DEMOKRASİ; CUMHURİYET BİR ERDEM REJİMİDİR

Demokrasi insanlığın bulduğu en son ve en mükemmel rejimdir. Ancak nasıl demokrasi, hangi cumhuriyet? “Demokorasi” adı ile Atina’dan, Roma’dan beri kullanılan bir yönetim biçimi. Ancak batıda sosyal sınıflar çok eskiden beri olduğu için sınıflı sistemlerde bugün anladığımız demokrasi olmaz. Köleler var, köylüler var işçiler var ve üst bir sınıf var. İşte bu üst sınıf kendi arasında bir demokratik rejim kurmuş. Binlerce yıl önceden bu kavram bu sözcük geliyor. “Cumhuriyet” de doğu kökenli bir sözcük. Demokorasiye benzeyen bir sistem ancak onlarda da sosyal sınıflar var. Köleler var, esirler, ırgatlar var. Ancak kimi tarihlere göre Türklerde yönetici sınıf batıda olduğu gibi çok üst sosyal bir sınıf değil. Han, Hakan yöneticidir ancak halkın tamamını köle olarak kabul etmez. Onların bir koruyucusu, bir kollayıcısıdır. “DEVLET” bir “ANA” gibi kabul edilir, “BABA” gibi kabul edilir. Halk arasında “DEVLET BABA”... “DEVLET ANA” denilir. Güvenliği o sağlar, adaleti o sağlar.. Bu durum zaman zaman gerçek olmuş, zaman zaman sadece adda kalmıştır.

İşte böyle bir süreçten geçerek günümüze dek geldik. Krallık, Padişahlık, Mutlakıyet olmuş, monarşi olmuş daha sonra evrimleşerek MEŞRUTİYET= OLİGARŞİ olmuş ve sonunda demokrasiye, cumhuriyete ulaşılmış... Neyle... Seçimle... Nasıl seçim... Nasıl bir çoğunluk ve nasıl bir sistem. En olgunlaşmış biçimine ERDEMLİ YÖNETİM denmiş. Yani salt seçim salt çoğunluk işi çözmüyor. AHLAK esastır. Çoğunluğu ele geçiren azınlığı susturur, bastırırsa kimi kez monarşiden de kötü olur... Kraldan da kötü olur. Kimi kez çok kaliteli kral, hükümdar rastlayabilir de seçimle gelen diktatörlük hiç iyi olmaz. İşte bu nedenle de DEMOKRASİ’nin içi boşaltılmayacak. Nitelikleri belli olacak. Halkın tamamına yakının oyunu alan bir anayasa, bu yasaya uygun kuvvetler ayrılığı. Yasama, yürütme, yargı... Bu üçlü bağımsız olacak. Ve yöneten de yönetilen de ERDEMLİ olacak. Hak hukuk, görev, sorumluluk, sevgi ve hoşgörü. İşte o zaman DEMOKRASİ var, HALK YÖNETİMİ olan CUMHURİYET var. Yoksa belli sürelerde seçim, ele geçen bir çoğunluk ve buna uygun bir rejim... Buna demokrasi denmez. O zaman halk ya kral arar iyi bir kral ya da hükümdar. Bu da en onurlu yaratık olan insanın yaradılışına uymaz.

 

DEMOKRASİNİN DİĞER ORGANLARI

Demokrasilerde yurttaşlar düşünür, araştırır, doğruyu iyiyi güzeli bulur ve bu düşünceler açıklanır. Buna uygun sistem de oluşur. Düşünce beyinde oluşur, yayınla yayılır. Gazete olur, kitap olur... Radyodan TV’den yayınlanır ve halk bilgilenir. Bu bilgiler, bu düşünceler herkesin hoşuna gitmeyebilir. Egemen olan, hoşa gitmeyen haberi, yorumu önlerse demokrasi nasıl gelişir. Bir avuç egemen “Biz düşünelim, biz yoğuralım size sunalım siz de buna uyun” ... Böyle bir demokrasi nasıl demokrasi olur. Yani egemenliği ele geçiren güç beğenmediği gazeteyi kapatsın, beğenmediği TV’yi karartsın buna da DEMOKRASİ desin...Öyle mi.. Yo böyle bir demokrasi olmaz. Demokrasiyi basın yayın olgunlaştırır, denetler. Elbette yasalar var, olacak yasa dışı hareketler denetlenecek, yargılanacak, cezalandırılacak. Ancak bunu bağımsız yargı yapacak, hukuka uygun yargı yapacak. Yoksa yürütme, yargı olursa buna yargı denmez. Ya da darbe dönemlerinde kurulan yargı üstü baskı unsurları yargı yerine geçerse toplumu böler umutsuzluğa karamsarlığa iter ve kimi kez de toplumsal patlamalara neden olur. Bu da demokrasi açısından büyük bir tehlikedir.

