Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

ÇANAKKALE ZAFERİMİZ BÖYLE ANILMAZ, BÖYLE KUTLANMAZ!

103.YILDA DA HALA ANLAŞILAMADI YA DA ANLAŞILMAK İSTENMİYOR
Geçen hafta bugün Çanakkale deniz savaşlarının ve zaferinin 103 yılıydı. Ben yazımda bu konuya değinmedim. “Bir bakalım bu yıl nasıl anılacak” diye düşündüm. Üzülerek belirteyim ki aziz şehitlerimizin kemikleri sızladı. Bu zafer onuruna yakışır biçimde anılmadı. Cuma günü Cuma namazında Çanakkale zaferinden söz edildi. Ancak dünyanın hayran olduğu bu yüce zaferin komutanı yok. Askerlerin kahramanlıkları, şehitlerin yüceliği anlatıldı. Elbette şehitlik yüce, askerler kahraman da bu savaşın komutanı, komutanları yok mu? Çanakkale Zaferi denince elbette Gazi Mustafa Kemal akla gelir. Bu gerçeği dünya da böyle bilir. “Efendim 18 Mart deniz zaferinde Mustafa Kemal yok”... Öyle mi? Evet deniz savaşlarında doğrudan kara savaşlarının etkisi çok yok. Oysa denizden geçecek savaş gemilerine karadan saldırılıyor, geçit verilmiyor. Deniz savaşı zaferle sonuçlanınca düşman karaya yöneldi ve savaş sonuçlandı. Kara savaşının olağanüstü komutanı Mustafa Kemal. Mustafa Kemal general değil, albay. Ancak Alman general başarısız olunca Mustafa Kemal yönetimi ele alır ve dünya savaş tarihine olağanüstü bir sayfa yazılır ve Çanakkale zaferi sonuçlanır. İste Çanakkale’de Mustafa Kemal’in yeri bu.
Cuma günü Cuma namazı için camideydim. Can kulağı ile dinledim hutbeyi, hatibi. Çanakkale olağanüstü bir olay, manevi bir mucize ancak komutan yok. Deniz zaferi ise yine komutan gerekli. Çanakkale’deki komutanlar daha sonra Kurtuluş Savaşına katılan, Mustafa Kemal’in arkadaşlarıdır. Hocamın dili varmıyor Mustafa Kemal’i anmaya.
Resmi törenler de çok gösterişli ancak bu savaşı kim yönetmiş?  Elbette devletin başında padişah var. Asıl başkomutan o olmalı.  Duydunuz mu V. Mehmet Reşat. Padişah o. Vezirler de var. Devlet böyle yönetiliyor. Ancak ne padişah ne vezir bilmez Çanakkale’yi. Hani Osmanlı hayranları vurgulasın onların başarılarını, varsa.

