DEMOKRASİ ŞÖLENİ

Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğu günden bugüne yaptığı demokratik hamlelerle gündeme gelen ve bilinen bir parti. Son yıllarda yaptığı en önemli demokratik hamlelere örnek verecek olursak; ilki Deniz Baykal döneminde siyasetin önünü açmak, demokrasiye hizmet etmek adına Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi yasağını kaldırmaya ve meclise girmesine destek vermekti. Türkiye’ nin son 20 yılını olumlu/olumsuz farklı yorumlanabilir ama büyük oranda değiştiren bir hamle. İkincisi ise İyi Parti’nin meclise ve seçime girmesinin önünü açmak adına 15 milletvekilini İyi Parti’ ye geçirmesiydi. Bu kritik demokrasi hamleleri Türk siyasi hayatında çok önemli demokratik adımlar olarak tarihteki yerini aldı. Ülkeye faydaları, artıları, eksileri farklı kesimler tarafından tartışılabilir fakat şu gerçek yadsınamaz ki Türkiye’ de en büyük demokratik hamlelere imza atan parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir.  Parti içi demokrasinin en fazla olduğu, çok sesliliğin, müzakerenin, istişarenin en fazla olduğu ve gelenek görenek sayıldığı parti yine CHP’dir. Parti içi kurumlara ve duayenlere önem verilir, tek lider, tek ses anlayışı yoktur. Bu bağlamda Millet İttifakı ‘ adı altında birlikte hareket ettiği İYİ Parti’yi de etkilediğini söyleyebiliriz. Parti içi demokrasiyi yaşatmaya, istişareye, çok sesliliğe belli oranlarda izin veriliyor diyebiliriz. Her ne kadar iller bazına çok indirgenebildi diyemesek de Genel Merkez anlamında bunu söyleyebiliriz. Genel İdare Kurulu (GİK) bir çok konuda ortak karar almaya ve parti içi ilişkileri yürütmeye yetkili bir idare kurulu görüntüsü sergiliyor.

Gelelim şimdi bunlardan neden bahsettiğime;

Bu konuları sizlere hatırlattım çünkü ‘ Demokrasi önemli bir kavram ‘ özellikle de şu günlerde çok önem arz ediyor. Yeni anayasa ile sürekli tartışılır hale geldi, hem kendisi hem de mahkemesi. Millet ittifakının fertleri özellikle Cumhur İttifakından ayrılarak Türk siyasetine yeni oluşumlar kazandıran Davutoğlu ve Babacan ‘ a ve ekiplerine biliyoruz ki çok sahip çıkıyor. Bunda yanlış mı yapıyor, hayır. Demokratik bir şekilde partilerinden ayrılan bu iki önemli isim yanlarına arkadaşlarını da alarak yine demokratik bir şekilde parti kurdular ve siyasete heyecan getirdiler. Bu heyecan Millet İttifakını sevindirirken Cumhur İttifakı cephesinde haliyle pek de hoş karşılanmadı. Hain oldular, iş birlikçi oldular, Fetöcü oldular, oldular da oldular. Her türlü hakaret ve eleştirilere maruz kaldılar. Bu dönemde onlara sahip çıkan, onları savunan eski rakipleri Millet İttifakı fertleri oldu. Medya bazında bile bakacak olursak muhalefete yakın medya onlara sahip çıkıp bültenlerinde yer verirken Yandaş Medya ya ağır eleştirilerde bulundu ya da hiç adından söz etmedi. Bu noktada Millet İttifakı demokrasinin gereği olarak bu arkadaşlara sahip çıktığını, haklı ve doğru yolda olduklarını, bir şeylerin yanlış gittiğini, bulundukları ortama ait olmadıklarını düşündüklerini ve partilerinden demokratik şekilde ayrıldıklarını, bunun doğru bir davranış olduğunu belirtti.

Peki şimdi aynı durum Millet İttifakı cephesinde yaşanırken aynı demokratik duruş sizlerden beklendiğinde bunu başarabilecek misiniz?

Muharrem İnce ayrılıyor, Mustafa Sarıgül ayrılıyor, Ümit Özdağ ayrışıyor…

Bakalım Cumhuriyet Halk Partililer ve İyi Partililer yani Millet İttifakı mensupları Cumhur İttifakından bekledikleri demokratik gereklilikleri kendileri yerine getirebilecekler mi ?

Son günlerin bence en önemli merak konusu bu olmalı…

İğneyi başkasına batırdık da batırdık, bakalım çuvaldızı kendimize batırabiliyor muyuz ?

İnce’nin Memleket Hareketi, Sarıgül’ün Türkiye Değişim Hareketi, Ümit Özdağ’ın ne idüğü belirsiz çıkışı,

Millet İttifakında ‘demokrasi gereğidir, arkadaşlarımıza saygı duyuyoruz, başarılar diliyoruz, kendileri partilerimizde uzun yıllar görev yapmış, saygıdeğer ve önemli kişilerdir’ şeklinde mi yer bulacak, yoksa;

‘Bu arkadaşlar haindir, bizi yarı yolda bırakmışlardır, kendilerini bilmezlerdir, bunlardan hayır gelmez’ şeklinde mi?

Bekleyelim görelim Demokrasi Şölenini…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar