Gürsel Özgür

Gürsel Özgür

ÇOK ŞÜKÜR!

Geçenlerde bir Biomatriks uzmanını izledim, anlattıkları hayata dair olan ve aslında çok duyduğumuz öğreti ve nasihatlerdi ama uzmanından dinleyince sanki daha ciddiye alınıyordu.

Matriks; evrende var olan her şeyin ardında bir güç vardır. Bu da ilahi bilinçtir. Bioenerji zihin ve bedenin şifalandırmasını sağlar, tezlerinden hareketle hastalıklardan korunma ve tedavi iddiasında bulunarak yola çıkmışlar.

Beynin ve inanmanın gücünden söz ederken, inanarak istenen dileklerin bir şekilde olacağını anlatıyordu. İnsanların ruhsal dünyalarının fiziki yapılarına da yansıdığı gerçeğini düşündükçe mantıklı geliyordu. Bazen kendimizi çok zinde veya yorgun hissetmemizin altında yatan nedenin duygu dünyamızla ilgili olduğunu hatırlarsak, konuşmacının inandırıcılığı daha artmıyor mu?

Her şeyin hayırlısı diyerek hayatın akışına bırakarak davranmak aslında yaşama dair olumlu bakışın ve mutlu olabilmenin de kilit cümlesi gibi…

Nitekim Kur’an (2/216); ‘’Bir şey sizin için hayırlı olduğu halde siz ondan tiksinebilirsiniz. Ve bir şey sizin için şer olduğu halde siz onu sevebilirsiniz. Allah bilir, siz bilmezsiniz.’’ diye hükmeder.

Aksine davranışlar, hezeyanlar ve abartılı tavırlar kişinin kendisini yormasına ve mutsuz olmasına neden olur.

Kolektif bilincin önemine vurgu yaparken, ‘’temelde yapılan seçimler bireyin dışında olup, toplumsal bir olaydır’’ diye de tanımladı.

Ben de, sunumun sonunda bir arkadaşım sayesinde öğrendiğim Ubuntu felsefesinin yoksul toplumlarda daha etkin olduğunu ve bu anlamda toplumsal bilincin daha yaygın olabileceğini söyledim, o da hak verdi.

Ubuntu felsefesi; birlik ve beraberlik kavramını hayatın her alanında ayıran ince bir çizgi olarak tarif ediliyor. Kısaca Yârin yanağından başka her şeyi paylaşmak ta diyebiliriz.

Yeni bir çağa girdik bence. Çağ değişimi çok önemli olaylarla olur tabii ki, İstanbul’un fethi gibi. Ama insani değerlerin yok olması, bencilliğin zirve yapması Yeni bir çağı başlatmaz mı? Bencillik Çağı…

Yozlaşmanın her istediğini elde eden toplumlarda daha çok yaygın olma nedeninin altında hep bir isteme hali ve hırsın olduğu aşikârdır.

Aslında doğru ve yanlışlar birbirine karıştı. Kime göre neye göre? Örneğin; evde bilgisayar başından ayrılmayan çocukların davranışı mı, dışarı da top oynayan çocukların hareketi mi?

Yoksul ailenin çocuğu belki bilgisayar oyunlarına özenip hayıflanıyordur, ama aslında kendisi için hayırlısı olduğunu bilemiyordur.

Anlatılmak istenen, mutluluğun ve dolayısıyla sağlıklı olmanın çevre koşullarına bağlı olsa da esasen insanın kendi elinde olduğunu bilmesinin sağlanmasıydı.

Sanırım insanlık teknolojiye paralel olarak mutsuzluğu da beraberinde sürüklüyor. Eskilerin gülen gözlerle attıkları şen kahkahaların yerini, sanal âlemde kahkaha atarken gözleri ağlayan insanlar doldurmuş.

Beklentileri yüksek olan toplumlar şükretmenin insanı rahatlatan sihrini kaybetmiş. Hâlbuki ne güzeldir o iki kelime; içselleştirerek, inanarak, yetinerek, severek söylediğin; ‘’ Çok Şükür !’’

Rahmetli Anneciğim Sebahat Eyüboğlu Özgür’den bana mirastır, çok söylerdi gözümün nuru  ‘’Yarabbi çok şükür’’ cümlesini, ne rahatlatıcı ve paha biçilmez bir mirastır o söz…

Pandeminin toplum üzerindeki yıkımından ziyade kazanımları üzerinde durularak Bencillik Çağının aşılma imkânları araştırılmalı ve uygulanmalıdır. Birçok, unutulmaya yüz tutan duygular bu dönemde hatırlanmıştır. Yardımlaşma, paylaşma, insanların dil, din, mezhep, renk farklarının önem arz etmediği, sabır, cesaret, sevgi, saygı, dayanışma gibi davranış biçimleri artarak devam etmeli ve ‘’Paylaşma Çağı’’ başlatılmalıdır.

Birisi aksırıncaya, tıksırıncaya kadar tıka basa doyarken diğerinin midesi açlıktan yapışmamalıdır. Neden olmasın ki! Yeter ki insan olunduğu hatırlansın, yeter ki paylaşmanın inanılmaz huzuru yaşansın, yeter ki ‘’ komşusu aç iken tok yatan bizden değildir’’ inancının gereği yapılsın.

***

30 Ağustos ‘’Ya istiklal, ya ölüm’’ parolasıyla yola çıkıp tam bağımsız yaşama iradesi ve kararlılığında olan Ulusun çağdaş, demokratik ve laik bir devletin, adeta yedi düvel emperyalistlere kafa tutarak temelini attığı tarihtir, şanlı ve onurlu bir gündür, kutlamak, eğlenmek, onur duymak, coşmak herkesin en doğal hakkı ve talebidir.

Ama yine yasak, ne zorunuz var Cumhuriyetin değerleriyle ki…

Umarım ve dilerim coşkuyla kutladığımız günlere en kısa zamanda geri döneriz…

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum