Cumhurbaşkanın mitingi!

   Kuşluk vakti, evden çıktık. Atatürk Alanına gitmek için araca bindik. Yollar tenha. Cumhuriyet Caddesi’nden Maraş Caddesine yönelecektik ki, yolu kapamışlar, bir de büyük bir kamyonu yol ortasına park etmişler.
  Yalnız Maraş Caddesi değil, caddeye çıkan her sokak kesilmişti. Alana doğru yaklaştık. Alanın dört bir yanı bariyerlerle çevrilmiş. İç bölge de bariyerlerle bölünmüş.  İskele caddesinden çıkan araçlar Sıramağazalar’dan tekrar sahile iniyor. Atatürk Alanının çevresinde iki kişinin yürüyebileceği dar yoldan bir tur attık. Esnaf tepkili. Yeşilyurt’un önündeki tek şeritli yolda otobüs ve emniyet araçları. Atatürk Alanı bomboş… Alanın çevresinde Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce resmi ve sivil polis. 
  Mitingin saat 15.00’da yapılacağı duyurulmuştu… Tekrar bölgeye gittik. Alanın iç bölgesine girebilmek için polis kontrolünden geçiyorsun. Girmedik çevrede tekrar bir tur attık. Cumhurbaşkanın konuşma platformu Belediye binasının kuzeyindeki köfte salonunun 15-20 metre önüne kurulmuş. O bölge görüntü almak için ideal bir yer. Alanda bin kişi olsa rahatlıkla onbin kişi gösterilebilir. Cumhurbaşkanı henüz gelmemişti. Şalpazarı, Erikbeli yaylası yakınlarında Atilla Ataman’ın tesislerinin açılışına gitmişti. Miting alanının parti binasına uzanan bölümü dolmuş, merdivenlerde oturanlar vardı.
  cumhurbaskani.jpgSaat 17.05 Ortahisar semalarında birkaç helikopter, havalimanına doğru gidiyor. Miting alanına çıktık. Sıramağazalar, Maraş Caddesi, Uzun Sokak iğne atılsa yere düşmeyecek durumda. Alandaki kalabalığı tekrar gözlemlemek için çevredeki yüksek bir binanın üst katına çıktık, alana baktık. 
  Abartısız ve yalansız şunu söyleyebiliriz ki, Ekrem İmamoğlu’nun kalabalığı heyecanlı ve alandakinin iki katı idi. Mitingin Pazar günü yapılması, vatandaşın büyük çoğunluğunun fındıkta olması ve hepsinden önemlisi iktidarın yıpranması ve heyecanının azalması alana yansıdı. 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmasını haber sayfalarımızda okuyabilirsiniz. 

*************

  Geçenlerde bir mentimle seansta sohbet ederken çocuklarının büyüdüğünü ancak güçlü bir duruş sergileyemediklerini çünkü her şeyi onlara konfor için de sağladıklarını bu nedenle hiç zorlanmadan her şeye kolayca ulaşmış olduklarını ifade etti.
  Aslında bu çok doğal. Neden derseniz, bunu yıllar önce Filozof Kral Marcus Aurelius kendisi için bile bu gerçeği görmüş ve altın bir dönem bıraktığı oğlu Commadus'u uyaran bir dörtlük tarihe not bırakmasına rağmen oğlunun başarısız olarak tarihe gömülmesine ve en başa dönmesine engel olamamıştır.
Bu tüm liderler, devlet adamları için geçerli olup sadece aileler için değil tarihte ve günümüzde siyasette ve sporda da benzer yüzlerce örnek bulunmaktadır.
M.Aurelius'a göre;
Zor zamanlar güçlü insanları
Güçlü insanlar güzel zamanları
Güzel zamanlar zayıf insanları
Zayıf insanlar zor zamanları yaratır.
Bir şeyin değeri onu ne kadar istediğinizle değil onun için ne bedel ödediğinizle ölçümlenir.
Bir düşünün bakalım yakın çevrenizde etrafımızda bu kural ne kadar geçerli olmuş? 
(İlham Süheyl Aygül)

**************

Havanda su döven esnaf!

