BÜYÜKŞEHİR, KÜÇÜK ŞEHİR BELEDİYELERİMİZ NASIL ÇALIŞIYOR?

 

BELEDİYE, EN ESKİ DEMOKRATİK BİRİMDİR, ANCAK…

Şehirlerin yönetimi farklıdır, yüzyıllarca önceden. Özellikle doğu toplumlarında kent yönetimi, şehir yönetimi farklı.  Batıda sınıfsal yönetim ağırlıklı olduğu için kent yönetimlerinde demokrasi zor görülür. Bilindiği gibi Roma’da ve Atina’da kent yaşamı daha da belirgindir. Kentli köylü farkıdır. Ancak kentte de olsa köyde de olsa sosyal sınıflar tam bellidir.  Adı demokrasi olsa da sınıf farkı olunca bugün anladığımız demokrasi pek yok. Ancak kent yaşamı var. Bu nedenle kent yönetimi devlet yönetiminden de farklıdır.  Kentin düzeni, temizliği, asayişi…

Doğu kentlerinde durum biraz daha farklı. Doğudaki kentlerde, büyük şatolar, görkemli saraylar pek yok. Bu nedenle Asya tipi toplumlarda sınıfsal yönetim daha az görülür. Bu nedenle kent yönetimi ayrı özellik taşır. Kentin teslim edildiği bir yönetici var. ŞEHREMİNİ, ŞEHRİNEMİNİ... Yani kentin teslim edildiği bir görevli. İşte bu görevli BELEDİYE BAŞKANIYDI... Kral, padişah, vezir… Onlar devleti yönetir, kentin yöneticisi farklıydı. Halk bu yöneticiye daha yakındı, bu yönetici de halka daha yakın. İşte bu nedenle daha demokratikti.

Bu nedenle belediye başkanlığı çok eski bir yönetim birimidir.

GÜNÜMÜZDE BELEDİYELERİMİZ

Bu eski gelenek sürmeli. Belediyeler halka en yakın demokratik kuruluşlar olmalı. Seçimle geldiklerine göre bu demokratik yapı korunmalı. Elbette devlet yönetimi var, oraya bağlıdır da belediyelerin özel yapısı ve statüsü korunmalı.  Halkın oyunun değeri korunmalı. Devlet yönetimi, hükümet belediyeye demokratik ölçüler içinde yaklaşmalı.

Merkezi yönetimler biraz fazla egemenliği ele geçirmek isteyince, bir de devlet yönetiminde demokratik eğilimler biraz zayıflamış. Tek adam yönetimine kayma varsa belediyeler bayağı sıkıntı çeker, demokratik özellikleri zedelenir.

Gittikçe daha çok demokratikleşmemiz gerekirken daha çok uzaklaşıyoruz demokratik yapıdan. Sık sık yasalar değişiyor, yapılar değişiyor belediyeler özerkleşmeden uzaklaşıyor, merkezi yönetimin denetimine giriyor.

Belediye seçimleri merkezi yönetimle ters düşerse merkezi yönetim değişik yöntemlerle seçimi istediği sonuca ulaştırmak için değişik yöntemler dener. İstediği sonucu almak için seçimi iptal eder, seçim yasalarını değiştirir ve halk “Biz ne yapsak sonuç değişmiyor” diye bir umutsuzluğa da kapılabilir.

Kentler büyüyünce belediyelerin de işi zorlaşmıştır. Bu nedenle büyük kentlerde birbirine yakın ilçeler, iç içe geçmiş ilçeler olunca BÜYÜKŞEHİR uygulaması doğmuştur. Büyükşehre bir belediye başkanı, ona bağlı ilçe belediye başkanları. Olabilir. Batılı gelişmiş ülkelerde bu uygulamalar başlamıştır. Biz de örnek aldık. Büyük kentlerimizde bu uygulamayı başlattık. Ankara, İstanbul, İzmir gibi... Sonra Samsun... Kocaeli gibi büyük şehirlerde de bu uygulamalar oldu.  Ancak merkezi yönetimler seçim endişesi ile değişik yol ve yöntemler aradı. Büyükşehir özelliği taşımayan birçok şehir uydurma gerekçelerle tüm ilçeleri ve köylerini de kapsayarak BÜYÜKŞEHİR yapıldı.  En uzak en ücra köyler bu gerekçeyle mahalle oldu, köyler kent oldu. Bu uygulama hizmet için olsa neyse de seçim için olunca yüzlerce yıllık geçmişi olan köyler kentin mahallesi oldu.  Bu köyler kentin mahallesi olur mu? Köyler kent olabilse neyse de köylerden salt su parası toplamak, sulara sayaç takmak, köylere ana yollara çöp vagonları koyuldu ve köyler kent oldu.

