Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

DEMEK Kİ ÖĞRETMENLİK HALKIN GÖZÜNDE SAYGINLIĞINI HALA YİTİRMEMİŞ

TEŞEKKÜRLER DEĞERLİ DOSTLAR

Değerli okuyucularım, biliyorsunuz yıllardır yazıyorum hiç bir karşılık gözetmeksizin. Amacım düşüncelerimi sizlerle paylaşmak, biraz daha olgunlaştırmak. Gazete okuyucularımdan çok az da olsa mektupla yorum aldım. Ancak bilgisayar sayfamda yazılarımı paylaşıyorum. İfade bırakanlar, yorumlayanlar bana büyük güç  veriyor. 24 Kasım  Pazar günkü  yazım Öğretmenlik mesleği üzerineydi. İlk kez bu denli çok yorum ve  ifade aldım. Çok duygulandım. Öğretmen arkadaşlarım, sevgili öğrencilerim çok güzel yorumlar yaptılar. Böylece yazı çok olgunlaştı. Belki yazdığım en değerli yazı durumuna geldi sayenizde.

Öğretmenlik mesleğinin saygınlığı üzerineydi. Daha yolun başında, birlikte olduğumuz  arkadaşlarım, yıllar önceden unutmayan öğrencilerim. Ne güzel yorumlar yaptılar. Öğretmenlik mesleğinin saygınlığını ve değerini vurguladılar. Burada önemli olan kişileri yüceltmek, abartmak değil toplumu çok ilgilendiren bir mesleği  değerlendirmekti. Çok mutlu oldum. Bir çok olumsuzluk olsa da toplum bu mesleğin önemini çok iyi kavramış, onurunu koruyor. Şimdi görevin büyük bir kısmı bu mesleği  icra eden, yürütenlerde. Çok olumsuz koşullar var, çok güç durumlar var. Ancak; mesleğin onurundan giderek bunlara katlanmalı ve başarılı olmak için  tüm koşulları zorlamalı. Başta şunu bilmeli... “Başka iş bulamadığım için, işsiz kalmamak için, diğer mesleklere göre maaşı daha çok olduğu için ”kimse öğretmen olmasın. Yazıktır bu yavrulara, yazıktır ülkemizin ve ulusumuzun geleceğine. Öncelikle mesleği çok iyi tanımalı, sevmeli ve onurunun bilinci ile bu mesleği seçmeli. İşte bu bilinçle yola çıkınca tüm güçlükler yenilir, dertler bile zevk olur.

 

BU PAZAR  YÜREKTEN SÖYLEŞELİM

Her akşam TV izliyoruz, haberler, yorumlar  ve diziler, diğer programlar. İçimiz açılıyor mutlu olabiliyor muyuz? Halkımız çok olgun aslında. Bunca tahrik bunca hakarete karşın bu insanlar kahvelerde evlerde ayni ekrana yüzleri dönük  soğukkanlılıkla izliyorlar. Korku, intikam, kan… Her gün acı, bir çok şehit haberi. Cenazeler ağlaşma sızlaşmalar. Kadına, çocuğa taciz şiddet. Diziler adeta bunlara uygun senaryolarla sahnelenmiş. Nerde o yürekten sevmek, saymak, temizlik , dürüstlü . Haberler hep en kötü haberler, cinayetler, soygunlar, dolandırmalar… Evet tüm bunlara karşın toplum yinede iyi ayakta durabiliyor.

Kahvelerin adı biliyorsunuz “kıraathane”. Sözcüğün anlamını bilmeyen var elbette. Söyleyelim “okuma evi”… Öyle mi bizim kıraathaneler. Ne okunuyor buralarda. Bir söyleşi olsa, bir konferans olsa yalvar yakar salonda iki üç sıra dolar da kahvelerde yer bulmak çok zor. Benim gibi oyun bilmeyen oyuna ilgi duymayan “Gideyim bir kaç dostla birkaç güzel söz edelim anıları yad edelim” diyorsun kimse bir bardak çay içimlik zaman ayıramıyor, işi gücü var. Bir de kızıyor  sana…”Şansımı kırdın, dörtlüyü bozdun” diye. Zorla bir masanın yanında bir bardak çay ikramı oluyor onu içip kalkıp gidiyorsun. Uzaktan uzağa selamlaşmalar.  Kıraathanenin(!) kütüphanesi de var. Ancak; kitaplar mahzun. Toz içinde, sağa sola devrilmiş, sahipsiz ilgisiz.

Haksızlık yapmayalım bir dost çıkar ara sıra gelir bir köşeye çekilir bir yarım saat söyleşirsiniz. Bu da iyi. Yine birkaç güzel anı yad edilir bir ülke sorununa az da olsa değinilir. Neyse güzel bakalım, güzel görelim. Özellikle politik söylemlerle kırmayalım birbirimizi. Politikayı bol yalan, sahtekarlık, çıkarcılıktan uzaklaştırıp ülkeyi ulusu, insanlığı dünyayı çok güzel ve iyi yönetme uğraşına çevirmeye çalışalım. Yüce Yaratan’dan başka bir varlığa tapmayalım.

 

DÖNELİM BAŞTAKİ KONUMUZA

Evet öğretmenlik mesleğinin saygınlığını korumuyor korutmuyor yöneticiler. Ancak; erdemli halk, erdemli insanlar öğretmenin ve öğrenmenin anlamını ve önemini kavrayarak öğretmenliği saygın, yerinde korumaya çalışıyorlar. Çünkü bazı mesleklerin saygınlığını korumak toplumu kurtarmak, insanlara saygınlık kazandırmaktır. Yoksa  Ahmet öğretmen, Ayşe öğretmen, Ali öğretmeni korumak ve yüceltmek değil amaç. Önemli olan mesleğin saygınlığını korumaktır. Hangi adla olursa olsun bu mesleğe giren bu meslekle adını yüceltsin. Unutulmayan öğretmen olabilmek için çok derin izler bıraksın.

Başka meslekler de var. Örneğin; yargıçlık mesleği  saygınlığını yitirirse toplumda güven kalır mı? Adalet ortadan kalkarsa toplum ne olur? Ancak kişiler çıkarlarını ön plana çıkarır ve salt kendini kurtarırsa toplum ne duruma düşer? Neyse bunu geçelim de biz konumuza dönelim.

Adı geçen yazımın değerlendirilmesinden yaptığınız yorumlardan mutluluk duyarak anladık ki toplum hala öğretmenine sahip. Öğretmenliği onurlu bir meslek olarak kabul ediyor. Öğretmen de bu tepkiye karşı etkilenmeli ve gerçekten “öğretmen” olmalı . Birkaç kalıp bilgi öğretmek, diploma vermek için aracı olmak gerçek “öğretmenlik” değil. Eğitim yaşamım boyunca öyle öğretmenlerim olmuş ki  düzgün kıyafeti ondan örnek aldım, güzel konuşmayı ondan öğrendim. Aynı öğretmenden eğitim görenler toplum içinde fark edilirdi. Şimdi de fark edilmeli… Ahmet öğretmenin öğrencisi, Nalan öğretmenin öğrencisi diye toplumda seçilebilmeli.

Sözün sonuna geldik. Günler çok çabuk geçiyor. takvim dayandıramıyorum. Habire yaprakları düşüyor. Dostlardan sevgililerden birbir ayrılıyoruz. Sevgiler ölmesin dostluklar yaşasın… Selam ve sevgilerimle…

 

                                                                                     

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.