Cezalar dikkat çekici!

Trabzon’un yakın geçmişi birçok şiddet olayıyla dolu. Dünya ve ülke çapında ses getiren cinayetlerden linç girişimlerine, tehdit, şantaj, kamu ihalelerine fesat karıştırmaya kadar pek çok olay.


Bu döneme ilişkin çete ya da suç işlemek amacıyla örgüt kurma iddiasıyla açılan davalar Erzurum’da görüldü. Erzurum 2. Ağır ceza Mahkemesi’nin davalara ilişkin verdiği mahkumiyet kararları ise dikkat çekiciydi.


Erzurum’da görülen dört dava ve sonucuna bir bakalım:


 


İHALE DAVASI


- Trabzon’da kamu ihalelerine fesat karıştırmak ve benzeri suçlamalarla yargılanan Ali Nazmi Başkan ve çok sayıda müteahhidin yargılandığı davada; örgüt lideri olduğu öne sürülen DYP'li Ali Nazmi Başkan'ı 47 yıl 1 ay, müteahhit Mustafa Üçüncü'yü 39 yıl 2 ay, Çarşıbaşı AKP eski İlçe Başkanı Eyüp Kul'u 26 yıl 8 ay, eşi Sibel Çağlar Kul, İsmail Çiçek, Ali Rıza Kar, Hasan Uzuncan, Koşman Köroğlu, Selahattin Eyüpoğlu'nu 12'şer yıl 6'şar ay hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme, Trabzonspor eski başkanlarından Atay Aktuğ ile Necati Başkan, Ali Necati Bankoğlu, Gökhan Bankoğlu, Osman Zeki Kamburoğlu, Avni Kamiloğlu, Murat Dağtepe, Sinan Aydın, Ali Kurban, Muhammet Özyurt, Oğuz Elbistan, Hakan Albayrak, Halit Velioğlu, Mustafa Keleş, Hasan Güven, Ali Kazancı, Zafer Ertem, Halis Özyurt, Hamit Patır, İsmail Salih Bilgin, Mürfit İsak'a 6'şar yıl 3'er ay, Efgan Başkan'a ise 1 yıl 8 ay hapis cezası verdi.


 


ÜÇ ÖRGÜT


- Milli Futbolcular Fatih Tekke Ve Gökdeniz Karadeniz ile eşlerinin otomobilleri ve iş yerlerinin kurşunlanması, Gökdeniz Karadeniz'den 500 Bin Dolar Haraç İstenmesi Ve Resepsiyon Görevlisi Müjdat Üçüncü'nün öldürülmesi olayları ile ilgili yargılanan Hakan Süleyman ve beraberindekiler de mahkum oldu. Hakan Süleyman çete reisi olmaktan, bir kez müebbet ve 42 Yıl 5 ay hapse mahkum edildi.


- Başka bir çete davasında yargılanan “reis” olarak anılan, eski boksör Şeniz Dervişoğlu ve 14 arkadaşı  “çıkar amaçlı suç örgütü” oluşturmak ve diğer suçlardan mahkum oldu. Şeniz Dervişoğlu 34 yıl 3 ay, Akçaabat Sebatspor eski Başkanı Şenol Ayvaz ise 9 yıl 4 ay ceza alırken, çete üyesi olarak suçlanan 14 kişi toplam 172 yıl hapis cezasına çarptırıldı.           


- “Trabzon Otogarı’nda organize suç örgütü kurarak, tekel oluşturmaya çalıştıkları” iddiasıyla yargılanan Şenol Akbulut ve 9 arkadaşı da yine çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Örgüt lideri olarak Şenol Akbulut, toplam 30 yıl hapis cezası aldı.


 


YÜKSEK Mİ YETERLİ Mİ


Bu aşamada avukatların, “verilen cezaların yüksek ve dayanaklarının zayıf olduğu” iddiaları var. Bu dört önemli dava da temyiz edildi. Yargıtay’ın vereceği karar bekleniyor.


Geçtiğimiz dönem Trabzon’u ülke nezdinde ön plana çıkaran, bu kenti bir şiddet ve terör yuvası imajına oturtan olaylar, bu olaylar sonrasında güvenlik ve adli açıdan en üst düzeyde gösterilen ilgi acaba bu kararlarda etkili oldu mu?


Yargıtay ne yapar bilemeyiz. Ama bu davalarda verilen yüksek cezalar sadece bu davalara özgü mü kalacak, yoksa diğer benzeri örgütlü suç davalarına da emsal mi oluşturacak göreceğiz.


