Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

DENİZDE YOLCULUK YAPAMAYAN GÜZEL ÜLKEM VE KENTİM

Oğlumuzla sahurda sohbet ediyoruz. Konumuz deniz yolculuğu. Aslında sohbet Sinop’tan açılmıştı. 19 sene önce oğlumuz 4 yaşında iken Sinop seyahati yapmıştık.  Seyahatimizi deniz yoluyla gerçekleştirmiştik. Ankara isimli feribota otomobilimizi yüklemiş ve bir gece yatarak ertesi gün Sinop’a ulaşmıştık.
Bizim Sinop seyahatimizden bir süre sonra Karadeniz’de yolcu taşımacılığı son bulmuştu. Demek ki şöyle böyle 19 yıldır Karadeniz’de Türk yolcu gemileri sefer yapmıyor. Bu durum gemilerle büyümüş biz ve bizden önceki kuşaklar için acı bir durumdur. Bırakınız bizi oğlumuz için bile acı bir durum olduğunu sahur sohbetimizde anlamış olduk. 23 yaşındaki oğlumuz 19 yıldır Trabzon’dan gemi yolculuğu yapamıyor. 4 yaşındaki anılarıyla avunup duruyor.
Oğlumuzun da unutamadığı anımız yanlış hatırlamıyorsam bir çarşamba akşamüzeri başlamıştı. Otomobilimize bavullarımızı yüklemiş ve Trabzon Limanı’na gelmiştik. Daha önce birkaç defa seyahat ettiğim Ankara feribotu beyaz bir kuğu gibi bizi bekliyordu. Kapıdaki kontrollerden sonra yavaşça geminin hangarına girmiş ve otomobilimizi görevlilere teslim ettikten sonra kamaramıza yerleşmiştik. Hemen sonrasında vakit geçirmeden güverteye çıkmıştık. Hava henüz kararmamıştı. Ama gemi ışıl ışıldı. Derken geminin kalkış düdüğü ötmeye başlamıştı. Halatlar toplanmış römorkörler harıl harıl çalışmıştı. Rıhtımdan uzaklaştıkça rıhtımdaki insanların silueti kaybolmaya başlamıştı. Son el sallamalardan sonra gemi burnunu liman ağzına çevirmişti. 
Her gemi yolcusu iyi bilir. Gemiler limandan denize açıldığında hele deniz Karadeniz ise mutlaka o soğuk dalgalar geminin gövdesinde hissedilir. Hafif titreşimlerle geminin motor devri ve sesi değişir. Dalgalar yarılmaya başlar. Güvertede iseniz rüzgârla buluşursunuz. 
Orta yol Ganita ve Faroz kıyılarını izleyerek Beşirli koyuna gelmiştik. O dönemlerde Ankara feribotunun kaptanları geminin rotasını Beşirli koyuna yönlendirirdi. Zannediyorum yolculuğa biraz turistik bir hava katmak istiyordu kaptanlar. Yine Beşirli koyuna doğru hafif bir giriş yapmış, kıyıları içselleştirmiş, babamların evlerinin olduğu bölgeye doğru el sallamıştık. Beşirli koyundan hafif bir dönüşle burnumuzu tekrar Karadeniz açıklarına yönlendirmiş ve tam yol devam etmiştik. 
Akçaabat açıklarında hava kararmaya başlamıştı. Kıyılar karaltı şeklinde ve ışık öbekleriyle görülüyordu. Acıkmıştık. Restorana geçmiş ve balıklarımızı yemiştik. Sonrasında arka bölümdeki kafeteryada çay ve kahvelerimizi yudumlamıştık. Gece üstümüze koruyucu bir şeyler giyip geminin üst güvertesinde oturmuştuk. Kıyı artık hiç görünmüyordu. Denizin ortasında ışıl ışıl küçük bir ada gibiydik adeta. Dört yanımız zifiri karanlıktı.
Eşime çocukluğumdan gelen gemi merakımı ve anılarımı anlatmaya başlamıştım. Oğlumuz da merakla beni dinliyordu. O dönemlerde Trabzon’a her hafta İstanbul’dan Deniz Yolları İşletmesi’ne ait yolcu gemileri gelirdi. Bu gemiler İzmir, Ege, Karadeniz ve Akdeniz ismindeki gemilerdi. O tarihlere göre çok karizmatik gemilerdi bunlar. 
İzmir ve Ege birbirinin ikiziydiler. Karadeniz ve Akdeniz daha büyük ve yine birbirinin ikizi gemilerdi. 80 li yıllarda bu gemiler Trabzon seferlerinden kaldırılmış ve yerlerine Ankara, Samsun ve İskenderun İsimli feribotlar gelmişti. Bu feribotlar yeni nesil, manevra kabiliyetleri yüksek konforlu ulaşım araçlarıydı. 
Çocukluğumda babamla her pazar günü limana gider ve gemileri seyrederdik. Haftada bir gün gelen yolcu gemileri bu seyrimize ayrı bir keyif katardı. Bu gemi ilgisi zaman içinde bende tutku haline gelmiş ve küçük yaşta ölçekli ve gerçekçi gemi modelleri yapmaya başlamıştım. 12 Eylül askeri ihtilalinden sonra ne yazık ki Trabzon Limanı sivil vatandaşlara kapatılmıştı. Bu durum eminim ki benim gibi birçok çocuk ve gencin gemi ve deniz sevgisini engellemiştir.
Güvertede bu anılarımı eşim ve oğlumuza anlatmış sonrasında kamaramızda keyifle uyumuştuk. Ertesi gün Samsun Limanı’na uğrayan gemimiz Sinop’a doğru demir almıştı. Samsun Sinop arası olağanüstü keyifli geçmişti. Bütün yolcular güvertelerde ve köprü üstünde rüzgârla arkadaşlık etmiş, yunuslar gemimizle yarışmıştı. Sinop ufukta göründüğünde eşyalarımızı toplamış ve otomobilimizin yanına inmiştik. 
Bu seyahatimizin Trabzon’dan yapılan son gemi seyahatimiz olacağını kırk yıl düşünsem tahmin edemezdim. Bir deniz kentinin evladı, üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin vatandaşı olarak kendi karasularında gemi yolculuğu yapamamanın üzüntüsünü burada yazmaya gerek yoktur sanırım. 
Alanya Alidaş, Marmaris, Kuşadası, Çeşme, Antalya, İstanbul Zeyport, Bodrum, Dikili, Bandırma, İzmir, Samsun, Trabzon, Fethiye, Bartın, Mersin, Giresun, Sinop,  Rize, Çanakkale Ayvalık, Zonguldak, Mudanya, Datça, Çanakkale Kepez, İzmir Foça, Aydın Didim, İstanbul Sarayburnu, Didim D Marin, Edremit Akçay, Antalya Kaş, Çanakkale Bozcaada, Tekirdağ limanları yolcu gemilerine hitap eden limanlardır. 
Ancak bu limanların kaçı yurtiçi yolcu taşımacılığına hizmet vermektedir?
Sorulacak soru budur.
Sorunun Karadeniz ile ilgili bölümünün cevabı sıfırdır.  

 
 


 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.