21.10.2021, 10:21

BÜYÜKLÜK ODUR Kİ…

Özellikle telefonlarda bulunan ‘’fabrika ayarlarına dön!’’ işlemini yaptığınızda bütün hataları ve yanlış düzenlemeleri tamamen silerek eski ayarlarına dönüyor. Sanırım artık en ihtiyacımız olan komut şudur; ‘’Türkiye’m fabrika ayarlarına dön!’’

Büyük bir kırılganlık yaşıyoruz. Kimse mutlu olmadığı gibi üstelik büyük karamsarlık içerisindeyiz. İnsanı, canlılardan ayıran özelliklerden olan; akıl, düşünme, vicdan, empati, sevgi, dürüstlük gibi çok değerli kavramların ancak tarifleri ile kalarak anlamsızlaştırıldığı bir dönemdeyiz. Yakında anlamları da değişirse şaşırmamalıyız. Ama artık bu kadarına da pes demeli ve izin vermemeliyiz.

Özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramlarının yer aldığı ve Türkiye’nin de 1949’da imzaladığı İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde ‘’Yaşamak, hürriyet ve kişi emniyeti her ferdin hakkıdır’’ diye belirtilmiştir. Buna rağmen; ülkemiz kan gölüne dönse, dışarıdaki Sykes-Picot’çular (gizli antlaşma) gibi içeride de birçokları ellerini ovuşturarak ve göbek atarak izlerler. Etnik, mezhepsel ayırımın mimarlarının her zaman işbaşında olduğunu ve açıktan nifak tohumları yaydığını sanırım bilmeyen artık yoktur. Ancak hâlâ fark edilmiyorsa onların başarısından ziyade bizim aymazlığımızdan ya da hainliktendir.

‘’Yanıldık, kandırılmışız vb.’’ şeklindeki sözler devlet adamlığına ve ciddiyetine sığmadığı gibi aynı zamanda da aslında suç teşkil eder. Bu görmemezlik sonucu şehit olan insanlarımızın vebalini kim üstlenecek? Yanılmanın, kandırılmanın bir bedeli olmamalı mı?

Ülkemizin bağımsızlığı emperyalist güçlerce, Amerika, Rusya başta olmak üzere tehdit altındadır. Bazılarının beğenmediği ama dünyanın takdir ettiği gerçek lider 1920’de ne demiş; ’’ Bir Millet, kendi kuvvetine dayanarak, varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.’’ Hiç yanılmamış, hiç kandırılmamış bir Lideri unutturmaya çalışanlar, yanılmışız, kandırmışlar diye daha çok söylenirler. Vakit geç değil, çözüm; Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönmekten ve Kemalizm’e sarılmaktan geçer.

Liderin belirttiği üzere kendi kuvvetine dayanmak anlamında, ulusal savunma sanayiindeki olumlu gelişmelerin olması sevindiricidir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan sonra uygulanan silah ambargosu sonrasında TSK’nın yaşadığı olumsuzluklar üzerine ders çıkartılması ve önce birkaç rütbeli subay tarafından oluşturulan sonrasında da 1987’de vakfa dönüştürülerek Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ismi altında ulusal savunma sanayiinin gelişmesi gelecek için ümit vermektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan uçak fabrikası ve silah sanayii gelişimine devam edilebilseydi 1974 sonrası krizi de yaşamadan atlatılmış olunacaktı.

Türkiye, coğrafi konumu ve stratejik öneminden ötürü askeri bakımdan güçlü olmak ve dolayısıyla dinamik bir orduya sahip olmak zorundadır. Güçlü ordu da ancak üstün teknolojiye haiz savunma sanayi ile mümkün olabilir. Son dönemde bu yöndeki çalışmaları yok saymamakla birlikte yerli ve milli savunma sanayiinin gelişiminin çağın da ilerisinde olma ihtiyacı vardır.

Bozulan bir ayarımız da empati (duygudaşlık) yapabilme yetimizin kalmayışı. Bir gün herhangi bir konuda aynı düşündüğünüz kişi ile ertesi gün farklı düşündüğünüzde, ki çok normaldir, kırılganlık, tahammülsüzlük gösteriyor, sanki her konuda birebir aynı düşünmek zorundaymışsınız gibi.

Bazılarında da öyle bir ego oluşmuş ki, ‘’Ben bilirim, en büyük benim, en iyi ben konuşurum, en iyi yerlere ben layığım,” diyerek adeta ‘ben’ manyağı olmuş. Biraz empati yapsalar herkesin bir değer olduğunu görecekler. Ama onun baktığı ayna kendisini dev, başkalarını cüce gösteriyor.

Bu konuda Mustafa Kemal 1909’da ‘’Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Önünde sonsuz engeller yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, araçsız, hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacak, ondan sonra da sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin” demiş…

Anladınız mı ‘ben’ manyağı çok büyük adamlar? Nasıl büyük olunuyormuş. Şunu belirtmemde fayda var. Atatürk çok nahif olduğundan ‘kimseye iltifat etmeyeceksin’ demiş, meali aslında kimseye yalakalık, yağcılık yapmayacaksındır.

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 03 Aralık 2021
İmsak 05:51
Güneş 07:22
Öğle 12:16
İkindi 14:39
Akşam 17:00
Yatsı 18:26
12
açık