 


Sumela ibadete açılır mı


 


AKP, Avrupa Birliği’nin baskısı ile Vakıflar Yasa Tasarısı’nı meclise getirdi. Eski Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in meclise geri gönderdiği tasarı neredeyse aynen geçiriliyor. Tasarının yasallaşması halinde özellikle eski Hıristiyan vakıfları ile artık tarihin derinliklerinde kalan dinci tekke ve vakıflar yeniden hortlatılacak.


Sözgelimi İstanbul’daki hemen tüm adalar azınlık vakıflarına geçebilecek. Bunların arasında neler yok ki.


Belgemizdeki bazı.barkını sayacak olursak, Trabzon’da Sumela Manastırı, Ayasofya Müzesi, Kızlar Manastırı ve daha birçok eser azınlık vakıflarına geçebilecek. Bölge çapında azınlık vakıflarına geçebilecek yerler arasında ise; Artvin Opız Manastırı, Rize Gudea Şevi Manastırı, Bayburt Varzahan Kilisesi de bulunuyor.


Tasarının yasallaşması halinde  bu vakıflar, yurtdışındaki vakıflarla birlikte çalışabilecek. Yurtdışındaki vakıflar ülkemizde şube açabilecek.


Kilise,.manastır ve sinagoglar üçüncü kişilere geçse bile  tazminat ödenmesi sözkonusu olabilecek.


Bugün müze olarak kullanılan Ayasofya, Sumela ve kızlar Manastırı ibadet ve diğer kullanımlar için geri istenebilecek.


 


Ahmedinejad’ın sevinci


 


İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, İran İslam Devrimi’nin yıldönümünde aynen şöyle dedi: “Türkiye’de türbanın üniversitelerde serbest olması, İslam dininin dünyaya hakim olduğunun bir kanıtıdır. Türkiye İslam’a daha da yaklaşmıştır”


Türbanla Türkiye’yi özgürleştireceğini sananlar en güzel yanıt bu.


 


 Bahşiş almadan yapmazsa!


 


Antalya’da, Tapu Kadastro çalışanlarına yönelik bir operasyon yapıldı. Kamu görevlilerinin, yaptıkları işin ardından vatandaştan belirli bir miktar para aldıkları görüntülerle saptandı.


Olay üzerine Kadastro Genel Müdürü Mehmet Zeki Adlı, işi görülen vatandaşların sevinçten çalışanlara bahşiş verdiğini iddia etti. Bunun rüşvet sayılamayacağını söyledi.


Konu hakkında sorular yanıtlayan Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Özak ise, “Rüşvet ve bahşişi birbirine karıştırmamak lazım” diyerek, kamu görevlilerine bahşiş verilebileceği gibi bir yorum yapmış oldu.


Rüşvet ve bahşiş tartışmaları, ne yazık ki toplumsal ve kamusal olarak nasıl bir ahlaki (etik)çöküş ve yozlaşma içinde olduğumuzun somut bir göstergesi.


Yetkililerin konuya yaklaşımı çok acı. (Rüşvet olmasa bile) Bahşişin sanki meşru (geçerli) sayılabileceğini söylüyor yetkililer.


Neymiş efendim, 15-20 YTL rüşvet sayılmazmış. Peki bu memurun günde on kişiden böyle bir bahşiş aldığını hesap edin bakalım. Kaç para ediyor? 150-200 YTL. Ayda ne neye ulaşıyor? 4 bin-5 bin YTL’ye. Bu bahşiş mi şimdi?


Bu resmen rüşvettir!


Her yerde bu tür yanlış işler olabilir. Ama asıl önemli olan yetkililerin, yönetenlerin, siyasal iradenin olaya bakış biçimindeki sakatlıktır.


Genel müdür, İstanbul Mali Müşavirler Odası’nın yaptığı bir çalışmaya göre Türkiye’deki rüşvet sıralamasında tapu ve kadastronun onbeşinci sırada bulunduğunu söyledi.


Yani onbeşinci sırada böyle şeyler oluyorsa, varın kamunun düşürüldüğü ahlak erozyonunu siz düşünün.


 


Emekli subaylara saldırı


 


Emekli subayların türbanın serbest bırakılmasına destek veren MHP’yi protesto etmek amacıyla genel merkez önüne siyah çelenk bırakması sonrasında çıkan olayları izledik.


Siyasal olarak MHP’ye yakın olan bu örgüt, demokratik tepkisini barışçıl bir eylemle ortaya koymaya kalktı. Ama MHP Genel Merkez’inden çıkan bazı gençler, tekbir getirerek çelengin tahtalarını babaları yaşındaki insanların kafasında kırdı.


Demokrasi ve çok seslilik adına utanç verici bir tablo.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.