Cahit Turhan neden azledildi?

  Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, Cuma’yı Cumartesi gününe bağlayan gece saat 02.00’de Cumhurbaşkanı tarafından görevden alındı ve o saatte görevden alındığı resmi gazetede yayınlandı.
Bakan Turan’ın sabah ezanından birkaç saat önce sessiz sedasız görevden alınması, azledilmesi farklı yorumlara neden oldu. 

cahit-turhan-001.jpgCHP grup başkan vekili Özgür Özel, ‘İki gram mürekkeple gelen iki gram mürekkeple gidiyor. Cahit Turhan, bu rejimin kötülüğünü rencide edici görevden alma kararıyla yaşadı. Cahit Turhan neyle suçlandı? Kendisini nasıl savundu ve nasıl karar verildi bilmiyoruz. Çünkü ortada şeffaf bir yönetim yok. Arkadaşlar; bu memlekette, bu mevcut düzende Kanal İstanbul ihalesini ertelemedi diye gece saat 02.00’de bakan görevden almazlar. Büyük ihtimalle ihaleyi alan firmada bir yanlışlık(!) olmuştur. Bu düzende bunun cezasını sabaha bırakmazlar’ dedi.
   Hükümete yakın Sabah Gazetesi’nin başyazı Mehmet Barlas ise, bakan Turhan’ın görevden alınmasını Kanal İstanbul’un ilk ihalesine bağladı ve şöyle dedi;
‘Zamansız ihale. İşyerleri kapanırken, insanlara evde oturmaları önerilirken ve şehirlerarası yolculuklar bile kısıtlanırken ve ayrıca işletmelerin ekonomik darboğazları aşmaları için 100 milyarlık bir fon ön tedbir olarak tahsis edilirken, Kanal İstanbul için ihale açmak en azından gündemin farkında olmamak anlamına gelmiyor mu?  Sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Cahit Turhan’ın görevine son verdi yerine bakan yardımcısını atadı. Görevden alma sebebi açıklanmadı. Ama yaygın kanaate göre, sebepsiz zamansız ve yersiz Kanal İstanbul ihalesiydi’.
Gazetemiz muhabiri Levent Ustabaşı ise Başkent kulislerinde kulaktan kulağa bir başka iddianın fısıldandığını söylüyor. Bu iddiaya göre, Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan; eski başbakan ve bakanlardan Binali Yıldırım’ın Ulaştırma Bakanlığındaki ekibini tasfiye ettiği ve etmeye devam ettiği için, bu nedenle Yıldırım ve ekibinin baskısı ile görevden alınmış!
  Mehmet Cahit Turhan’ın, görevden alınmasının gerçek nedeni açıklanır mı açıklanmaz mı, bilemiyoruz. Sabah yazarı Mehmet Barlas, ihalenin zamansız olduğunu ve bakanın ihale nedeniyle görevden alındığını söylüyor. Su üstündeki nedenler üç aşağı beş yukarı yazılıp çiziliyor. Ancak bu olayın bir de perde arkası nedenleri olması gerekir. Perde arkasında bu görevde alma işi bir kurgu olmasın?
  

Karaismailoğlu kimdir?

karaismailoglu.jpgCahit Turhan’ın bakanlıktan azledilmesi ve yerine Trabzonlu olan bir bakan yardımcısının getirilmesi sonrasında, bakanlık kadrolarında ve işleyişinde köklü bir değişikliğe gidilmeyeceği söyleniyor. Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandıktan sonra, Büyükşehir Belediyesi genel sekreter yardımcılığından istifa eden ve Ulaştırma ve Altyapı bakan yardımcılığına getirilen Adil Karaismailoğlu, AKP’nin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden gelen ekibine yakın bir bürokrat.  Karaismailoğlu, Erdoğan’ın Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde belediyede işe başladı ve uzun süre büyükşehir belediyesinde farklı görevlerde bulundu. Trabzon Lisesini sonra KTÜ Makine Bölümünü bitiren Adil Karaismailoğlu’nun ilk yurt içi gezisini memleketi Trabzon’a yapacağı öğrenildi.

                                          ***************

   Cevaplanması gereken ciddi sorular ve konuyla ilgili kuşkular olsa da bir virüs kapitalist Batı medeniyetinin durmaksızın işleyen çarkını büyük ölçüde durdurmuş gibi görünüyor. Otoyolda son sürat giderken lastiği gümleyen bir Kafkas TIR'ı gibi iyice yavaşlayıp durdu o mekanik döngü. Ve insanlar için korku dolu sessiz bir bekleyiş başladı.
   Aslında II. Dünya Savaşını sonunda Amerikan'ın Japonya'nın Hiroşima ve Nagazaki şehirlerine atom bombası attığında da bu türden derin bir sessizlik olmuştu dünyada.
1991'de Berlin Duvarının yıkıldığı ve akabinde Sovyetler Birliğinin siyasî yapısının dağıldığı 90'larda da bu denli tedirgin olmasa da bir bekleyiş olmuştu.
2001 yılında New York'taki Dünya Ticaret Merkezinin bulunduğu ikiz kulelere uçaklarla yapılan dehşetengiz saldırıların akabindeki tedirgin bekleyiş Amerika'nın Afganistan'ı ve Irak'ı işgaliyle sona ermişti.
2020'deki coronavirüs salgını ise insanlarda hiç olmadığı kadar büyük bir paranoya oluşturmuşa benziyor. Coronavirüs tıpkı matematikteki koca bir denklemin operasyonel 0 (sıfır) sayısıyla çarpılması ve sonucun sıfıra eşit olması gibi öngörülmesi zor yeni bir durum ortaya çıkardı. Bunun Batı medeniyetinin tümüyle iflasının olup olmadığı, dünyadaki güç dengesinin Batı'dan Doğuya kayıp kaymadığını ise bize zaman gösterecek. Batı medeniyetinin dijital çağa uyarlanmış yeni bir paradigma ile kendisini etkisi altına aldığı ülkelere kabul ettirip ettiremeyeceği ise esaslı bir medeniyet sorunsalı gibi görünüyor. 
(Metin Kondel)

                                             ******************

   Küçük dev kadın Sabire (Nohut) Pirhasoğlu, rahmetli anneannem muhacirlik ve birinci dünya savaşı, Dersim harekatında eşini kaybediş, ikinci dünya savaşı ve yokluk dönemlerini yaşamıştı. Patates soyarken çok özenirdi, incecik soymak için. Sorduğumda "Öyle soyacan ki kabuğun arkasından ışığı görecen" derdi.
Bir sözü vardı ayrıca israf edenlere ve ben bu sözü defalarca hatırladım, yazdım da. Tam onun dediği gibi cuk oturan bir durumu yaşıyoruz;
"-Uşuğum, ALLAH bizi yoklukla terbiye etti, siz bollukta terbiye edileceniz".
Rahat uyu, rahmetin boldur senin benim dilememe gerek yok. İbadetinde gösterişsiz ve devamlı, üreten ve kursağından tek haram lokma geçmemiş büyük insan. 
(Dr. Mahmut Haydar Ustaoğlu)

                                                   ***************

Doktorunuzdan bir anı!

Doktorlar bazı hastaları hastaneye yatırmadan belli aralıklarla kontrole çağırarak tedavi ederler, buna; "ayaktan tedavi" derler.
Bir gün akşama doğru orta yaşlı karıkoca muayenehaneme uğrar, Trabzon Numune Hastanesi'nden geldiklerini, kadının böbreklerinden rahatsız olduğunu söylerler.
Hastanedeki doktor film çektirmiş, tahlil yaptırmış, "seni ayaktan tedavi edeceğim" demiş, reçete yazmış, bir hafta sonra kontrole çağırmış. Karıkoca hastanenin kalabalığından olsa gerek doktora başka bir şey soramamışlar, reçeteyi alıp çıkmışlar. Fakat yolda doktorun söylediklerine bir anlam verememişler. Araklı'ya gelir gelmez muayenehaneme uğradılar. Kadın: "Doktor Bey, Numune Hastanesi'nden geliyoruz, böbrek rahatsızlığından muayene oldum ama oradaki doktor beni ayaktan tedavi edecek, benim ayaklarımdan bir şikayetim yok ki..." dedi. Durumu açıklayınca rahatladılar.
(Dr. Kemal Küçükali)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.