Coğrafya Kentlerin Kaderi mi?

Bölgemiz, Doğu Karadeniz...

Birçoklarına göre harika doğası ve yeşille mavinin buluşması ile ortaya çıkan hayal bölgesi. Yerli, son zamanlarda da yabancı turistlerin gözdesi... Peki yaşanılacak yer mi, gezilecek görülecek, üç beş günlüğüne tadı çıkarılacak yer mi Doğu Karadeniz?

Nüfus hareketliliğine, Doğu Karadeniz kentlerinin nüfus kayıtları ile şu an itibariyle cari yerleşik nüfuslarına baktığınızda yaşanılacak değil, üç beş günlüğüne tadı çıkarılacak yer görüntüsü veriyor.

Coğrafyanın, kentlerin yaşam tarzlarına, mimarisine, ekonomisine ve tabii ki iklimine çok önemli etkiler yaptığı itiraz edilemeyecek bir gerçektir. Coğrafya ve beraberinde getirdiği iklimsel şartlar, kentlerin gerek sosyal yaşam tarzlarının gelişmesinde, ekonomik kalkınmalarında, yapılaşmalarında etkin belirleyici rol oynadığı kesindir.

İbn Haldun Mukaddime adlı eserinde; “umran” (medeniyet) ve umranın zorunlu ön şartı olan toplumun bir coğrafya ve bir iklim içinde ortaya çıktığını ve bu iklimin öngördüğü özellikleri taşıdığını aktarır. Dünya 7 iklim bölgesine ayırarak, toplumları bu bölgeler özelinde tasnif etmeye çalışan İbn Haldun, her bir iklim kuşağında yaşayan toplumların karakterini o kuşağın iklimiyle ilişkilendirmiştir. Söz konusu eserinde, medeniyet ve beşeri gelişmeyi, ekonomik faaliyetlerin inkişafını iklimlerin özelliklerine göre izah eden İbn Haldun, coğrafyanın ve bunun doğal sonucu olan iklimin toplumsal, ekonomik ve medeniyet ilişkisini ortaya koymaya çalışmıştır.

Ahmet Hamdi Tanpınar, “Yaşadığım Gibi” adlı eserinde “coğrafyayı bir kader” olarak şu şekilde değerlendirmiştir: “Coğrafya bir kaderdir. Bu demektir ki bunun gereklerini kabul etmek, ona ayak uydurmak şartıyla onunla iyi kötü uzlaşılabilir. Fakat bu şartları büsbütün unutanlar için perişanlık mukadderdir….”

Bugün bu başlığı atmamıza sebep olan saiklerden bir tanesi hiç şüphesiz, Doğu Karadeniz bölgemizde sıkça yaşanan doğal afetlerdir. Daha iki gün önce, Rize ilimizin bir çok ilçesini etkisi altına alan yoğun yağış ve onun beraberinde getirdiği sel, heyelan gibi doğal afetler hem kentlerimizi alt üst etmiştir, hem de ne yazık ki yine canlara mal olmuştur.

Öncelikle, hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor ve onları bu doğal afetlere kurban ettiğimiz için haklarını helal etmelerini arzuluyorum.

Bu ifadelerimden, irdelediğimiz başlığımıza hangi cevabı vereceğimi tahmin edebiliyorsunuzdur.

Bazı konularda coğrafya toplumların kaderi olabilir. Buna itirazımız yok. Ancak, kaderin hep olumsuz olduğunu düşünmemek gerekir.

Basit bir örnek; aynı ırkı, dili, kültürü paylaşan ve aynı coğrafyada yaşayan Güney ve Kuzey Kore’nin iktisadî gelişmişlik düzeyleri arasındaki fark bile tek başına söylediğimizi açıklamaya yeterlidir.

Bulunduğumuz coğrafyada doğmuş olmak bir kaderdir, ancak o coğrafyanın bizi her konuda esir alması zafiyetimiz, coğrafyanın ve onun doğurduğu iklimin sonuçlarını öngörüp ona göre planlama yapamamanız tamamen bizim vurdumduymazlığımız, duyarsızlığımızdır.

Hiç şüphesiz coğrafya belirleyici etkendir, ancak kesinlikle alın yazısı olarak ifade edebileceğimiz bir kader çizgisi değildir.

Bizler, toplumsal yaşamımızı, iktisadi hayatımızı coğrafya ve onun doğal sonucu iklim şartlarına göre belirlediğimiz, iktisadi hayatımızı, sosyal yaşamımızı ve kentsel planlamamızı o şartlara göre yaptığımız takdirde coğrafyanın asla zararlı olmayacağını keşfedeceğiz, göreceğiz ve yaşayacağız.

Coğrafyayla iyi geçindiğimiz, coğrafyanın doğal sonucu olan iklimi değiştirecek kötülükleri doğaya yapmadığımız, kentsel yapılaşmaları coğrafyanın ve onun doğurduğu iklimin şartlarına göre ortaya çıkardığımız takdirde göreceğiz ki; coğrafya bizim düşmanımız değil dostumuz olacaktır.

Bu vesile ile içerisinde bulunduğumuz günler münasebetiyle; 15 Temmuz hain darbe teşebbüsünü lanetliyor, kadimden bu tarafa Türk Devletlerinin bekası için şehadete erişen şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, tüm okuyucularımın Kurban Bayramını kutluyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.