  Trabzon Ticaret Borsası ve Ulusal Fındık Konseyi Başkanı Sebahattin Arslantürk’ün de eşi olan Özlem Arslantürk’den ilginç bir “Havan Yazısı” aldık.
Noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşıyoruz:
HAVAN DA SU DÖVEN ESNAF!
Havan nedir? 
Sorunun cevabı; nereden baktığınıza bağlıdır!
Kimine göre, insanları öldürmek için kullanılan savaş silahıdır.
Kimine göre de, benim gibi yiyecekler için kullanılan mutfak gerecidir. 
Savaşız bir dünya umuduyla ömür tüketmekte olan benim için, geçerli ve revaçta olan mutfak gereci havandır. İlle de rahmetli Anamın yadigarı olan havan…
Ama Anamın asırlık havanının başına geleni, geldikten sonra da akıbetinin ne olduğunu bir bilseniz yok mu?
Biraz restorasyona ihtiyacı olan havanımı elime alıp Trabzon Kemeraltı’ndaki tek tük kalan bakırcıların yolunu tuttum. 
vvvv-023.jpgBizim meşhur Trabzon bakırcıları var ya turist geldi mi kolundan tutup gezdirdiğimiz, alışverişler yaptırdığımız, överek anlattığımız çarşıdan bir dükkândan içeri girdim. 
Güler yüzlü gayet düzgün bir esnaf arkadaşa; asırlık havanı parlatmasını istedim.  
Aile yadigârı olduğunu hatırlatıp, başına bir şey gelmemesini rica edip, ne olur ne olmaz diyerek bir de fotoğrafını çektim. İşte o çektiğim fotoğraf havanı gördüğüm son an oldu. Çünkü 3 gün sonra almaya gittiğimde bana verilenin teslim ettiğim havan olmadığını daha sonra kontrol edince cep telefonumdaki fotoğrafla karşılaştırarak anladım.
Tabi ki hemen o işlerine gidip, bunun teslim ettiğim havan olmadığını söyleyip, fotoğrafı da göstererek ispat ettim. Dolayısı ile havanımı vermelerini istedim.
Önce, “Sizinki buydu” dediler. Israr edince de kaybolduğunu söylediler. 
Adeta havanda su dövmeye kalktılar.
Adeta havanı uçurdular, bir yerlere kondurdular. Kondurmaları bir yana, adeta havanı bulmamak, ya da aramamak için büyük bir çabanın içine girdiler. Bunu yaparken de, tarihi geçmişine baktığımızda gıpta ile imrendiğimiz Trabzonlu esnaf tarifini adeta ellerinin tersiyle silip atar gibiydiler.
İşte o esnada Mardin’e yaptığım bir gezide kendisinden aldığım iki parça kabı kargo ile Trabzon’a gönderirken, içine 2 Mardin ekmeği koyan esnafın, ahiliği, esnaflığı geldi aklıma. O da esnaf, bu da esnaf dedim kendi kendime…
Ben şunu anladım:  
Böyle esnaflık olmaz. Sanatkârlık hiç olmaz. Hele hele Trabzonlu esnaf tarifinin ruhuna, adabına, kuralını hiç uymaz. Ama ne hazindir ki, bugün hacmi küçük, ama manevi değeri büyük bir havan için bunları unutanlar, gale almayan, dikkatlerinden kaçıranlar var.
Kim mi bunlar?
Şimdilik kalsın. Ama şimdilik. Benim havanımın gelip beni bulacağı umudu halâ içimde var. Bulmaz ise, kendilerini esnaf diye yutturanlar anlayışına silah olarak patlayacağını, onları yerle bir edeceğine inanıyorum.
Esnaflığı özümsememiş olanların havanda su dövme babından sundukları gerekçelerin de bu dünya olmasa bile öteki alemde kendilerine hesap olarak ödetileceğini de biliyorum.

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar