Deva tehlikesi!

  dc5915db-905f-4dc9-aa36-94ceb309210a.jpgİçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, istifasının yankıları devam ediyor.  Süleyman Soylu’nun istifa sonrası kısa süre içerisinde kamuoyunda milyonlarca destekçi bulduğunu hatırlatan AKP eski il yöneticilerinden biri, ‘Bizim partide birine istifa et denirse ancak istifa edebilir. Onun dışında istifa yaşanmaz. Süleyman Soylu’nun istifası bu açıdan önemli. Cumhurbaşkanımız olayı büyümeden önledi ve istifayı kabul etmedi’ dedi.
Eski il yöneticisi,  parti genel merkezi ve teşkilatlarının önemli bir kesiminin Soylu’nun istifasına tepki vermediğini öne sürerek, ‘Partimizde çokları, Soylu istifa edip yarın Ali Babacan’ın partisine mi geçecek diye düşündü. Ancak sayın Soylu istifa mektubunda Cumhurbaşkanımıza bağlılığını belirtmişti. O nedenle, bu görüş doğru olmamasına rağmen yine de partimizde konuşulmaya başlanmıştı’ diye konuştu.
 

Haydar Baş Hoca!

  5209464a-2a97-4658-9224-3cdfc025f01b.jpg Kendisini Dürbinar Mahalle camiinde güleç ve aydınlık yüzüyle konuşmalar yapan, Yüksek İslam Enstitüsü öğrencisi olarak tanıdım. Cami vaizlerini bilen biri olarak onun konuşması çok farklı ve iç açıcı idi. Üniversite talebelik yıllarımda arkadaşlarımın öneri ve yardımı ile Kadri tarikatına intisap ettim. Erenköy'de Mustafa Hayri Hoca bağlandığım tarikat kolunun lideri idi. Zamanla sufizm ve tarikat bağlılığının bana uymadığını gördüm, şeytanla aram çok iyi idi çünkü. Ama şeytanı kovmak sadece benim işimdi, benim dışımda bir otoriteyi kabullenemedim. Sonra mahalle camisinde konuşmasına hayran olduğum mahallelim, ağabeyimin tarikat lideri olduğunu gördüm.
Haydar Hoca, ilçemiz Akçaabat'a değer katan bir insandı. Atatürk düşmanı dini ve siyasi önderlerin bol olduğu ülkemiz ve özellikle bu fitnenin ana kaynaklarından biri Akçaabat'ımızda yaşayan Haydar Hoca dini cemaatler içinde Atatürk'e saygı duyan tek tarikat şeyhiydi. Bana göre iyi bir insandı. İlçemizde gıybet edeni, muhalifi, alay edeni hatta küfür edeni boldu. Şunu unutmamak lazım; "Toplum kendi içinden çıkan ve kendini aşanlara gizli bir kin ve kıskançlık duyar". Bu "homo aeconomicus"un en doğal halidir. Haydar Baş sayesinde öne çıkıp arkasından onun aleyhinde olanlar çoktu.
Allah rahmet eylesin.
Ne diyelim.
(Dr.Mahmut Haydar Ustaoğlu)
 
Doktorunuz diyor ki!
Dizanteri: Halk arasında kanlı ishal olarak bilinir. Su ve besinlerle bulaşır. İçme suyuna lağım ve kanalizasyon sızıntılarının karışmasıyla dizanteri salgınları ortaya çıkar. Yaz aylarında artış gösterir. Bebeklerde ve çocuklarda önemli ölüm sebeplerindendir. Bol sulu, sümüklü, kanlı dışkılama, karın ağrısı, bulantı, ateş, halsizlik şikayetleriyle başlar. Kramp tarzında karın ağrıları olur. Son derece bulaşıcıdır. Vücuttaki su miktarını ciddi olarak azaltır. Hastalığın tedavisindeki esas amaç, kaybedilen sıvının yerine konulmasıdır. Hastanın durumuna göre uygun görülen antibiotik kullanılır. Yaygın olarak kullanılan bir aşısı yoktur.
(Dr. Kemal Küçükali)
 

Sevgili ape kardeşlerim, Siz ne dersiniz?
Homo Sapiens Sapiens denilen apeler, yani bizler, galiba dünyada karada, havada ve okyanuslardaki hayatın nerede ise tamamını yok edebilecek bir bilgi ve teknolojiyi geliştirdiklerinde galiba hadlerini aştılar.
Korona Virüse kafayı taktık. Peki dünyadaki nükleer füze stoğu tasfiye mi edildi? Kendilerini Kainatı da yaratmış olması gereken, varsa eğer, kainatın terimleri dışında ontolojik statüsü olan dinlerin müminleri, ya benim gibi inanırsın ya da dünyayı cehenneme çeviririm benim gibi inanmayanlardan önce demeyi, yani "doğru din"i keşfettiğinde de, büyük ölçüde haddini aşmıştı. Ama nükleer fizik ve teknolojiye kadar insanlar sadece birbirlerinin ve öteki hayvanların kasaplığını yapabiliyorlardı. Dünyadaki hayvan ve bitki türleriyle etkileşseler de, bütün homo sapiens sapinsleri ve havyan ve bitki türlerinin büyük çoğunluğunu tek bir episod içinde yok etme güçleri yoktu.
  Ne var ki, nükleer bilgi ve teknoloji, insan denilen ‘ape’i yer küresindeki hayatı bir anlık bir episod içinde yok edebilecek bir canavara dönüştürdü. Niye korkmuyoruz nükleer savaştan? Bütün dinler insanların kendileri gibi inanmayanları doğru yola getirmek için gerekirse onları öldürmeye yol açabiliyor.
   Teorik olarak Budizm böyle değil denebilecek olsa bile, Myanmar'da Budistlerin Müslümanlara yaptığı zulmü, Hindistan'da çeşitli Hindistan dinlerine mensupların Müslümanları hakları kısıtlanması gerekenler statüsüne indiren yasayı çıkarmaları, homo sapiens sapiens apelerinin cehalet, acizsilk ve korkularını "din" ve "ırk" dedikleri safsata kategorilerle bir varlık tasarımı ve kurumsallaşma ile bastırmalarının nelere yol açtığının yakın tarihteki kanıtlarıdır.
   En yakınımdaki insanlarla bile konuşamıyorum. Çünkü mensubu olduğum tür, homo sapiens sapiens türünün fertlerinde milyonlarca senelik evrimleşmiş genleri ve kurumları ile taşınan aptallık ve kötülük potansiyeli var. Bu potansiyelin Türkiye örneğinde mesela AKP-dindarlar kümeleri ile CHP-laikler kümeleri arasında, ya da Türkler kümeleri ile Kürtler kümeleri arasında tezahür farkı adeta yok gibi. Ape im, ape sin, o ape, biz ape iz, siz ape siniz, onlar ape ler. Bu ape statümüzün evrimi içinde, vicdan, insaf, acıma, kendi ya da yakını ya da klanının aptallıktır ve veya kötülüğünü de fark edebilme yeteneklerimiz de filizlenmiş. Bu filizlenmenin insanlığın bugün doğan bebeklerin benim bugünkü yaşıma yakın 80 yıl sonrasına suhuletle erişebilmeleri ihtimali nedir diye sorsam size sevgili ape kardeşlerim, ne dersiniz? Bu şans, homo sapiens sapiens türünün ya "din" ve "ırk" ve "etnos" kategorilerinin insan kültüründen silmelerine bağlıdır. Yoksa bugün doğan çocuklarımıza acıyalım diyorum. Bir ape kardeşinizden bütün ape kardeşlerine sevgi ve selamlar.
(Prof. Dr. Yahye Sezai Tezel, bir Homo Sapiens Sapiens bireyi)
 
                                             **********************
 

   İnsanlar yakınlarıyla görüşemiyor, dostlarıyla bir arada oturup çay içemiyor, en kötüsü de en yakın arkadaşının dostunun cenazesine katılamıyor. Hal böyleyken bizler halen kavgalara, hakaretlere, kalp kırmaya devam. Allah hepimizi ıslah eylesin...
(Ümit Çakmakçı)

Önceki ve Sonraki Yazılar