ÇIRPINIYOR KARADENİZ!

 

   Ne kadar aksiyon sever bir milletiz değil mi?
Çernobil patladı bize bir şey olmaz deyip çayımızı içtik, dünya da AIDS (HIV virüsü) patladı biz kara lahana ve hamsi yiyoruz bize bir şey olmaz diyerek keyfimize baktık.
Domuz gribinde, tavuk gribinde kendimize uyarladığımız bir dokunulmazlık ve bahanemiz hazırdı.
Korona (Covid-19) geldi, dünya bu salgın karşısında titrerken dahi bizim kem kümlerimiz bitmedi. Bitmiyor arkadaş, bitecek gibi de görünmüyor. Yahu çok basit ağzımızı burnumuzu kapatacağız, İslam’ın ve insanlığın şartlarından biri olan temizliğe dikkat edeceğiz. Karşımızdaki eşimiz veya sevgilimiz değilse ağzının içine girmeyeceğiz. Aslında onlarsa da girmememiz lazım ya, hadi onu ikili tercihe bırakalım.
    Aksi takdirde memleketin bir bölümü Ay’a gider biz Karadenizliler gözlerimiz yaşlı olarak arkalarından bakarız.
Pandemi münasebetiyle tüm dünyada sağlıkçılar öne çıktı, elbette bizde de öyle oldu. Hatta bizde en çok öne çıkan sağlık bakanımız oldu. 
Başından itibaren, hatta salgın başlamadan Dünya Sağlık Örgütü’nün uyarılarıyla çalışmalara başlayan, önlem alan kurumun en başındaki bilim insanı olarak toplumun büyük kesiminden beğeni ve takdir aldı.
     Hemen her gün kamuoyunun önüne çıkarak vatandaşı bilgilendirdi. Bu bilgilendirme toplantıları da zaman zaman güven sorgulamalarına sebep oldu. 
    Maalesef çoğunda bakan bey ve bakanlık yetkilileri, eleştirileri haklı çıkarır bir vaziyet aldı. Son olarak gümrüklerden bedelsiz geçirilen 1 milyon doz aşı gündeme geldi. Bakan bey bunun üzerine açıklama yapma mecburiyetinde kaldı ve birkaç gün sonra da açıklama yaptı.
   Açıkça söylüyorum, bir vatandaş ve iş insanı olarak bu açıklama beni tatmin etmemiştir. Yani hiç mutmain olmadım sayın bakanım. Açıklama yapmasaymış daha iyiymiş dedim kendime.
    Amme hizmeti, kamu görevi yapanların Sırat Köprüsü’nün benimkinden daha ince olacağını tahmin ediyor olmalarını düşünüp, buna göre görev yapmalarını tavsiye ediyorum.
    Bilmem kaçıncı kez Anayasa değişikliği, yeni Anayasa hazırlığı içindeyiz. 
Dünyada Birleşik Krallık olarak bilinen İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın yazılı bir anayasa metni olmamasına rağmen demokrasisinde sorun yaşamamaktadır. 
Suudi Arabistan ise Anayasa olarak Kur’an ı gördüğü için Anayasa metni olarak Kuran’ı Kerimi kullanmaktadır. Yazılabilecek en mükemmel kitabı rehber almasına rağmen demokrasi ve insan hakları bakımından gelişmiş bir ülke olduğu söylenebilir mi? 
   Kısaca demek isterim ki, Anayasa ya da Babayasa anlamam. Arap Yarımadası’ndan, Ortadoğu’dan, Kafkaslardan hatta Balkanlardan ipini çözen yumurtadan çıkmış Caretta Carettaların denize ulaşma mücadelesi gibi Avrupa’ya ulaşmaya çalışıyor ise bunda en önemli nedenlerin başında özgürlük, insan hakları, demokrasi, adalet kavramlarının öne çıkmasıdır. 
   İnanç özgürlüğü tartışılmazdır ancak yaşam hakkı olmazsa olmazdır. Var olan kanunları çekiştirmeyi bıraksak, iktidara veya muktedire göre yorumlama alışkanlığımızdan vaz geçsek mevcut hali ile dahi yaşanılası bir ülke olduğumuzu hatırlayalım.
   Bu hafta son olarak değersizleştirdiğimiz iki kavramı ele almak istiyorum. Vatan hainliği ve kahramanlık kavramlarını o kadar deforme ettik ki! 
   Düşüncenin hainlik kavramına uyup uymadığına bakmaya bile gerek duymadan aynı fikre sahip olmayanları vatan hainliğiyle suçlayabilirken, geçmişi lekelerle dolu birini konjonktürel bir şekilde kahramanlıkla donatabiliyoruz.
    Pişmanlık yasasından sözde faydalanan itirafçıları gizli tanık olarak kabul edip Genel Kurmay Başkanı’nı silahlı terör örgütü liderliğinden yargılamış bir ülke olduğumuz utancını hepimiz taşımalıyız. Benzer uygulamalar halen devam etmekte ve insanlar mağdur edilmektedir.
   Evrensel hukuk, yaşam, eğitim, sosyal güvenlik, adalet eşitliği, inanç özgürlüğü, çokça saygı, olabildiğince sevgi, devlete ve millet birliğine sadakat.
    Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok ne olduğumuzdan büyük ne hissettiğimizden küçüğüz. Biz küllerinden tarih yazmış bir milletiz, enerjimizi doğru işlere harcamalı var olan kısıtlı imkânlarımızı akılcı yatırımlara dönüştürmeliyiz…


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.