28.11.2021, 09:58

Dağlarca Günlüğü-2

Anılar bölümünde Dağlarca hakkında bugüne kadar bilinmeyen birçok olaya, belgeye ve bilgiye rastlıyoruz. İlk şiir kitabı Havaya Çizilen Dünya’nın yazım sürecinden diğer kitaplarına uzanan o büyük şiir yolunu kendi cümlelerinden öğreniyoruz. Dağlarca,

“Yapıtlarımın ilki dışında hepsi bütünlük taşır. Bunlar belki de bilinçaltındaki kalıcılık isteğimdir. Yapıtlarımın hepsi bakışlarımdır benim. Onlarla görmek isterken, görünürüm de. Görmek isteklerim, göründüklerimin bin katıdır” diyerek onca yapıtı arasındaki belirgin bağlantıyı koyar önümüze.

Bir gün yazı masasının çekmecelerini karıştırırken eski bir gazete kupürünü Ertan Mısırlı’ya uzatır. Nazım Hikmet, Akşam gazetesinin 10 Haziran 1936 tarihli nüshasında Orhan Selim imzasıyla, Dağlarca’nın ilk kitabı Havaya Çizilen Dünya’yı yazmıştır. Nazım, Dağlarca’nın şiir dilini çok beğendiğini ancak içerik yönünden aksayan yönlerinin olduğunu belirterek şöyle bitirir yazısını: “Fazıl Hüsnü Dağlarca, inkişaf yolunda. Bakalım olgunlaştığı vakit dışı kadar içi de aydınlık ve mükemmel olabilecek mi? Bizden bunu beklemek, ondan buna ulaşmak.” Nazım Hikmet’in Dağlarca şiirinin yürüyüşü ile ilgili sonraki yıllarda neler düşündüğünü bilemiyoruz ama “olgunlaşmak” ve “ulaşmak” konusunda adını bir “şiir devi” olarak edebiyat tarihimize yazarak kanıtladığını iyi biliyoruz.

“Yahya Kemal, ‘Hececiler’den sorumludur. Kendi sığlaşırken, yöresindekileri de sığlaştırmıştır” diyen Dağlarca’nın şiir, şairler ve akımlar üzerine olan düşüncelerine oldukça geniş yer veriyor kitapta Mısırlı. Özellikle katıldığı panelleri, yurtdışı etkinliklerini, gazetelere ve dergilere verdiği söyleşileri, içerik ve ayrıntılarıyla birlikte belgeliyor okuyucuya. Dağlarca’nın şiir üzerine olan konuşmaları bir okul niteliğinde. Ziyaretine gelen genç şairlere öğütleri ise başlı başına bir ders/lik. Yaşamının merkezine şiiri aldığı için bütün olguları, olayları şiir üzerinden yorumluyor ve tanımlıyor. Kullandığı dili büyük bir yurt gibi algıladığından, Türkçenin bütün olanaklarının sonuna kadar zorlanması gerektiğini neredeyse her konuşmasında işliyor. Buna rağmen İkinci Yeni’ye çok mesafeli duruyor ve eleştirmekten de kaçınmıyor. Ertan Mısırlı’nın İkinci Yeni üzerinden sorduğu soruya; şiirin amacı, düzyazı ile ayrışan yanları ve kitleler karşısındaki gücünden söz ederek şöyle cevap veriyor Dağlarca: “İkinci Yeni’nin –ki bu bir avuç imzada beliriyor- şiir okurunu yanıltan ve bunaltan bir tutumu olmuştur. Güzel sözcük yığınları arasından bir öz çıkamıyor.”

Anlık olan ile görkemli olanı birleştirebilen bir görüş gücüne sahip olan Dağlarca, bilinç ile duyarlılığın birbirinden ayrılması halinde ortada şiirin kalmayacağını söylüyor. Ona göre duyarlılık geleceğin bilincidir, bilinç ise eski bir duyarlılıktır.

“Fazıl Hüsnü Dağlarca Günlüğü”nün ikinci bölümünde, Dağlarca’nın Türkiye’nin önemli edebiyat ve düşün insanlarıyla yaptığı yazışmalarına tanık oluyoruz. Aslında daha çok kendisine yazılan mektupları okuyoruz. Düzenli yazıştıkları arasında, şiirlerini İngilizceye çeviren Talât Halman ve Hollanda ziyaretinde kendisine tercümanlık eden Esma Yiğitoğlu vardır. –Dağlarca’nın Rotterdam’da, 1977’de basılan ‘Hollandalı Dörtlükler ve Başka Şiirler’in de çevirmeni aynı zamanda.-

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 18 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
6
parçalı bulutlu