Coronavirüs Salgını Üzerine

   Dünya ülkeleri Coronavirüs salgını nedeniyle bir korku ve kaygı sarmalının içerisine girdi. Salgının etkisi bir miktar azalsa da etkisini sürdürüyor.  Çin’de ortaya çıkan virüs büyük bir hızla Avrupa’ya ve diğer ülkelere yayıldı. Virüsün bulaştığı insan sayısı ve buna bağlı olarak yaşanan ölümler ciddi seviyelere ulaştı. Virüsün nasıl ortaya çıktığıyla ilgili ise farklı senaryolar var. Kimi kesim söz konusu virüsün Çin’de yarasa, yılan gibi hayvanların yenmesi nedeniyle hayvandan insana doğal yollardan bulaşarak ortaya çıktığını iddia ederken, kimi kesim de virüsün laboratuvar ortamında üretildiğini, sonra hayvana bulaştırıldığını oradan da insana kasıtlı olarak geçirildiğini iddia ediyor.  
 
   Biz şahsen virüsün laboratuvar ortamında üretilip kasıtlı olarak insanların ölümüne yol açması için bulaştırıldığını kanaatini taşıyoruz. Peki kim niçin insanların böyle bir salgınla binler, yüzbinler halinde ölmesini isteyebilir? Bu sorunun cevabını öğrenmek için ABD’nin Georgia eyaletinde bir şehre 1980 yılında küresel elitler tarafından dikilen bir anıta bakmak gerekiyor. Bu anıtta bazı emirler var. İnsan nüfusunu 500 milyonun altına düşürülmesi gerektiği vurgulanıyor. Ayrıca bu anıttaki emirlerde ‘dinleri ve geleneklerini yok edin’ diyorlar. Söz konusu anıtla ilgili bilgilere internetten ulaşılabilir. Amerika’nın bir eyaletinde bir şehre kim neden böyle bir anıt diker? Burada bir üst aklın insan nüfusunu 500 milyonun altına düşürmeye çalıştığı anlaşılabilir. Önümüzdeki dönemde farklı virüs türleri de bu çerçevede ortaya çıkartılıp insan ölümlerinin artması sağlanmaya çalışılabilir.  
 ***
   Virüsün laboratuvar ortamında üretildiğinin aksini iddia eden kesimin cevaplaması gereken bazı sorular var. Kültürler insanların, toplumların kendi yaşayış ve tüketim şekillerinden ibaret. Çin’de 5 bin yıldır yarasa, yılan yeniliyor. Bu virüs yarasa, yılan yenilmesi nedeniyle ortaya çıkmışsa neden daha önceki yıllarda ortaya çıkmadı da şimdi hortladı? Tıp alemi sağlık dünyası, virüsün doğal olarak geliştiği öngörüsünü netleştiriyor. Biz buna pek katılmıyoruz. Salgın hastalıklar kasıtlı olarak ortaya çıkarılıp pek tabi bir silaha dönüştürülebilir. Laboratuvar ortamında virüsler geliştirilip hayvanlar aracılığıyla insanlara bulaştırılabilir. ABD’de Pentagon’un son 30 yıldır en çok finanse ettiği projelerden birinin virüs alanı olduğu biliniyor. ABD’deki üst aklın, derin devletin; üretilmesine, üzerinde araştırma yapılmasına yüz milyonlarca dolar harcadığı virüslerin, bununla sadece insanlığın hayrına kullanmak için uğraştığını ileri sürmek saf dillik olur.
 
   Şu da unutulmamalı ki dünyada olup biten hiçbir şeyi hayat görüşünden, inanılan dinden, kabul edilen ilke ve değerler manzumesinden bağımsız düşünmek mümkün değildir. Peki ABD ve dünya derin devletinin üst aklı; insanları savaşlar, salgınlar vb. çeşitli yollarla niçin kitleler halinde öldürmek istiyor, bunu neden yapıyor? Bu sorunun cevabını da yeryüzünün gördüğü göreceği en tehlikeli mason üstatlarından biri olan 33. dereceden mason Albert Pike’ın 1871 yılında yazdığı mektuba bakarak analiz edebiliriz.
 
   Albert Pike…1871 yılında kaleme aldığı ve bir diğer mason üstadı olan Guisappe Mazzini’ye yazdığı bir mektubunda 1. Dünya Savaşı sonunda Rusya’da bir ateist devletin kurulması gerektiğini, 2. Dünya Savaşının Faşistler ile Yahudiler kavgasından çıkarılmasının lazım geldiğini ve sonunda Filistin’de bir Yahudi devletinin kurulmasını yazan adamdır… Pike bir de 3. Dünya Savaşı’ndan bahsediyor.
Mektubun varlığı yokluğu ve nerede bulunduğu daima tartışma konusu olmuşsa da, bu mektuptaki fikirlerin, önerilerin hayata geçirildiği göz önüne alınırsa her daim dikkate almakta yarar var…
*** 

Gelelim Pike’ın mektubunda yer verdiği 3. Dünya Savaşı’na.. Bu sefer sözü Pike’a bırakalım ! Pike mektubunda aynen şu ifadelere yer veriyor:
"Üçüncü Dünya Savaşı Siyonistlerle İslam aleminin liderleri arasındaki farklılıklar kullanılarak kışkırtılmalıdır. Savaş, İslam dünyası ile Siyonizmin-İsrail devleti- birbirlerini karşılıklı olarak tahrip ve yok edecekleri bir tarzda yürütülmelidir. Bu hususta bir kez daha bölünmüş olan diğer milletler de aynı zamanda komple fiziksel, ahlaki, spritüel ve ekonomik tükeniş noktasına kadar savaşa zorlanacaktır. Ateistleri ve nihilistleri teşvik edeceğiz. Bütün dehşeti içinde milletlere açıkça, vahşiliğin ve çok kanlı bir karmaşanın kaynağı olan mutlak ateizmin etkisini göstereceği muazzam bir içtimai felaketi maniple edeceğiz. Daha sonra her yerde, kendilerini dünyanın azınlıktaki devrimcilerine karşı savunmak mecburiyetinde olan vatandaşlar bu medeniyet tahripçilerinin kökünü kazıyacaktır. Hristiyanlıktan hayal kırıklığına uğrayan ve Allah'a yönelik ruhları o andan itibaren pusula ve rehberden mahrum kalan, bir ideali şiddetle arzulayan fakat neye inanacağını bilmeyen kitleler en sonunda kamuoyuna sunulacak olan Lucifer'in saf doktrininin evrensel manifestosu vasıtasıyla gerçek ışığa kavuşacaktır"
 
Kim dünya siyasetinin ve Ortadoğu’daki gelişmelerin bu mektupta yer verilen şekle doğru gitmediğini iddia edebilir? Önümüzdeki yıllar çok ciddi olaylara gebe.. Dünyayı etkisi altına alan salgınlardan, büyük ölçekte savaşlara doğru bu üst aklın oyunları içerisinde bulunuyoruz! Ama Allah’tan ümit kesilmez ! Bu insanlıktan nasibini almamış üst aklın sahiplerinin bir planı varsa; elbette Alemlerin Rabbi olan Allah’ın da bu oyunları boşa çıkaracak bir planı vardır!

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.