H. Kamil ATAMAN

H. Kamil ATAMAN

CELİL HEKİMOĞLU’NUN İSTİKRARI!

                                        

                Celil Hekimoğlu yaptığı her işi plan-program dahilinde gerçekleştirmeye çalışır ve bunda da başarılı olur. Hedeflediği şeylere ulaşmak için zamanı harcamaktan çekinmez.

                İş hayatındaki başarılı çizgisini, spor alanında da uygulamaya çalışmakta. Başarılı işlere imza atmak için her şeyini ortaya koyacak kadar da korkusuz cesur bir kişiliktir.

                Hekimoğlu Trabzon Kulübü yıllar öncesinin bir projesidir. Birçok tecrübe birikiminin sonucudur.

                Yıllar önce Doğanspor’da başlayan spor adamlığını günümüze kadar başarıyla yürüttü. Amatörde mücadele ederken sadece kendi kulübüne değil, diğer tüm kulüplere de maddi manevi desteğini hiç esirgemeden vermiştir. Kendisine rakip olan kulüplere de.

                Amatör yöneticilik yaparken, Trabzonspor’da da yöneticilik yapmıştır ve burada profesyonel spor yöneticiliğini tecrübe edinmiştir. Bunların hepsini bir sistematik içerisinde yapmıştır.” İnce eleyip sık dokumayı” bu tecrübelerinden öğrenmiştir.

                Bir dönem Trabzonspor Başkanlığı için yarışa girmiştir ama seçilmemesi için yapılan olaylar sonucunda, siyasi güçlerinde katkılarıyla seçim kaybettirilmiştir. Birlikte çıktığımız o yolculukta kazandığımız edinimler geleceğine ışık tutmuştur. Kırılmıştır, yıkılmıştır ama asla pes etmemiştir.

                2018-2019 sezonunda Düzyurtspor’u satın alarak adını Hekimoğlu Trabzon olarak değiştirerek yola çıkmıştır. Herkes gibi bende hemen büyük transferler yaparak sansasyonel işlere kalkışacağı yanılgısına düşmüştüm.

                Bir dost sohbetinde karşılaştığımızda dertleşiyorduk. Konu takımın hedefine geldi.

                Celil Hekimoğlu şöyle konuşmuştu:

                “Kamilciğim aceleci davranmanın hiçbir anlamı yok kazancıda olmaz. Hedefleri yıllara yaymak zorundayım yoksa başarı yakalayamayız, yakalasak da geçici olur. BU yüzden bir plan doğrultusunda hedefime ulaşmaya çalışacağım. İlk önce tesisleşmeyi tamamlayacağım, ekonomik yapıyı oluşturacağım kurumsal bir yapıya dönüşümü sağlayacağım. Daha sonrasında sportif başarıları kovalayacağız. Aceleci davranırsam umduğum hedeflediğim hiçbir noktayı yakalayamam.”

                 O gün konuştuklarımızı bugün başarmış durumda. Takımı çok iyi işlere imza atıyor, yaptığı spor kompleksiyle herkesi ters köşe yapmıştır. Yönetim Kurulu üyelerini çok özel kişilerden oluşturmuş durumda. Çoğu Trabzonspor’da ya yöneticilik yapmış ya da yapacak özellikte başarılı isimler.

                Şu anda Hekimoğlu Trabzon çok güzel işlere imza atıyor. Hem ligde, hem de Ziraat Türkiye Kupası’nda yoluna başarılı devam ediyor.

                Teknik direktör konusunu da Osman Özköylü ile çözmüş gibi gözüküyor. Hocada da istikrarı yakalarsa, yakın bir gelecekte Celil Hekimoğlu’nun vites artıracağına adım gibi eminim.

                Celil Hekimoğlu’nun istikrarlı gidişi herkese örnek olmalı!

 

 

                                                                  SORUN OLAN KİM?

                Başkan Ağaoğlu, sessizliğini TRT Spor’da çıktığı programla bozdu. Yaptığı açıklamalar her zamanki gibi zekiceydi. Geçmişe dönük borçlanmalardan başlayınca, bugünlerin sorgulanmayacağını zannetmiş olmalı ama olay bu kadar basit değil!

