ÇİN VİRÜSÜ MÜ ABD VİRÜSÜ MÜ?

  Avrupa Birliği, birlik dışındaki ülkelere sınırlarını kapatma kararı alırken, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, "AB ve Schengen bölgesi sınırları kapatılacak. Avrupa dışındaki ülkeler ile AB ülkeleri arasındaki tüm seyahatler 30 gün süreyle askıya alınacak" dedi.
Macron, halka seslenerek zorunlu olmadıkça sokağa çıkılmayacağını bildirerek "Savaştayız, paniğe kapılmayın, güçlü olalım" dedi.
Konuşması boyunca defalarca, "Savaştayız" diyen Macron, "Düşman artık burada. Görünmez, anlaşılması zor bir düşman" diye konuştu ve virüsün en çok yayıldığı Alsace bölgesinde Ordu Sağlık Hizmetleri'nin, açık havada, savaş durumlarında kurmaya alışık olduğu bir "Sahra Hastanesi" kuracağını duyurdu.

                                                ***********
  Macron'un "savaştayız" demesi, düşmandan söz etmesi ve ordunun sahra hastaneleri kuracağını açıklaması, ister istemez Türkiye'de, 15 Temmuz'dan sonra askeri hastanelerin Sağlık Bakanlığı'na devredilmiş olduğunu hatırlatıyor.
Şimdi Türkiye'de ordunun sahra hastaneleri kurma ihtimali yok! Bu da ordunun savaş yeteneğinin azaltıldığı gerçeğini ortaya çıkarıyor. Virüsle mücadele de bir savaş olduğuna göre... Virüs gözle görünmüyor ama insanları öldürdüğü için bir ordu niteliğini taşıyor. Bütün insanları sokağa çıkamaz hale getiren bir virüs ordusu!
Çin Dışişleri Bakanlığı, virüsü Vuhan'a Amerikan askerlerinin taşıdığını ileri sürdü. ABD, bu iddiaya hala bir cevap vermiş değil!
Trump, dolaylı bir cevap verdi ve korona virüsten "Çin virüsü" diye söz etti.
                                                    **********
  Çin virüsü mü ABD virüsü mü belli değil ama ABD'de borsalar çöktüğü halde, Dolar dünyada yükseliyor!
Volkan Özdemir'in, tam da bu konuyu, yani "Koronavirüs ve Finansal Kriz"i inceleyen bir makalesi var.
  Özdemir, borsalardaki çöküşü inceledikten sonra "Reel ekonominin 85 trilyon dolar olduğu bir dünyada küresel borç miktarı bunun 3, toplam soyut varlık değeri ise yaklaşık 8 katıdır" bilgisini hatırlatarak "Kumarhane kapitalizminin sanal oyunları ve buna yönelik geliştirilen algıların yarattığı morfin etkisi ilelebet sürdürülemezdi. Bu sistemin elbet sonu gelecekti." diyor.
Özdemir, özetle şu tespitleri yapıyor:
"Küresel liderliği Çin'e kaptıran ABD'de kırk yıl önce küreselleşmeyi başlatan bazı güçler bunu idrak edince küreselleşmeyi durdurma çabasına girdi. Trump'ın seçilmesinin ardından alevlenen ABD-Çin rekabetinde daha sonra ticaret savaşlarına tanıklık edildi. ABD korumacılığın, Çin ise küreselleşme ve serbest ticaretin bayraktarı oldu. Taraflar arasında anlaşma sağlandı derken bu sefer birdenbire korona virüs vakası ortaya çıktı ve önce küresel ticarete ciddi darbe vurdu. 
Mevcut sistem zaten sürdürülebilir değildi ve bir kriz kaçınılmazdı, yani korona virüs olmasa da çökmeye mahkûmdu. 
Seçim sürecinde Trump'a rakip olarak büyük sermayenin düşmanı ve merkezkaç bir figür olan Sanders'in son ayda irtifa kaybetmesi ve sürpriz bir şekilde Demokratların küresel ağının baş ismi olan Biden'ın ivme kazanması hayli enteresan. Trump, 4 yıldır görece başarılı iktisadi büyümelerle sürdürdüğü başkanlığını ancak bir yolla kaybedebilir: Büyük bir ekonomik kriz! Ve Trump'tan hazzetmeyen küreselci elitlerin de bu sonucu görmek için ellerini ovuşturmaları herhalde sürpriz sayılmayacaktır.
Bakalım günün sonunda korona virüs ve finansal kriz, küreselleşmeyi durdurmaya çalışan Trump'ı mı, yoksa onu durdurmaya çalışan küreselcileri mi durduracak?"
                                                  ***************
  Bu görüşler de korona virüsün, savaşan bir ordu olduğu gerçeğinin altını çizmiş oluyor. Öyleyse Türkiye'nin ihtiyacı da "virüs orduları savaşı"na hazır olmaktır!

 


Önceki ve Sonraki Yazılar