Demokrasinin diğer organları da mutlaka korunmalı. Sivil toplum örgütleri, Sendikalar, üniversiteler görevlerini demokrasi kurallarına göre yerine getirmeli. Sendikalar SARI, Üniversiteler diploma fabrikası olursa demokrasiye hiçbir katkı sağlayamazlar. Aksine demokrasiyi daha da yozlaştırırlar. İşçi sorunları tartışılıyor, ortada sendikalar yok, bilim sanat, bilimsel hukuk tartışılıyor üniversiteler yok. Böyle bir demokrasi olur mu?

 

GAZETELER KAPATILIR EKRANLAR KARARTILIRSA!

1958-59 yıllarında daha çocuktum. Severdim kitapları gazeteleri. Anlamasam da değerlerini dikkatimi çekerdi. Babam gazete getirirdi. O günleri anımsıyorum. Kimi gazetelerin bazı sayfalarında boş sütunlar, yazısız sütunlar olurdu. Sorardım “Burada niçin yazı yok” ... Uygun bulunmamış , Köyde parti ocakları vardı. Bir partinin ocağı da bizim evim küçük üst odasıydı. Köşelerinde gazete yazıları yapıştırılmıştı, Karikatürler vardı. Oradan biliyorum. O yazıyı ....partisi kapattırmış. Köyde iki radyo vardı. Bu radyolarda Vatan cephesine kaydolanların adları okunurdu . Anlamasam da hala kulağımda... F... ca .. Cepheye kaydoldu onlar şimdi işe girer, derlerdi.

İşte bunlar hiç güzel şeyler değildi. Halkı bölmek, bir kesimi susturmak bir kesime gaz vermek demokrasinin gazını kesmişti. Bundan sonra hiç güzel olmayan olaylar oldu. Demokrasi sekteye uğradı.

Yıllar geçti.. 12 Mart'ı gördüm yaşadım... 80 öncesi olaylar, kan, gözyaşı, zülüm ve demokrasi rafta. Yakılan kitaplar, kapanan gazeteler dergiler… Daha neler neler. Hep demokrasinin başına gelenler. Neden niçin? İşte özgürlüğü usulüne göre kullanamamak ve özgürlüğün kısıtlanması.

 

DEMOKRASİNİN EN YÜCE ORGANI MECLİS

Bu organ Türkiye Cumhuriyetini kurdu, Kurtuluş Savaşını yönetti yüce komutanının başkanının komutasında başkanlığında… Bu organ etkin yönetilmezse, yönetemezse sistem nasıl işleyecek.

Basını yayını, moda deyimle MEDYASI özgür değilse bu sistem nasıl işleyecek. Halk nerden haberi alacak, yorumu nasıl dinleyecek ve doğru bilgiye isabetli yoruma ulaşacak. Gazetecileri hapiste, TV’leri kapkara, bilim kurumları ürkek korkak suskun.  SEÇİM ... Yeter mi seçim? Seçim istenen sonucu vermezse SEÇİM İPTAL... “Demek ki benim oyum işe yaramıyor” derse halk sandık başına da gitmez.. Ne olur... “Ne olacak zaten biz de onu istiyoruz” bakın gelişmiş diye bilinen birçok ülkede seçime katılma oranı çok düşük. Bizde oran şimdilik yüksek de bu dediğimiz olursa demokrasimiz için çok kötü olur.

Kamuoyu çok önemli değil mi? Nasıl oluşur bu OY? Gazetecisi ile yayıncısı ile düşünen ve düşündüğünü söyleyen ile… Bunları susturursan, kalemini kırarsan, ekranını karartırsan bu OY nasıl oluşacak. Ekranları karartılan TV’lerin alt yazılarını okuyorum da öyle büyük suçlar isnat ediliyor ki bunu yargı organı çözmeli. Hayır yargıya hiç intikal etmiyor. Ya birkaç program karartılıyor ya da TV birkaç gün karartılıyor. Suç varsa suçlu adıl yargılansın. Halkın haber alma organına dokunulmasın. Hoşa gitmeyen beğenilmeyen program için programı yayından kaldırmak bu yayın organını susturmak, karartmak. Başka kanallar da kapatılıyor karartılıyor. Hangi kanallar bunlar. Sahte ilaç satanlar, dolandırıcılar, sahtekarlar... Bu kanallarla ülkenin en ciddi, en çok izlenen ve güvenilen kanalları bir tutulur mu? Diğer kanallara bakın muhalif değilse istediği gibi yayın yapar. En ahlaksız dili kullanır, devletin milletin milli ve manevi değerleri ile alay eder onlara bir şey olmaz.

SÖZÜN SONUNDA diyelim ki; Bu demokrasiye, cumhuriyete kolay kavuşmadık öyle ucuz harcamayalım. Tüm kurumları ile iyi koruyalım, sahip çıkalım geliştirelim. En güzel en gelişmiş örnek Demokrasiye kavuşalım. Bu da ancak halkça bu sisteme sahip çıkmakla olur...

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.