BÜYÜKŞEHİR KÜÇÜK ŞEHİR NASIL ÇALIŞIYOR

Büyükşehir en uzak köylere ulaşıyor, mahallesi ya... İlçe belediye başkanları büyükşehrin memurları oldu.  Üstelik BÜYÜKŞEHİR... KÜÇÜKŞEHİR  ayrı parti ise  başka sorunlar da çıkıyor.  Küçük şehir istediği gibi çalışamıyor. Büyükşehir için de sorun oluyor. Hani çok büyük kentler için bir şey diyemiyoruz da şu uydurma büyükşehir olanlar ne yapacak

Kimi küçük şehirler yanı ilçeler, nasılsa büyükşehre bağlı diye onlar beldeleri ile hemen hiç ilgilenmiyor. Büyükşehir belediye meclisi toplantılarına katılır, ya dinler ya da birkaç söz eder gelir. Tüm sorumluluğu büyükşehire yükler kendisi kenara çekilir.

İster büyükşehir olsun ister küçük şehir belediyeler belediye olarak çalışmalı,  başkanlar belediye başkanı olarak görev yapmalı. Nasıl mı yapacak… Belediye başkanı sürekli halkın yanında olmalı. Çok lüks arabaları var. Haftanın belli günleri beldesini dolaşmalı. Sokaklarını, mahallelerini gezmeli. Temizliğini, düzenini, halkın sorunlarını yerinde görmeli. İsteklerin ajandasına bizzat not etmeli, ha sakın sigara kutusuna, küçük not kağıtlarına not edilmemeli, onlar kaybolur atılır. Ha sakın ha  “Git zabıta bak, git yardımcım bak, ben konuklarımla bir çay içeyim” dememeli. Halk başkanını sürekli yanında görmeli. Bu arada ayraç açıp söyleyeyim… Bizim büyükşehir belediye başkanımız sık sık bu tür geziler yapıyor.  Ancak onun için bu çok zor. Alt belediyeler çok daha kolay gezebilir görebilir. Onlar aldıkları notları, ajandaları ile birlikte her toplantıya götürüp görüşmeli.

YASALAR BİRKEZ DAHA GÖZDEN GEÇİRİLMELİ

Büyükşehirler büyük şehir olsun da şu yüzyıllık bin yıllık köyler bırakın köy olarak kalsın, onlar kentin mahallesi olmaz. Koskoca TRABZON’umuzun hiç köyü yok. Köyü olmayan bir il olur mu? Bazı büyük şehirler büyük şehir değil, İL BELYEDİYESİDİR. Eğer o köylerden ayrılamıyorsanız BÜYÜKŞEHRİ İL BELEDİYESİ yapın ve köyler köy olarak kalsın. Kent gibi hizmet mi götürmek istiyorsunuz, olsun belediyeye bağlı köyler olsun. Su verin, yol yapın başka belediye hizmetleri götürün de KÖYLER KÖY kalsın. Gerçekten kentin mahallesi durumuna gelmiş köyler varsa onları da mahalle yapın.  Yıllar önce bir proje vardı; KÖYKENT diye değişik bir uygulamaydı.  Bu yoldan giderek köyleri kent mi yapmak istiyorsunuz, yapın. Kalkınma ve ilerleme için ne isterseniz yapın kimse elinizi tutmaz. Yeter ki geleneksel kültürümüzün kimi öğelerini rahat bırakın… Köylerimizi istiyoruz... KÖYLERİMİZİ GERİ VERİN.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.