                Başkan seçildiği günden beri yaptığı her şeyin arkasında olundu. Herkes ağız birliği yapmışçasına yönetimin değil, Ağaoğlu’nun arkasında durdu. Ta ki ŞAMPİYONLAR LİGİ’nden men cezası alana kadar.

                Başkan’ın katıldığı programdaki açıklamaları kendisini aklaması açısından yerindeydi ama bizleri tatmin etmedi! Başkan’ın geriye dönük suçlamaları ve bu suçlamalardan kendisine çıkış bulma salvoları beni hiç etkilemedi. Çünkü bu olayları yıllardır yaşıyoruz. Bahanelerden bıktık usandık, icraat istiyoruz, çıkış arıyoruz!

                Takımın başına geçtiği dönemde finansal sıkıntılar yaşayacağını biliyordu. Zaten bunu düzeltmeyi taahhüt ederek göreve talip oldu, bizlerde kendisine camia olarak desteğimizi verdik.

                Göreve geldiği sezonda takımın kadrosu kötü değildi. Zaten o kadroyu omurga olarak kullandı ve o yapıya göre takviyeler yaptı. Ucuz ve yerinde transferler yaparak takımın hedefini ister istemez yükseklere çekmiş oldu.

                Yeni transferler ve altyapıdan gelen oyuncular harika bir uyum gösterdiler ve güzel işlere imza attılar. Takımda, camiada birden şampiyonluk hayalleri kurmaya başladı. Başkan ise hayal kurmayı tercih etmedi, “şampiyonluk sözü vermiyorum” diyerek kendisine zaman kazandırmayı tercih etti.

                Yine kimselerin çıtı çıkmadı, destek maksimum seviyeye çıktı ve 2020-21 sezonuna gelindi.

                Ucuz transferlerin yanında pahalı transferlerde yaparak takımı savaşçı hale dönüştürdü. Müthiş bir hava yakalandı. Trabzonspor tarihinin en iyi kadrosunu kurdu. İşler iyi gidince daha da pahalı, star oyuncuları kadroya kattı. Takım coştukça, taraftarda coştu.

                Her şey güzel giderken birden Ünal Karaman krizi çıktı ve yollar ayrıldı! Hüseyin Çimşir ile  yola devam edildi ama oda olmadı! Pandemi denilen illetle birlikte takımın havası da, konsantrasyonu da bozuldu. Müthiş takım gitti, yerine bambaşka bir takım geldi. Başarısız sonuçlar alınmaya başlandı. Kurtarıcı olarak getirilen futbolcular bir bir takımı sudan bahanelerle terk etti!

                Ve sonuç hüsran oldu! Başakşehir’e şampiyonluk adeta hediye edildi! Şampiyonluğun kaçmasından sonra hırıltılar çıkmaya başladı. Neyse yine herkes sineye çekti ve çıtını çıkarmadı!

                2021-22 sezonuna hangi parolayla girildiğini kimse bilmiyordu! Takımın omurgası bozuldu, en iyi üç oyuncu ile yollar ayrıldı. Takviye beklenirken bu oyuncuların gönderilmesi, başkana olan güveni de, desteği de bitiriverdi!

                Takım resmen tarumar edildi! Geçen sezon müthiş işler yapan takım gitti yerine sıradan bir takım geldi. Gidenlerin yerine alınan oyuncuların hepsi fiyasko çıktı. Sosa gibi bir yıldız ne edilip, ne yapılıp takımda tutulmalıydı. Maaşı çokmuş! Eeeee, yeri doldurulabildi mi? Kocaman bir hayır!

                Bu sonuçların akabinde başkan tamamen sessizliğe büründü. Bu sürece birde bakan Berat Albayrak’ın istifası eklenince, işler tamamen bozuldu.

                Şimdi göreve Abdullah Avcı’yı getirerek kendisine zaman kazandı. Ara transferde yapacakları hem kendisine, hem de takımına güven kazanacak!

                “Sorun bensem görevimi bırakırım” diyerek kaçış yolu arayamazsın Sayın Ağaoğlu! Sorunları çözmeyi vadederek göreve geldin ve çözmekle de mükellefsin!

                Sorun olan kim bilemeyiz ama sorunları çözecek olan sensin!

 

                GÖNÜL MEKTUPLARI

 

                                                               GÜLE GÜLE ŞERO…

                Mart ayından beri bir illetin pençesindeyiz! Dünya inim inim inliyor!

                Çin’de peydahlanan Covid 19 virüsü, acımasızca genç- yaşlı, kadın-erkek ayırmaksızın yaşamlara son vermeye devam ediyor!

                Neredeyse bir sene oluyor ve bu illete karşı savaşı insanoğlu kazanmaya çalışıyor! İnsanlık inanılmaz bir bilinmez savaşın içerisinde yaşama tutunmak için gayretler gösteriyor.

                Her gün ölüm haberleri almaktan kahroluyoruz. Bu acımasız katil terörün bile önüne geçti. İnsanoğlu her şeyi bir tarafa bırakarak onunla mücadeleye girişti. Biliyoruz ki bu illeti de er ya da geç yeneceğiz!

                Bu zalim ve acımasız süreçte çok yakınlarımızı kaybetmenin acısını yaşıyoruz ve şimdilik yaşamaya da devam edeceğiz. Güçlü olmak, birlikte hareket etmek zorundayız.

                Covid’in ciddiyetini babama ve kız kardeşime bulaşıncaya kadar anlamlandıramamıştım! Başımıza gelince ve o süreci atlatana kadar yaşadıklarımızı anlatmam mümkün değil! Hastanelerde insanların yaşadığı acılara, çaresizliklere tanık oldum… Yıkıldım, kahroldum, çaresizlikten isyan bile ettim!

                Bu süreçte çok yakın dostlarımı, büyüklerimi kaybettim ve kaybetmeye de devam ediyorum! Çaresizlik beni delirtiyor adeta çıldırtıyor!

                Bir hafta önce çok acı bir telefon aldım ve Şerafettin Aydın’ın (ŞERO) bu illetten dolayı hastaneye kaldırıldığı haberi ile yıkıldım.

                Şero, güçlü, korkusuz, savaşçı bir kişi idi. Yılmayacağını ve bu katilin elinden kurtulacağını düşünüyor, buna inanıyordum.

                Ama olmadı!

Katil, Şero’muzu da acımasızca elimizden aldı ve edebi yolculuğuna çıkardı.

Şero bizim neslin en popüler simalarından birisiydi. Sevecen, şen-şakrak, esprili bir ağabeyimizdi. Kimin bir derdi varsa gündüz-gece demeden çözmeye çalışırdı. Üniversiteli kızlar gece yarısı “açız, yemeğimiz yok” diye O’na telefon açarlardı ve hemen Hızır gibi onların imdadına merhem olurdu.

Evinin kapısı herkese açıktı… Saatin kaç olduğu hiç önemli değildi, yeter ki kapısını çal. Hamarattı, evine geleni en iyi şekilde ağırlardı ve asla sitem etmezdi.

Korkusuzdu… Yüreği kadar bileğide kuvvetliydi.

Trabzon’un ilk kafelerinden birisi olan “CAFE BODRUM” Şero’nunmekanıydı. Bütün günümüz orada geçerdi. Futbolcusu, iş insanı, genci, ihtiyarı herkesin buluşma yeriydi. Parası olmayanlar bile gelir kız arkadaşı ile oturur, hesabı ödemeden giderdi. Şero, gençliğin “ŞERO BABA’SI” olmuştu.

Şimdi kendisini sonsuzluğa uğurluyoruz… Bu illet yüzünden son yolculuğuna giderken biz dostları O’nu yalnız bırakmak zorunda kaldık. O bizi anlamıştır ve kırılmamıştır.

Rahat ol Şero… O güzel yerde çok güzel insanlar kapıda seni karşılamak için bekliyor.

Herkese selamlarımızı söylemeyi unutma…

Haaa, Cennet Anama babamın O’nun için kitap yazdığını ilet…

Seni sonsuza uğurladık…

Bir gün buluşmak üzere hoşça kal Şerafettin AYDIN.

 

                                                                     SAYGI…

“İKİ ŞEY İNSANI BİR BÜTÜN KILAR. GÜVEN VE MERHAMET. GÜVEN DÜÜSTLÜĞÜ GETİRİR, MERHAMET İSE SEVGİYİ VE İNSANLIĞI.”

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.