Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

DEVLET ADAMLARINA BU DİL YAKIŞMAZ

Devlet bizim kültürümüzde kutsal bir güçtür. Bizim kültürümüzde ‘Devlet Ana’ var. Devlet ana gibidir. Koruyucudur, Sevgi ve şefkat kaynağı olarak kabul edilir. Adaleti o sağlar, halkı o korur, doyurur. Bakın tarihimize devlet bir sınıf mücadelesi sonucu kurulmaz. Halkın benimsediği, bağlandığı bir devlet adamı halka önder olur, lider olur ve egemen bir güç olarak halkı yönetir. Yönetir ancak zorbalıkla, kaba kuvvetle değil. Hükümdar, Kağan, Hakan halkını evlatları gibi görür, korur ve tüm gereksinimlerinin karşılanmasına çalışır, güvenliklerini sağlar. Bu gerçeği kültür tarihimizi incelerseniz görürsünüz.

Türk Klasiklerinden Kutatgu Bilig de, Nizamülmülk’ün Siyaset Namesinde hükümdarlara öğütler vardır. Devleti nasıl yönetmeleri gerektiği belirtilir. Osmanlı Devletinin manevi kurucularından Şeyh Edebali Hazretlerinin devletin kurucusu Osman Gaziye öğütleri birçok yerde tablo olarak asılmıştır. Bilecik’te Valilikçe ve birçok kurumca basılıp dağıtılmıştır.

Her yıl yapılan anma törenlerinde özellikle bu öğütleri vurgulanır.Bir devlet adamının devleti nasıl yöneteceği, hatta bir yöneticinin uyması gereken kurallar belirtilir. Edebali Hazretlerinin öğütlerini içeren vasiyetinden birkaç tümce verelim..:

“Ey oğul! Beysin… Bundan sonra öfke bize, uysallık sana

Güceniklek bize, gönül almak sana

Suçlamak  bize, gönül almak sana….

Acizlik bize, yanılgı bize, hoş görmek sana…

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”

***

Bizim kültür tarihimiz hoşgörü örnekleri ile doludur. Sevgi örnekleri ile doludur. Mevlana’mız yüzlerce yıl öncesinden “Ne olursan ol gel” diyor. Yunus “Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil” diyor. Yunus yüzyıllar öncesinden Türkçenin eşsiz bülbülü olarak şakıyor ve diyor ki;

“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı, söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz”

Sözün gücünü vurguluyor. İnsanları yönetmeye niyeti olanlarda olması gereken en önemli özellik güzel konuşmaktır. Güzel konuşmak, etkili küfretmek, hakaret etmek değildir.

“Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır” diyor atalarımız. Yılanı deliğinden çıkardığına göre ya insanı ne yapar. O halde tatlı dil. Tatlı dile güler yüze doyulur mu doyulur mu diyor bir ozanımız. Tatlı bir söz, güler bir yüz ve selam sadakadır dinimizce.

Yetti mi bunca uzun bir giriş.

Şimdi yöneticilerimize bakalım. Bizim seçtiğimiz temsilciler. Elbette bizim çıkarlarımızı, bizim isteklerimizi savunacaklar. En etkili biçimde savunmaları gerekir. Ancak söverek değil, döverek değil. En güzel ve en etkili sözlerle bunlar yapılmalı. Bizim devlet geleneğimizde devlet ana ise devletin başındakiler de ana şefkatine sahip olmalı, baba sevgisine sahip olmalı. Öyle mi oluyor. Devletin en yüce organı TBMM’de görüşmelere bakın en argo sözcükler, en ağır sözcükler. “Efendim tahrik ediyorlar da ondan”mış…

Peki siz dilinizden düşürmesiniz Mevlana’yı, Edebali’yi de onların öğretilerinden hiç nasiplenmez misiniz? Sizin seçmeniniz böyle mi istiyor. Hayır eğer böyle istese bu insanlar aynı kahvede yan yana oturamaz, aynı pazarda birlikte alışveriş yapamazdı. Oysa temsilciler, vekiller birbirine söverken asiller dostça yan yana oturuyor, birlikte çalışıyorlar. Aynı okulda, aynı işyerinde ayrı düşüncelerdeki insanlar barış içinde yaşıyor. Oysa “Politikacı” denen devlet adamları öylesine ağır sözlerle birbirlerine saldırıyor ki asillerin birbirini boğazlaması gerekir. Öyle olmuyor bereket versin. İster iktidar olsun ister muhalefet devlet adamına bu dil yakışmaz.

Ha size küfredilince siz de küfrediyorsunuz… Bu yeterli bir savunma değil. “İyiliğe iyilik her kişinin işi, kötülüğe iyilik er kişinin işi” diyor atalarımız binlerce yıl önceden.

Binlerce kişinin karşısında lider konuşuyor,., “Namussuzlar, alçaklar, namertler…” daha burada yazılamayacak sözcükler. Kalabalığın psikolojisi gereği alkışlanıyor. Peki bu alkışlayanlar bu düşünceleri savunan kardeşleri var, komşu akrabaları var, onların yanına gidince ne düşünüyorlar.

Bu meydanlara bu dil yakışmaz. O alandaki ağaçlar, kuşlar, çiçekler bile inanın bu hitaptan utanıyor. Bunlar mı “Eşref-i mahlukat. Bunlar mı bizden onurlu. Hayır hayır olamaz derler dile gelebilseler. Evet düşüncelerinizi en etkili biçimde savunun, anlatın, inandırın ancak küfürle, hakaretle değil. Yani eğer siz imamsanız ya cemaat ne yapacak.

Yine bir büyük Türk Bilgesinin özdeyişi ile bitirelim… Eline, beline, diline hakim ol. Gerçek devlet adamı olmanın gizini bulun ve ona göre hareket edin. Bu büyük ulus, bu değerli halk bu hitaba layık değildir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.