MALAZGİRT'İN, MOHAÇ'IN VE İSTANBUL’UN FETHİ, KOMUTANSIZ MI?
Türk tarihinde ve insanlık tarihinde çok ünlü savaşlar, büyük zaferler var. Elbette bu savaşlarda askerlerin olağanüstü başarıları var. Ancak komutanları olmasa, onların eşsiz yönetimi, komutası olmasa zafer kazanılır mıydı? Efendim Çanakkale zaferinde askerlerin büyük manevi gücü vardı. Topluca namaz kılıyor, elde Kur’an savaşıyorlardı. Doğrudur bu gerçeği yüce komutan Mustafa Kemal de vurguluyor. Ancak o ordular Balkanlarda, Ortadoğu’da birçok cephede hatta Sarıkamış’ta neden yenilmiş. Yıllarca yenilmiş? İmansız mı idiler. İnanmıyorlar mıydı? Bu soruyu sormak aslında Türk askerine bir saygısızlık olur. Ben inanıyorum ki bizim ordumuz bizim askerimiz hep inançlıdır. Yönetim hatası devletin düzeni onları başarısızlığa itmiştir.
Çanakkale zaferini kutlarken çocuklarınız sorarsa size “Baba bu zaferi kazanan komutan kim?” nasıl yanıt vereceksiniz? Mohaç’ın, Malazgirt’in, İstanbul’un fethinin komutanı var. Çanakkale’nin yok mu? Çanakkale zaferi göklere çıkarılır da Sakarya, Büyük Taarruz, hutbelerde neden öylesine bir geçiştirilir?
Etmeyin efendiler… Öğretin yavrularımıza, gençlerimize, atalarımızı, başarılarımızı. Yalan konuşmayın, karalamayın tarihimizi ve büyüklerimizi. Kendine güvensiz, yalanla yanlışla yetişecek gençlerle bu yurt savunulmaz. Çanakkale’de 250 binin üzerinde şehit verdik. Çanakkale’ye bu ölçüde kemik yığını sığar mı? Eğer Çanakkale’yi gerçek görüntüsü ile yansıtmazsanız o kemikler sızlar. Kanla yoğrulmuş o topraklar haram olur. Bu törenler siyasal nutuk alanları olmamalı. Bu törenlerde her görüşten her bölgeden insan el ele omuz omuza törene katılmalı. O sırıtan siyasal görüntüler şehitlere büyük bir saygısızlıktır. Bu savaşa salt Türkler ve Müslümanlar katılmadı. Hatta karşı cephede bile ezan sesleri duyuluyordu. Bu savaşta komuta kademesinde Almanlar var.
Asıl önemlisi nedir bilir misiniz? Savaşarak geçemedi itilaf devletleri, geri çekilmek zorunda kaldı da çok kısa bir süre sonra Osmanlı devlet yönetiminin kabul ettiği MONDROS silah bırakışması ile savaşsız adeta ellerini kollarını sallayarak iki boğazı geçip İstanbul’a vardılar. Onların boğaza girişini izleyen yüce komutan “Çanakkale geçilmez” yazdırtan, “Geldikleri gibi giderler” dedi ve öyle de oldu. Kurtuluş Savaşı bitti, ülke kurtuldu İstanbul’dan ve boğazlardan geldikleri gibi gittiler. İşte gerçek komutan bu. Yoksa kendini garantiye alıp çekip giden, sığınan Osmanlı Hükümdarı gerçekten bu ulusu temsil edemezdi.
YILLARDIR BU YANLIŞ YAPILIYOR, CİDDİ BİR TEPKİ YOK
“Yunanlılar kazansa daha iyi idi” diyebilen bir şrfz devletin en yüce katkında kabul görüyor. “Çanakkale’den keşke geçilseydi” diyebilen kişiler hala yazar diye geçiniyor. Gerçeklerle o büyük komutan o yüce lideri yok edemeyeceklerini anlayanlar yalanlara sığınıyor, sahtekârlara başvuruyor. Ülkesini, ulusunu, ulusunun tarihini ve değerlerini bilmeyen kabul etmeyenler HAİNDİR. Bu ülkede milyonlarca yurtsever olduğu gibi binlerce hain de vardır. Ne acıdır ki bu hainler kimi kez daha cesur. Öyle rahat yalan söylüyorlar ki karşılarına yurtsever, dürüst namuslu insanlar çıkıp yurt gerçeklerini haykırmıyor.
Zaferlerimizi de bozgunlarımızı da gerçek biçimde öğrenelim, öğretelim ve ona göre yurdumuza sahip çıkalım. Bir kez daha yürekten başta Çanakkale’nin yüce komutanı Mustafa Kemal Atatürk’ü aziz şehitlerimizi ve tarihimizdeki şanlı dedelerimizi rahmetle ve saygı ile anıyorum. Gelecek yıllarda hutbelerde de meydanlarda da, camilerde de, okullarda da gerçekler anlatılsın. Bu bilgiler halkı ve ulusu birbirine yaklaştırır kenetler. Kıymayın bu ülkeye, ulusa ve halka.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.