Adil Hacıömeroğlu

Adil Hacıömeroğlu

DAM

Doğu Karadeniz’de evlerin yanında “dam” adı verilen dört direk üzerine oturtulmuş bir yapı bulunur. Genellikle iki kattan oluşur. Dışı perde denen tahtalarla kapatılır. Perdeler aralıklı çakılır ki damın içi hava alsın, içindekiler nemden çürümesin.

İlk katın tabanı topraktır. İkinci katın tabanı ise kalın tahtalardan oluşur. Düzgün tahtalar bulunamadığında kapak kullanılır. Kapak, kalaslar biçilirken en dıştan çıkan biçimsiz tahtamsılardır. Çoğu zaman bunlar yakacak ya da üstünkörü işlerde kullanılır.

Damın çatısı, genellikle kiremitle ya da sacla kapatılırdı. Her tarafından rüzgârların girmesine olanak vardı. Üst kata dıştan bir merdiven yapılırdı. Alt ve üst katların kapıları geniş bırakılırdı. Tamamen ahşap olan bu yapılar; sert rüzgârlara, delişmen yağmurlara, saçaklarda sarkıtları olan karlara yıllarca dayanırdı. Genellikle kestane ağacından olan direkler, yıllar geçtikçe çelikleşirdi.

Damın dışına, saçakların koruduğu kuru bölümün dört bir tarafında genellikle kışlık odunlar istiflenirdi tepeleme. Odun konulmayan saçak altına ise fasulye sırıkları ( Bölgede buna harç denir.) dikey olarak yerleştirilirdi. Damın alt katına fasulye sırıkları ve mısır sapları konurdu. Fasulye sırıkları arkada, mısır sapları (otluklar) önde bulunurdu. Çünkü kış boyunca mısır sapları ineklere yedirileceğinden kolay alınabilecek bir yerde olmaları işleri çabuklaştırırdı.

Üst katta kuru otlar bulunurdu. Kuru otlar kışın soğuğunda sımsıcak olurdu. Suç işleyip saklanmak isteyen çocuklar için güzel sığınaktı burası. Saklanan kişi, otların arasına gömülür. Kendisine soluklanacağı küçük bir delik bırakır. Otların sımsıcak kucağında derin bir uykuya dalındığı da olurdu. Otlar mis gibi kokardı. Doğanın her türlü kokusu sinerdi onlara. Kuru ot kokusu, deli eder insanı. Esrik bir düşün afyonu gibidir.

Otlar arasında hayale dalmışken birden bir ses işitip irkilirsiniz. Kümesi şaşırmış bir tavuk, otların arasında yumurtlamıştır. Oradan ayrılırken gıdaklayarak uzaklaşır. Benim gibi iştahsız bir çocuğun sevdiği andır bu. Hayallerime ara verir hemen sıcacık yumurtayı avucuma alırdım. Bir süre elimde tutar, sıcaklığını iyice duyumsardım. Sonra damın tahtalarına hafifçe vurup yumurtanın en sivri yanını kırar, zevkle içerdim onu. Çiğ yumurta içmek beni mutlu ederdi.

Damda kurumuş otların arasına, kış elmaları ve armutları saklanırdı. Otların güvenli, doğal ortamında olgunlaşırlardı. Her gün ev halkından biri gidip üç beş tane meyve getirirdi oradan. Otların kokusu, elma ve armutların kokusuna karışırdı. Farklı bir tat oluşurdu. Bu meyveleri yemenin mutluluğu anlatılamaz.

Otların arasındaki meyveler biterdi. Oyun sırasında otların arasına saklanmış bir meyve bulsak dünyalar bizim olurdu. Bu, büyük bir şans olarak görülürdü.

Kar yağdığında kuşların sığınağıydı dam. Her taraf beyaz örtüye büründüğünde kuşlar damın boşluklarına tünerdi. Kuru otların, mısır saplarının arasında kendilerine yiyecek bir şeyler bulurlardı ustalıkla. Hem de kış ayazında sıcak bir ortamda olmanın keyfini sürerdi doğadaki minik dostlarımız.

Yıllar geçip gitti bir çırpıda. Zamanla halkın geçim kaynakları değişti. Ekonomik nedenlerle bin bir türlü tarım ürününün yetiştirilmesi terk edilip çaya karar kılındı. Çayla birlikte mısır tarlaları tarih oldu. Otlaklar ortadan kalktı. İnekleri besleyecek ortam yok edildi. Dünyanın en lezzetli fasulyeleri yetiştirilmiyor artık. Fasulye olmayınca sırıklarına da gerek kalmıyor. Tabii inek, fasulye, mısır, ot olmayınca dama da gerek kalmadı. Artık damlar sökülüp yerlerine çay dikildi. Doğaya dayalı düzenli bir yaşam ortadan kalktı adım adım. Tavuklar gıdaklamaz,  horozlar ötmez oldu. Artık köyde yaşayanlar, yoğurdu ve yumurtayı ilçe merkezlerindeki büyük marketlerden almaktalar. Bacaların dumanları eskisi gibi kıvrım kıvrım kıvrılmamakta gökyüzünün yedi katına.

Damda bir elma bulma umuduyla koşan çocuk çığlıkları nerede? Nerede otlukları köpürterek yiyen memeleri süt dolu aynalılar, nazaralar, sarıkızlar?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum