“Davutoğlu tehlikelidir  uzak durun!”

“Davutoğlu tehlikelidir uzak durun!”

“Davutoğlu tehlikelidir uzak durun!”

Bugün köşemize gazetemiz yazarlarından Prof. Dr. Yahya Sezai Tezel’in 10 yıl önce Ahmet Davutoğlu hakkında yazdığı yazıyı aldık. Yahya Hoca, yazısının bir bölümünde, “Endişem odur ki, bu ikili ya Türkiye’nin başını büyük belaya sokacaklar, ya da dış politikaları büyük bir iflasla çökecek” demişti. Bu gün gelinen noktada Yahya Hoca’nın ne denli haklı olduğu ortaya çıktı.

Yahya Hoca yazısının girişinde şöyle diyor:

“Yaklaşık 10 yıl önce Davutoğlu hakkında aşağıdaki yazıyı yazmışım. Davutoğlu zihin karışıklığı ve muhtemelen kişilik karışıklığı nedeniyle tehlikelidir. Yumuşak huylu görünmesi sizi aldatmasın. Etyen Mahcupyan'ı (bu garip kimya mühendisinin Türkiye'nin akil kişisi rolünü oynamasına imkan veren kapıyı ben açtım, suçluyum) evet Etyen Mahcupyan'ı kurduğu ne olduğu belirsiz partisine genel başkan yardımcısı olarak atayan birinden uzak durmak lazım.”

Yahya Hoca’nın ‘Davutoğlu tehlikelidir, uzak durun’ başlıklı yazısı şöyle:

“Bozburun'dan İstanbul'a gelirken Davutoğlu'nun Stratejik Derinlik kitabını yanıma aldım. Bu akşam İstanbul'a geldim. Yatarken kitabın giriş bölümünü okudum. Uykum kaçtı fena halde. Bu adam kafası karışık bir üçüncü dünya quasi entelektüeli.

Siyaseti medeniyetler arasındaki mücadelelerle değişen dünya güç dengesinde medeniyetlerin kendi durumlarını iyileştirmek için stratejik fırsatları kullanma sanatı olarak görüyor. Tarih felsefesi tamamen yanlış. Misyonunu Türkiye'yi dünyanın belli başlı güçlerinden biri haline getirmek olarak görüyor.

Siyaseti asla, yurttaşların birlikte yaşamaları sorunsalı olarak görmüyor. Transandantel bir devlet kategorisi var. Bu adamın Türkiye'nin Avrupa Birliğine üye olmasını istemesi mümkün değil.

Eğitimi Boğaziçi İktisat. Mühendislik benzeri bir sosyal bilim anlayışı var. Tayyip Erdoğan'ın Davutoğlu'nun etkisi altına girmiş olması AKP'nin hem dış siyasetini hem de Türkiye içindeki siyasetini bütünüyle değiştirmiş.

Tayyip Erdoğan'daki 2007 seçimlerini izleyen ikinci yıldan itibaren görülen büyük değişikliği anlamakta zorlanıyordum. Davutoğlu faktörü birçok sorunun cevabını veriyor. Türkiye'nin dış politikası Cumhuriyetin kuruluşundan beri "realist" ve "pragmatist" bir yaklaşıma oturuyordu. Davutoğlu, Erdoğan dış politikası ideolojik.

Maalesef Davutoğlu'na büyük alim, entelektüel imajı giydirildi. Zaman'da yazan eski sosyal demokrat Şahin Alpay bile Davutoğlu'na methiyeler dizmek ihtiyacı duydu. Eğer Davutoğlu/Erdoğan ikilisi Türkiye'nin başını belaya sokmadan dünyadaki güç dengelerini değiştirebilirlerse ben tükürdüğümü yalar ve herkesin önünde aptalmışım derim.

Ama endişem odur ki, bu ikili ya Türkiye'nin başını büyük belaya sokacaklar, ya da dış politikaları büyük bir iflasla çökecek. Maceracı bir dış politikanın megalomanik bir hezeyan içinde iflas ya da felaketle mi biteceği, yoksa gerçekten bir strateji dehası ile mi karşı karşıya olduğumuzu olaylar ex-post belirleyecek.

Ama ben ex-ante endişeliyim. Davutoğlu/Erdoğan ikilisinin dünyanın güç dengelerini değiştirmek dışında içi belirgin bir refah fonksiyonları yok. Yani şu, şu, şu konuları şöyle şöyle şöyle hale getirmek istiyorlar diyebilmemize imkan veren mikro hedefleri yok. Dünyanın güç dengelerini değiştirmek ise amorf yani adımları belirsiz bir makro hedef.

AKP'nin Kürt açılımındaki büyük tutarsızlıkları da Davutoğlu/Erdoğan küresel kumarı içinde anlamlı hale geliyor. 1 Mart tezkeresinin reddi, Kuzey Irak’ta Türkiye, İran, Irak sınırları içinde kalan nüfus ve coğrafya ile bir büyük Kürt devleti kurmaya adanmış olduklarını çok açık ifade eden Barzani ile işbirliği yapmaları vesaire vesaire anlaşılabilir hale geliyor.

Davutoğlu/Erdoğan ikilisinin optimizasyon meselelerinin ölçeği Türkiye değil Dünya.

Allah sonumuzu hayreyleye. Türkiye'de siyaseti anlamak isteyen herkesin Davutoğlu'nun kitabını alıp satır satır okuması lazım.

Ben buna benzer bir quasi entelektüel akademisyenin dışişleri bakanlığının nasıl saçmalamayla sonuçlandığını geçmişte bir kere daha görmüştüm. Siyasal'ın devletler hukuku profesörü Gündüz Ökçün 1977 seçimlerinden sonra kurulan CHP azınlık hükümetinde dışişleri bakanlığı yapmıştı.

Ecevit/Ökçün ve arka planda Bilsay Kuruç/ Korkut Boratav ekibi Türkiye'yi batıdan koparıp bağımsızlar bloğuna kaydırmak istemişti. Duvarı deler öteki tarafa geçeriz demişti Ecevit. Ottowa’daki NATO toplantısında da ona ‘sen blöf yapıyorsun elinde o oyunu oynayabileceğin kartlar yok’ denilmişti.

Türkiye'deki finansal dengeler, eski öğrencim Mehmet Şimşek'in uluslararası para piyasalarındaki tecrübesinin büyük katkısıyla ülke riskinin düşük gösterilmesine bağlı bir jilet sırtı üstünde. İçeride ordunun büyük bir bölümü ayrılıkçı Kürt silahlı ve siyasi hareketi karşısında yıllarca etkili bir sonuç alamadı.

Böyle bir ortamda, bir küresel güç dengesi değiştirme projesinin aktörü olduğunu sanan Davutoğlu/Erdoğan ikilisinin siyasetinin Türk devlet gücünü basiretli kullanma şansı umulduğu kadar fazla olmayabilir. Uykum baya kaçtı. 8 Haziran sabahı saat üç, Cihangir, İstanbul."

 

***

Yazın çizin eksiğini söyleyin fakat pek çok uluslararası havayolu şirketinden daha büyük olan ve rekabetten dolayı iç piyasada bilet fiyatlarının uygun seviyelerde olmasında önemli katkısı olan Pegasus'un kapatılmasına çanak tutacak yorum yapmayın. Pegasus bizimdir. (Metin Yılmaz)

 

***

Doktorunuz diyor ki;

Bel ağrısı erişkinlerde çok sık görülen bir rahatsızlıktır. Ani ve yanlış hareketlere bağlı bel ağrıları genellikle birkaç hafta içinde kendiliğinden iyileşir. Bu arada ağrı kesici ve kas gevşetici ilaçlar gerekebilir. Bu hastalarda ayrıntılı incelemelere gerek yoktur. Hasta üç dört günlük yatak istirahatinden sonra yavaş yavaş günlük işine dönebilir. Bel ağrısı üç aydan fazla sürmüşse genellikle kalıcı olur. Kalıcı bel ağrısının kaynağını anlamak zordur, sihirli bir tedavisi yoktur. Hekim dışı kimselerin yaptıkları tedavilere kesinlikle güvenmemeli. Halk arasında "bel çektirme" olarak bilinen yöntemler çok tehlikeli olup düzeltilmesi mümkün olmayan zararlar verebilir. Tıp hekimleri tarafından gayet iyi bilinen ve "manüplasyon" olarak isimlendirilen bu yöntem ülkemizde ehliyetsiz ellerde çok yaygın olarak yapılmaktadır. Bazı masaj uygulamaları kasları gevşettiği için ağrıyı azaltabilir. Ancak hekim dışı kimselerin vadettikleri mucizevi tedavi sözlerine aldanmamalı. Kaplıcaların sıcaklığı nedeniyle kasları gevşetip ağrıyı azalttığının dışında yararları şüphelidir. Fizik tedavinin bir miktar yararı olabilir. Bel ağrılarında ameliyat seçeneği bazı durumlarda gerekli ve önemli olmakla birlikte genelde gereksiz ve lüzumsuzdur. Toplumda yaygın olan inanışın aksine gerçek bel fıtığı, bel ağrılarının sadece küçük bir bölümünü oluşturur. Bunların da çok az bir bölümü cerrahi tedavi gerektirir. (Dr. Kemal Küçükali)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.