15.10.2021, 09:47

Cömertlik: Varlığa Bir Teşekkür

Cömertlik, eldeki imkânları gönülden gelerek ve karşılık beklemeksizin başkalarının yararına bahşetmektir. Böylesi önemli işi yapan kimseye verilen “cömert” ismi, Farsça  “cevân-merd” kelimesinin Türkçeleşmiş halidir. Bu kullanımda el açıklığının mertlik kavramı ile birlikte yer alması dikkat çekicidir. Allah Resûlüne (s.a.s) hangi sadakanın daha değerli olduğu sorulduğunda verdiği cevap bu meyanda önemlidir: “Yaşama sevincin yerinde ve mala düşkün olduğun, zenginliği arzulamakta ve fakirlikten korkmakta bulunduğun zamanda verdiğin sadakadır.” (Buhârî, “Zekât”, 11)

Cömertlik, işin bidayetinde insanın varlığına teşekkür(ü)dür. Yüce Allah, insanoğlunu yokluk âleminden varlık sahnesine karşılıksız çıkarmış, türlü nimetlerin muhatabı kılmıştır. Lütfedilen ihsanlara en büyük şükür, nimetin kendi cinsinden olacağından, insanın başkalarına bedelsiz paylaşımı da yaratıcıya sunulan bir tür şükürdür…

Cömertlik, yapılan yardıma mukabil, karşı taraftan teşekkür dahi beklememektir.  Yardım karşılığında dilleri süsleyen teşekkür, işin aslında karşı tarafa verilmiş karşılıktan ibarettir. Kur’an-ı Kerim’de güzel hasletlere sahip müminlerin özellikleri sayılırken bu konuya şöyle temas edilir: “Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. (Ve şöyle derler): ‘Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz, çetin ve belâlı bir günde Rabbimizden (O’nun azabına uğramaktan) korkuyoruz.” (İnsân 76/8-10)

Cömertlik, Cahiliye devri müşriklerinin en önemli erdemleri arasında kaynaklarımızda yer almış, kişinin el açıklığını ve misafirperver olduğunu anlatmak için “esen yeli besleyen”, “kuşları doyuran” gibi mecazi ifadeler serdedilmiştir. Ancak cahiliye mensup bu kimselerin cömertçe tutum ve davranışlarıyla insanî duygulardan ziyade kabilenin şan ve şöhretini yayma tutkusu, insanların birbirleri arasında övünme arzusu hedeflenmiştir. İslam dini ise cömertlik kavramını Allah rızası için yapılan ahlâkî bir muhtevaya kavuşturmuştur ve şöyle buyurmuştur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.” (Âl-i İmrân 3/92)

Cömertlik, paylaşılabilir her ne varsa vermektir. Bu bazen sevgi ve şefkat olabileceği gibi bazen bilgi, servet hatta zaman bile olabilir. Muhatabın ihtiyacına binaen sayılan bu hususlardan feragat edebilenler, cömert vasfını hak etmiş demektir. Ancak bu özverili hal, riyadan uzak tutulmalı, azami ölçüde dikkat edilerek muhafaza edilmelidir. Allah Resûlü (s.a.s) işin ehemmiyetine şöyle temas etmiştir: “Ümmetim için gizli şirk ve şehvetten kaygı duyuyorum.” Bunu duyan sahabî: “Sizden sonra da hâlâ şirk olacak mı?” diye sorunca, Allah Resûlü şöyle cevap vermiştir: “Evet, fakat güneşe, aya, taşa ve puta tapmak şeklinde olmayacak, insanlar ibadetlerini riya için yapacaklar.” (Ahmed b. Hanbel, “Müsned”, IV, 124)

Cömertlik, geçim kaygısı, gelecek tasası gütmeden sarf etmektir. Ânı olduğu gibi geleceği yaratmak yüce Allah’ın takdirindedir. Kula düşen vazife, istikbal endişesi içinde olmadan çok lütufkâr olan yaratıcıya teslim olmak, teslimiyetini cömertliği ile aynen Hz. Ebu Bekir gibi ispat etmektir. Malının tamamını ihtiyaç sahipleri için Allah yolunda dağıttığında, Hz. Peygamberin: “Ailene ne bıraktın.” sorusu üzerine: “Allah ve Resûlünü bıraktım.” diyebilme erdemliliğini gösterebilmektir…

Bu meyanda yaşanmış şu hâdisenin zikredilmesi de önemlidir. Bir gün Allah Resûlünün evinde bir koyun kesilir. Cömert bir babanın kızı olan Hz. Âişe annemiz, koyunun ön kolu hâriç etin tamamını komşularına verir. Derken Hz. Peygamber eve gelir. Hz. Aişe’ye: “Koyundan ne kadar kaldı?” diye sorar. Hz. Aişe annemiz: “Koyunun şu ön kolu hâriç hiçbir şey kalmadı.” der. Bunun üzerine Allah Resûlü (s.a.s) şu cevabı verir: “Ön kolu hâriç tamamı bize kaldı!” (Tirmizî, “Sıfatü’l-Kıyâme”, 33)

Cömertlik, sadece çoktan değil azdan da verebilmektir. “İnsan, eldeki artınca vermeye başlar.” tezi, kabul edilebilir değildir. Darlıkta veremeyenlerin varlıkta verdikleri muhaldir. Nitekim insanoğlunun ihtiyaçları ölünceye dek sürüp gitmekte, verdiğinde eldeki malın tükeneceği korkusu ise cimriliği tetiklemektedir…

O halde cömertlik, kaybetmek değil kazanmak, cennete uzanan yolu kolaylaştırarak yakın kılmaktır. Muhtaç olunduğu halde başkalarıyla paylaşılacak şeyler bulmaktır. Akarsu gibi olmak, yardım edileni rencide etmeden ihtiyaç içerisinde bulunan kimse ile buluşmak, kaynaşmaktır. Sevilen şeylerden paylaşmadıkça erdemli olunamayacağını kavramak, yüce Allah’ın cömert olduğunu ve cömertliği sevdiğini unutmamaktır…

Çoktan daha çok, azdan ise az değil daha da çok verenlere selam olsun…

Yorumlar (0)