Devr-i Süleyman sona ererken!

devri.jpgKimi kastettiğimizi hemen söyleyelim. 8 yıldan beri Karadeniz Teknik Üniversitesi'nin rektörlüğünü yürüten Prof.Dr. Süleyman Baykal bey, 6 Ağustos 2012'de Prof. Dr. İbrahim Özen'den devraldığı rektörlük görevini 6 Ağustos 2020'de atanacak yeni rektöre devrederek ayrılacak.

Baykal'ın rektör seçilmesinde eski rektör Prof. Dr. İbrahim Özen'in olağanüstü gayretleri vardı. Özen birlikte çalıştığı yardımcısı Prof. Dr. Orhan Aydın yerine, Tıp Fakültesinden arkadaşı olan Baykal'ı tercih etmişti. 8 yıl rektörlük yapan Özen, hem kişisel dostlukları ve hem de rektörlüğü süresince öğretim üyeleriyle iyi ilişkiler içinde olması seçim sonuçlarını önemli ölçüde etkilemiş ve üniversitede çok tanınmayan Baykal'ın seçilmesini sağlamıştı.

Prof. Dr. Baykal, idarecilik yönü kötü olsa da mesleki olarak, iyi ve başarılı bir beyin cerrahıdır. Bu konuda eleştirilecek bir yanı yoktur.  İnsanlarla ilişkisi ise iyi cerrahlığının tam tersi!

2016 seçimlerinde rakibi Prof. Dr Orhan Aydın'ı geçmesi ve siyaseten yeniden atanmasıyla TIP Fakültesinin başarılı cerrahı gitti yerine farklı bir Baykal geldi.  Seçimlerin kaldırılmasından sonra ise bu değişiklik hissedilir derecede arttı. Bir üniversite rektörü düşünün; öğretim üyelerine randevu vermez, şehirden kopuk, hiç bir davete icabet etmez, çoğunlukla toplantılara katılmaz, zorunlu nedenler de dahil olmak üzere, başka üniversite ve kurumlara geçmek isteyen hiç kimseye olur vermeyen bir rektör. Hatta hocalar arasında "asrın yönetimi üniversiteyi 4 K (kaldır, kapat, kıvır, kaç) modeliyle yönetiyor" esprisi yapılır oldu. 

Son yıllarda, tamamen siyasi iktidarın güdümünde olan bir sendikanın ve de siyasetçilerin emrine girmiş ve onların istediği davranışlar içine girdi. Siyasetin ve siyasilerin baskısından bir türlü kurtulamadı. Özellikle yönetici pozisyonunda olan şef, şube müdürü, daire başkanı, fakülte ve enstitü sekreterlerinin atamalarında, bütün memurlar yapılan haksız uygulamalar karşısında muzdarip. Kızdığı bir kimseyi ya da istenmeyen kişileri, sorgulamadan bulunduğu yerden başka yerlere sürmüş, bunlardan bir kısmı mahkeme kararıyla, bir kısmı da siyasi tavassutla görevlerine dönebilmiş. Tıp Fakültesinde yaptığı uygulama ise unutulur cinsten değil. Karaciğer nakillerinde yetkili olan ve yaptığı başarılı karaciğer nakilleri ile üniversiteyi öne çıkaran Prof. Dr. Serdar Topaloğlu'nun bir kaç yıl önce kadro karşılığı bu görevden zorla istifa ettirildiği iddiaları ortalıkta dolaşmakta. Bu istifa yüzünden organ nakli merkezi kapanmış ve KTÜ'de yapılan karaciğer nakilleri de son bulmuştur. Bugün gelinen noktada ise Tıp Fakültesi ve Farabi Hastanesi can çekişmektedir.

xxx

Üniversite tarihinde Baykal kadar hiç bir rektör yakın akrabalarını bu kadar üniversiteye doldurmadı. Üç kızı, iki damadı ve yeğenleri ile uzaktan bazı akrabaları. Son damadın kadro ilanında sadece adı yoktu. Çok özel şartlar konarak başka müracaatların önü kesildi. Damat iki kadroya aynı anda başvurdu. Aynı gün ve saatte yapılması gereken sınavın biri sabah, diğeri öğleden sonra yapılarak iki sınavda da damat kazandırıldı.  Bu sınavı yapan hocaların nasıl vicdan taşıdıkları hep merak konusu oldu.  Yerel ve ulusal medya haftalarca bu haberleri manşetten yayınladı. Bu haberlere ne YÖK ve ne de Baykal tepki verdi. Ölü numarası yaptılar!

Gerçi, kendisinden önceki rektörlerden bazıları da, eş- dost kayırmasında, atamasında onun kadar ileri gitmeseler de, onların da sicili bu konuda çok da temiz değil!

Xxx

İnsan ilişkilerinde vefa çok önemli bir duygudur. Maalesef Baykal'da bu duygu da köreldi. Seçilmesi için ölümüne destek veren İbrahim Özen'in emeklilik törenin ortasında toplantı bahanesiyle törenden ayrılmış, akşam düzenlenen veda yemeğine de katılmamış. Aldığımız duyumlara göre bu hareketi İbrahim Özen'i çok üzdü. Bu olay Baykal için şaşılacak bir durum değildi. Daha önce de Tıp Fakültesinden çok yakın arkadaşı can dostu Prof. Dr. Mehmet Tosun'u seçim uğruna harcayarak küstürmüş ve daha sonra Tosun üniversiteden ayrılmıştı. 15 Temmuz sürecinden sonra Tıp Fakültesi dekanlığını yürütmek üzere atanan Prof. Dr. Ahmet Sarı da siyaseten ekarte edilerek yerine Prof. Dr. Mustafa İmamoğlu'nun atanması sağlandı. Bu atama da üniversitede aylarca konuşulmuştu.   Ayrıca, son yıllarda verilen akademik kadroların büyük çoğunluğu Tıp Fakültesi için kullanılmış, buna karşılık diğer fakültelere kadro verilmeyerek mağduriyet yaratılmış.

Böylece 8 yıl süren Devr-i Süleyman 6 Ağustos 2020'de bitiyor. Bu devirden akılda kalan akraba ve yakınları kayırma (nepotizm) ve meslek şovenizmdir/kayırmacılığıdır. Ayrıca, Üniversitenin 50 yıllık logosunun hiç bir gerekçe olmadan değiştirilmesi de işin çabası. Köklü geçmişi olan teknik bir üniversite daha da ileriye gideceğine, tam tersi olmuş ve üniversite 8 yılda çok daha da gerilere düşmüştür.

Aslında Baykal’ın icraatı birkaç istisna dışında Türk üniversitelerinde olup bitenin de bir göstergesidir. Ve ne yazık ki, Üniversitelerin üst kurumu YÖK ve de siyaset bu olup bitenlere seyirci kalmakta ve üniversitelerin sıradanlaşmasına ses çıkarmaktadır.

Diğer yandan vakıf veya özel üniversitelerde de, bilim- eğitim ikinci planda, daha fazla kazanma ilk sıradadır. Vakıf ve özel üniversiteler tamamen daha çok kazanma ilkesiyle hareket etmektedir. Ve bugün Türkiye’de vakıf ve özel üniversite sahipleri, ülkenin en zengin insanları konumuna gelmiştir.

Bir devlette, demokrasinin yerleşmesi, ekonominin gelişmesi, insanların rahat ve huzur içinde yaşamasının temeli; adaletten ve eğitimden geçer. Adalet ve eğitim sağlamsa o ülkeye içten dıştan ne kadar saldırı olursa olsun, ‘yel kayadan ne alır’ misali, o ülkeye hiçbir şey olmaz. Ama eğitim ve adalet sekteye uğrarsa, o ülkenin başı dertten kurtulmaz.

Baykal’a rektörlük sonrası yaşamında sağlık ve mutluluklar diler, görev süresindeki icraatının muhasebesini yapmasını bekleriz. Tabi vicdanen sorumluluk taşıyorsa!

                                                                                                                                               Kuzeyekspres

Önceki ve Sonraki Yazılar