CHP’deki hesaplaşma!

CHP Trabzon il örgütünde parti içi yarış, çekişme ve mevzi kapmanın önü arkası kesilmiyor. CHP’nin Trabzon’da en güçlü olduğu yer Ortahisar ilçesi… Ortahisar ilçe kongresini kazananın il yönetimi seçiminde bir adım öne geçeceği düşünülüyor. CHP eski merkez ilçe başkanlarından Nuri Aydın ise bu hesabı yapanların yanılgı içerisinde olduklarını söylüyor. 40 yıllık mahallesinde kimilerine göre delege seçilemeyen kendisinin ifadesine göre ise, ‘gençlerin önünü açtım’ diyen Nuri Aydın’ın gençler ifadesini herhalde 75’ine merdiven dayayan Köksal Mesçi ile 60’ını deviren Necdet Durgun için söylemiştir. Bir partili Aydın’ın delege seçilmemesinin nedenini mahallenin eski muhtarı Gürsel Gençsoy ile kavgalı olmasına bağladı. Partili, ‘sonuçta ikisi de delege olmadı’ dedi.
Nuri Aydın, ‘Delege olmasam bile partim için sonuna kadar çalışacağım. Ortahisar ilçe başkanlığı yarışında tarafsızım. Gönlüm tek listeden yana idi ama olmadı’ diyor.
CHP’nin ağır ve orta ayardaki topları Ortahisar ilçe başkanlığı seçiminde destekledikleri aday için verdikleri mücadeleyi, belediye başkanlığı ve genel seçimde verseler, CHP Trabzon’da oy patlaması yapar.
CHP’nin Ortahisar ilçe kongresi öncesi çaba sarf eden 40 yıllık partililerin büyük çoğunluğunun son birkaç yılda partiye bile uğramadıkları eleştirisi yapılıyor.
CHP kulislerinde söylenenlere bakılırsa, Ömer Hacısalihoğlu’nu destekleyen Yavuz Karan’ın hedefinin il başkanlığı, Güzide Uzun’un ise parti meclisi üyeliği imiş.
Ömer Hacısalihoğlu ise, ‘Kişilerin değil tüm partililerin ve üyelerin adayıyım. Ali Türen Öztürk’e ne kadar yakınsam Yavuz Karan’a da o kadar yakınım’ diyor.
Ortahisar ilçesinin diğer başkan adaylarından Celal Akaç ise, ‘İl ve ilçe yönetimi ile partimizin delegelerinin benim üzerimde mutabakat sağlamaları sonucu aday oldum. Birileri için değil partim için aday oldum’ diyor.
CHP’de Ortahisar ilçe başkanlığını hangi adayın kazanacağını bugünden tahmin etmek zor. Hacısalihoğlu batı mahallelerinde Akaç ise doğu mahallelerinde daha üstün gibi. Ancak, CHP delegelerinin önemli bir kesimi bağımsız hareket ettiği için seçim ortada görünüyor.
Ortahisar ilçe seçiminde belediye eski başkanlarından ve eski milletvekili Volkan Mehmet Canalioğlu ile mevcut milletvekili Haluk Pekşen, henüz renk vermediler. CHP’li eski bir yönetici, Canalioğlu’nun delegeler üzerinde etkisi ve gücü olmadığını, mevcut vekil Haluk Pekşen’in genel merkezde güçlü olduğunu söyledi.

Kanca mı Aydın mı?

kanca-mi-aydin-mi-001.jpegkanca-mi-aydin-mi-001.jpg
AKP’nin milli görüş geleneğinden gelen iki önemli isminin, önümüzdeki yerel ve genel seçimde şanslarının yüksek olduğu söyleniyor. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in, Büyükşehir veya milletvekili adayı olması halinde, yerine Faruk Kanca’nın aday gösterilebileceği söyleniyor. Ergin Aydın’ın ise önceki seçimde 6. Sıra aday olduğunu belirten bir AKP’li kurmay, ‘Ergin bey, bu seçimde ya 4. veya 5. sıradan veya belediye başkan adayı gösterilebilir’ dedi.
 
Çarşamba günü Ankara’ya gidecek!

çarşamba.jpg

Trabzon kamuoyunda bir süredir tartışılan ve görevden alınacağı söylenen Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Gümrükçüoğlu, Çarşamba günü Ankara’ya gidiyor. Başkan Gümrükçüoğlu, görevden alınacağı şeklindeki söylentilerin, kendisine yönelik karalama ve yıpratma kampanyası olduğunu söylemiş ve ‘görevimin başındayım’ demişti.
Orhan Gümrükçüoğlu’nun Ankara’ya gidiş nedeninin, Külliye’de 18 belediye başkanının katılacağı şehircilik kurultayına katılmak olduğu açıklandı.
Başkan, kurultay sonrası Ankara’da bazı bakanlıklara ve TOKİ’ye uğrayacağı tahmin ediliyor.

Suudi yatırımcılar
dönebilir!

Suudi Arabistan’da, yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ve de işadamlarının yurt dışına para transferinin durdurulmasının, Trabzon’da yatırım yapan Suudi işadamlarını etkileyip etkilemeyeceği bilinmiyor. Trabzon’da konut ve turizm sektörüne giren bir Suudi işadamı, ‘Trabzon’da üreteceğimiz konutları başta Suudi vatandaşlar olmak üzere Arap ülkelerinde pazarlıyoruz. Suudi Arabistan’daki olaylar bizi etkilemez’ derken, bir başka Suudi işadamı, ‘Her şey önümüzdeki günlerde belli olur’ dedi.

***

Mustafa, patlak gözlü, basık burunlu, teni Bozkır güneşinde yanmış bir meczup. Halk arasında anlatılanlara göre gençliğinde köyünde bir kıza aşıkmış. Askerdeyken sevdiği kızın evlendiği haberini almış. O zamanki katı askeri disiplin içinde akli dengesini yitirmiş. Uzun zaman hastanelerde tedavi görmüş ama hayata karşı göz bebekleri ışıldayan o Mustafa bir türlü geri gelmemiş. Bir zamanlar Of çarşısında kurduğu tezgâhında tuzlu içyağı satıyormuş. Tanıdıkları ona; ‘’Mustafa ne haber, ne halun var?’’ diye sorduklarında her defasında ‘’Hastayım, iyi günler’’ diye cevap veriyormuş. Uzun zaman Of’un avare takımının dilinde Mustafa’nın kahpe bir hayat karşısındaki bu kısa mottosu ‘’Hastayım, iyi günler!’’ dolaşır olmuş. Ama Mustafa’yı biraz olsun yakından tanıyanlar onun hayata karşı küskünlüğünün ve de kötü kaderinin yanında güçlü bir umudunun olduğunu, içinde küllenmiş bir iyiliğin hâlâ var olduğunu görür.
Mustafa’yı bugün Of çarşısında cebindeki paraları sayan bir komşusu ya da tanıdığından ‘’Bir harçlık atsana bana!’’ derken gördüm. İnsanımız bir tuhaf. Çünkü yeri geldiğinde bir deliye akıllı, bir akıllıya ise deli muamelesi yapabiliyor. Adam Mustafa’ya döndü ve; ‘’Sen at bana bi harçlık da!’’ dedi ve paraları cebine tıkıştırdı. Mustafa elleri cebinde boynunu büktü ve topuklarına bastığı ayakkabılarının ucuna bakarak köşeyi döndü. Anadolu insanının o halini bilirim. İnsana küsersin, dünyaya küsersin. Hatta içinden tanrıya; ‘’ Ben insanlara bu kadar büyük bir laneti hak edecek ne yaptım!’’ diye isyan edersin. Ama sahip olduğun iman yine sana öksüzlüğüne, yoksulluğuna rağmen içindeki o iyiliği koruman gerektiğini emreder.’’ Bu, insanın kaderine, tanrıya ve kendi ruhuna karşı mahcup olduğu bir durumdur. ‘’Mustafa!’’ diye seslendim. Elimi cüzdanıma attım ve orta boy bir banknot çıkardım. ‘’ Al, bu senin!’’ dedim. Güneş sırtımdan vurduğu için yüzümü seçmekte zorlanıyordu. Hafızasını zorladı, beni hatırlamaya çalıştı. Sonra benim onun halini anlayan bir fani olduğuma hükmetti. ‘’Sağ ol!’’ dedi ‘’Çok sağ ol!’’ ‘’Sen de Mustafa, sen de!’’ (Metin Kondel)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar