlara sokağa çıkma yasağı var mı? Yoksa onları saraylar villalar korumalar mı koruyor.
Dileriz sona yaklaşıyoruz, normal günler yakın. Ancak CORONA çok canlar aldı fakat bazı dersler de verdi. Sosyal devletin önemi anlaşılmış mı? Sağlık ordusunun önemi kavranmış mı? Yardımlaşma, işsiz kalmak, aşsız kalmak anlaşılmış mı? Devlet kurumlarının eş güdümü kavranmış mı? Örneğin belediyenin görevi sadece sokakları süpürmek, çöp toplamak değildir, anlaşılmış mı? Belediye Başkanı en yakın dostumuz en büyük yardımcımızdır, anlaşılmış mı? O çöplere atılan ekmekler, dökülen yemekler görülmüş mu? Bu bir uyarıydı. Çok daha büyükleri de var. Yangınlar, depremler, seller... Hepsi birer seferberlik gerektirir. Ancak Seferberliği ninelerimizin dediği gibi SEFER BİRLUK olarak bilelim.
 
BUGÜNLER KAYDEDİLDİ YARINLARDA OKUNACAK
Yarın rahmetle anılmak da var, lanetle anılmak da... Sevelim, sevilelim... Yunus gibi Mevlana gibi anılalım. Bolu Beyi gibi değil KÖROĞLU gibi anılalım.
Ekmek dağıtmayı, aş dağıtmayı bile çok görmek. Salt ben bilirim ben yaparım demenin ne din kültürümüzde ne milli kültürümüzde yeri yok. Gelin tanış olalım işi kolay kılalım sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz. Piramitleri yaptıran Firavunların mumyaları kalmış, ne işe yarar. Bir hükmü var mı?
Bu salgın, bu pandemi çok canlar aldı belki daha da alacak. Gidenleri rahmetle analım, cana can katanları, canını feda edip yaşatanları saygıyla analım. Dileriz güzel günler geldi. O zaman sevginin kadrini daha iyi bilelim.


Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.