BÜYÜKŞEHİRLERDE ‘KIRSAL YERLEŞİK ALAN’ UYGULAMASI

Bu köşeden, yerel nitelikte olan kamu hizmetlerinin temel bağlayıcı kuralları üzerinde değerlendirmeler yapmaya gayret ediyoruz.
Bu çerçevede, zaman zaman mahalli müşterek nitelikte hizmet sunucuları olan yerel yönetimler, özellikle de belediyelerin sorunlarına değiniyor, bazen de bu yerel nitelikteki hizmetleri etkileyen hususlara değiniyoruz.
Geçen hafta, ‘Kırsal Mahalle’ kavramı üzerinde durmuş ve bu uygulamanın vatandaşlara sağlayacağı avantajlara değinmiştik.
Bu hafta ise, ‘Kırsal Mahalle’ uygulamasının tamamlayıcısı olduğunu düşündüğümüz “Kırsal Yerleşik Alan” uygulaması üzerinde duracağız.
‘Kırsal Yerleşik Alan’ kavramı daha çok imarla ilgilidir. Bir yerleşimin kırsal yerleşim özelliği devam edip etmediğine büyükşehir belediye meclisi karar verecektir. 
6360 Sayılı Kanun ile büyükşehir statüsü alan ya da mevcut büyükşehirlerde, büyükşehir belediyesi sınırı il mülki sınırı olduğundan, bu illerde, “kırsal yerleşim özelliği” devam eden yani eski statüsüyle “köy” niteliğinde olan bir çok yerleşim mevcuttur.
3194 Sayılı İmar Kanunu’na göre, büyükşehir belediyesi sınırının il sınırı olması nedeniyle mahalleye dönüşen ve nüfusu 5.000’in altında kalan yerlerin kırsal yerleşim özelliğinin devam ettiğine karar verilen alanlarda büyükşehir belediye meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar; yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile mahallede oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, köy fırını, kahvehane, lokanta, tanıtım ve teşhir büfeleri ve mahalle halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatiflerin işletme binası gibi yapılar için yapı ruhsatı aranmayacaktır.
Esasında, kırsal niteliği olan yerlerde vatandaşların avantajlardan tam olarak yararlanabilmesi için geçen hafta mevzu ettiğimiz ‘Kırsal Mahalle’ ile ‘Kırsal Yerleşik Alan’ uygulamalarının aynı anda hayata geçirilmesi uygun olacaktır. Aksi uygulama çelişkileri ve uygulama zorluklarını beraberinde getirecektir.
Mali avantajları nedeniyle, vatandaşlar tarafından kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan ilanı için yoğun bir talep olacağı ortadadır. Bu nedenle ilçe ve büyükşehir belediyelerinin bir araya gelerek, kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan ilanı için somut ve objektif kriterler belirlemesi, gelen tekliflerin bu kriterler çerçevesinde değerlendirilmesi uygun olacaktır. Bunun yanında, bu uygulamalara geçişte, kentlerin geleceği ve belediyelerin mali yapılarının bu durumu ne derece kaldıracağı üzerinde de durulmalıdır.
Kırsal mahalle veya kırsal yerleşik alan ilanı için somut ve objektif kritere örnek olarak; ilanın yapılacağı alanda yaşayan nüfus için kişi başına düşen gelir; bu alanda ikâmet edenlerden sosyal yardım alanların, bu alanda yaşayan toplam nüfusa oranı; alandaki işsizlik oranı vb. ekonomik kriterler ile ilçe merkezine uzaklık verilebilir.
Bu kriterlerin belirlenerek ilan edilmesi ve yapılan başvuruların bu kapsamda değerlendirilmesi, yerel siyasi baskı ve talepleri önemli ölçüde önleyecek ve disipline edecektir.
Aksi durum gerek mahalleler arası gerekse ilçe belediyeleri ile büyükşehir belediyesi arasında gereksiz çatışmalara, hatta siyasi polemiklere neden olacaktır.
Yerel siyasi etkilerle, köy veya belde belediyesiyken mahalleye dönüşerek tüzel kişiliğini kaybeden her mahalle hakkında bu kararın alınması, ekonomik zorluklar içinde olan belediyelerimizin bu manada daha da sıkıntılı bir döneme girmesine neden olacağı gibi, siyasi ayrımlar yapılarak alınan kararlar da vatandaşın belediye idaresine olan güvenini zedeleyecektir.
Sonuç olarak, alınacak kararlarda öncelikle mahalli müşterek ihtiyaçlar, kentsel dönüşüm ve şehirleşme kriterlerinin ön plana alınması, sağlıklı gelecek planlamasının temelidir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.