DEVA!

  Genelde “kimse benim ayranım ekşidir” demeden siyasal arenada bu sözle örtüşmeyen davranışlar sergilemektedir. Politika değil partizanlık yapılıyor. 
Siyaset karşındakini  bir nevi ikna etmek ve elinden geldiğince de her konuda ahkam kesmektir.
 
Siyasette hep demokrasiden bahsedilir ama demokrasinin o muhteşem özgürlük kavramını uygulayamaya gelince el ayak tutulur.
Eşitlik denir “kadın” tek başına bırakılır.
Siyaset yapmak isteyenler, genelde siyaseti elinde bulundurma ve yaşamı kendi istediği gibi yönetmek arzusu içindedir.
 
Bende siyaset yapmaya çalışıyorum ama arkadaşlarım bana “Havva siyaset kirli ve sana hiç yakışmıyor“ diyorlar. Zaten doğruları söyleyince o çark sana siyaseti yapman için çok da izin vermiyor. 
Bu görüşü benimsemiyorum, o yüzden bugünlerde aktif olmasam da dışarıdan izleyip sadece yapılanları bir yerlere yazıyorum.

  Eğer biz iyi ve doğru olduğumuza inanıyorsak siyasal süreçlere müdahale edebilmeliyiz. Bu şekilde belki içinde bulunduğumuz siyasi partinin yönetim olgusunu eğer varsa  olumsuzluklardan temizleyebiliriz. Kim bilir!
Hayatı güzelleştirmek için bir yerlerden başlamak gerekiyor.  Hayattan beklediklerimizi ve hayata katabildiklerimizi siyaset arenasında tartıp dengeleyebiliyorsan inan ki çok büyük bir iş başarmışsındır.
 
 Herkes hata yapabilir. Çok da hata yapabilir, az da hata yapabilir. Ama bilerek yapılandan Allah hepimizi korusun. Bilerek ve isteyerek yapılan hata değil zarardır.
Siyaset bir hata değildir. Siyaseti yapanlar genelde yanlış isimlerdir.
 
Bugünlerde yeni bir parti zikredilmeye başlandı. Hatta artık doğdu bile. Adı DEVA yani Demokrasi ve Atılım Partisi. Demek ki bu “DEVA” kısaltması için epeyce düşünmüşler.
  Herkes espri yapıyor. Kurmaylar basına sızınca kah eleştirilip, kah  iyi isimler var denilerek yorumlar yapılıyor. En çok da kısaltması ile ilgili yorumlar dikkat çekici. 
Neyi iyileştirecekleri merak konusu?
Nasıl iyileştirecekleri daha da çok merak ediliyor. Kulislerde bir çok isim o partiye geçmek için torpiller arıyor. 
Oysa hepsi aynı. Fark yok. Sadece renkler değişik. İsimler değişik. Evet bir kurtarıcı bekleniyor. DOĞRUDUR. Ama kurtarıcı kendi yaşamını riske atıp insanları güç durumdan kurtaran değil midir? E denemiştik. Neden o zaman değil de şimdi kurtaracaksın.Her şey bu kadar basitse mesele Ülke ve vatansa neden bu eziyetler!
Ülkenin kurtarıcılara değil, ülkeyi zora sokmayacak insanlara ihtiyacı vardır.
Ülkemin kararları üzerinde kalem oynatacak insanlar,yazıp silme lüksüne sahip değildir. 

  Yönetmeye talip olanların, hayatın başlıklarında sağlık, eğitim, istihdam, adalet… gibi konularda kaliteli ve işin uzmanı insanlar yetiştirerek ve sürekli dokunuşlar yaparak güncelleme yapması gerekir.  Öyle kurmaylarına sözler, vaatler vererek kendi yöntemlerin ve etrafın için gelmeler ve kendi çıkarların için akıl oyunlarıyla insanları manipüle etmeler inanın denendi ve hiçbir işe yaramadı. İzledik. İzliyoruz.
 
Şu anda sihirli bir değnek beklemek inanın sadece hüsrandır. Bugünlerde sihirli değnekten bahseder gibi konuşanlar ”biri iki edenden çok”  maalesef bizleri de içine alacak o masalsı ve her şeyin iyi olduğu diyarlara gitmekten öte sadece o sihir kendisine değsin diye bekliyor. 
Bizlerde vatandaş olarak “sihir” her şeye, herkese değsin diye bekliyoruz. 
İşler iyiyken sesi çıkmayanlar, işler kötüye gidince, küsmeler olunca ya tutarsa diye parti kuruyor.

  Evet kalp kırıklığı hassas bir mesele. Hele de dosttan gelince daha ağır bir mesele. Belki kendini yarı yolda kalmış hissediyorsun. Ya da “kardeşim” kelimesinin o güven yüklediği sen olma durumundan çıkmak da zor geldi ama bu kişisel meselelerle lütfen rica ediyorum vicdanınla sadece ben demeden ülkenin geleceği için siyaset yap! 
Ben bu yazıyı inanın bir şeyler gerçekten iyi olsun diye yazıyorum. İnanmak için. Güvenmek için yazıyorum ama nedense yine hiçbir inancım yok. Evet harekete geçilmezse , bir şeyler yapılmazsa, konuşulmazsa eğriler doğru, yanlışlar doğru, kötüler iyi olmaz. Fakat neden zamanında sustunuz da yapamadınız da şimdi konuşuyorsunuz!
  Bu ülkede maalesef siyaset ülkenin , milletin kazanmasından çok mevcut iktidarın kaybetmesi için yapılıyor.  Partiden dışlanan herkes ya parti kuruyor ya da mevcut olan partilerde yer almak yarışına giriyor. Ağzı laf yapanda sadece konuşuyor. Oysa bizler yapmak istediklerimizi, dokunmak istediklerimize sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla bile temas ediyoruz.  Yeter ki iste!   
Siyasal iktidarı elde etmek ve yönetmek arzusu her şeyin önüne geçince umut ta, güven de yandı bitti kül oldu oluyor.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum