DİPLOMAT BÜFE… 

DİPLOMAT BÜFE… 

DİPLOMAT BÜFE… 

  Cep telefonu yok sabit hattan ulaşın! 
 “Günde 2 bin gazete sattığımı bilirim, şimdi 200 zor satıyorum”
 

*****
 Bir kentin hafızası vardır.
Bu hafıza onun değerini yukarda tutar.
Hafızası ne kadar güçlüyse, ne kadar yerindeyse o kadar geleceğe emin bakar.
Geleceği güçlü şekillenir.
Maalesef Trabzon’da bu durum biraz zayıf.
Hafızasını zinde tutacak değerlerini koruyamadı pek fazla.
Zamana ve şartlara direnenler yok mu?
Elbette ki var?
Bunlardan bir tanesi Uzunsokak’taki ‘Diplomat büfe’
Bundan 60 yıl önce kuruldu.
Ortahisar Kaymakamlığının Uzunsokak’ta yıllarda görev yaptığı binanın hemen önünde..
Kurulduğu yıllarda Trabzon’un adliye binası vardı.
Şimdi adliye Valiliğin ordan Şana’ya taşındı.
Taaa o dönemlere ışık tutar.
Durduğu yerde küçücük, iki tane gazete ve su satan bir 2m2lik göz olarak görülsede, hatırlattıkları o kadar çok şey ki..
Neredeyse şu kentin yakın tarihidir!
Her gün sizde benim gibi süratli bir şekilde koşturmaca önünden geçiyoruz.
En fazla 2 dakika durup ya gazete ya su alıp devam ediyoruz.
Ben biraz daha fazla kalıyorum.
Bu defa sizin için fazlaca kalmayı tercih ettim.
İki lafında belini kırdım..
**
Büfenin sahibi Kemal Tansel Kazancıoğlu..
Babasından 15 yaşında devraldığı ekmek teknesini koruyup sakladı.
Bugünlere taşırken kentin simgesi olan Diplomat Büfe’ye gözü gibi baktı.
Kemal Tansel abime,” Sahne sanatçısı gibi adın var be abi” diyerek söze girdik.
Gülüştükten sonra babası… 
 
GAZETE DAĞITTIĞI SOKAK KÖŞESİNDE GAZETE SATMAYA BAŞLADI
 
01c100eb-2fab-47f1-bf21-588c2e281cb8.jpgNe iş yaptığını sordum?
Öyle ya..
Büfeci değildi sonuçta..
Şöyle dedi;
“Babam terziydi. O zamanlar gazete dağıtımı da yapıyordu. 
Ulus Gazetesi Trabzon’a geldiğinde, önce onu alır, düzeltir. Çok titizce tek tek paketleyip dağıtırdı.”
Tezgahın arkasından 2 gazete kupürü çıkardı.
Birinde Trabzon’un yetiştirdiği kalemlerden Osman Çavuşoğlu diğerinde Ergun Ata vardı.
Onların gazeteciliğe yeni başladığı yıllar.
Vay be dedim içimde..
1998 yılındaki kupür kapanan Türksesi gazetesinden..
Diplomat Büfe’nin ilk sahibi Teyfik Kazancıoğlu vefat ettiğinden sonra..
Hatırlatıp yad etmiş kalem üstatları..
 
İÇ SİYASET YASAKLANINCA DIŞ SİYASET KONUŞMAYA BAŞLADIM DİPLOMAT OLDUM
 
Diğer kupürde..
Örsan Öymen var.

1950-60 yılların en sağlam gazetecilerinden..
Örsan Öymen yazısına şöyle bir girişle başlıyor;
“Teyfik Kazancıoğlu gazete satıcısı.. Diplomatlık sıfatını şöyle açıklıyor; ‘Eskiden iç politika üzerine konuşurdum, iç politika yasaklanınca politikadan vazgeçemeyeceğim için işi dış politikaya vurdum. Tabela o günlerden kalma’ 
5 çocuk babası (hala koyu Ecevitçi)  Teyfik Kazancıoğlu ile ‘diplomat gazeteci’ tabelasının asılı bulunduğu gazete tezgahının önünde söyleşiyoruz..”
Bu kısmı hemen oğlu Kemal Tansel’e sordum..
Büfenin tanımı bu değil mi? dedim..
“Evet” dedi.
 
DENİZİ KARA KARAYI DA  PARA YAPTILAR
 
Yazıdan kopmayalım.
Rahmetli Teyfik Kazancıoğlu’nu kaleme aldığı ve o dönemin geçim sıkıntılarını işlediği yazısının sonunda şunu diyor gazeteci Örsan Öymen esnaf ziyaretlerini hatırlatıp, "Denizi kara, karayı da para' yapanlardan sonra gelen kuşaklar şimdi, 'kara para' diyor."
Diplomat büfe neden burada? Burayı seçmesinin nedeni var mı?
Babam burayı seçmesinde dağıtım yaparken hep burada duruyordu.
Buluşma noktasıydı. Babamda sevilen biriydi. Herkes onu görmeye buraya gelirdi. Haliyle burası uğrak yeri oldu. Sokağın en işlek noktası. Babamda burayı seçti.
 
60 YILDIR HEM HALKIMIZA HEM DEVLETİMİZE HİZMET VERİYORUZ
 
O dönem Diplomat Büfe’nin yaslandığı burada ne vardı? Hangi kurum?
Adliye binasıydı. Trabzon Adliyesi olarak hizmet veriyor.
60 yıldır her gelen devlet erkanını burada ağırladınız. Hiç size bir şey dediler mi? Olumsuz?
Hayır her gelen burada bizle sohbet etti. Bizi sevdiler. Hatta önce bize uğrayıp kenti tanımak için soru sorarlardı. Halen daha soruyorlar.
60 yıldır  hem devletimize hem halkımıza hizmet veriyoruz.
Peki bu büfeyi çocuklarına bırakacak mısın?
Hayır. Kız çocuğum var. Bu nedenle bırakamam. Zaman ne getirir bilemeyiz.
Şartlar da ağır eskisi gibi değil.
 
ESKİDEN GÜNDE 2500 GAZETE SATIYORDUM
 

Gazete satmak artık zor olmuyor mu? İnternet haberciliği de çıktı…
Eskiden kupon falan verildiği dönemlerde ben bura kafamı kaldıramıyordum. Hatta şu küçük yerde 2-2 bin 500’ün üzerinde gazete satardım şimdi 200 tane zor satıyorum.
Sohbetimiz bitmeye yakın, Kemal abinin cep telefonu numarasını istedim.
Hani yazı yazacağım sonuçta..
Eksik çıkar arar düzeltirim..
Yada okurum, belki yanlış ifade kullanmışımdır..
“Yok” demez mi?
“E nasıl haberleşiyorsun evle” dediğimde ise sabit telefonunu gösterdi..
İçimden “Yahu bir büfe, bu kadar mı geçmişle yaşar ve orijinalliğini bozmaz…” diye geçirdim.
Trabzon’un Diplomat Büfesi..
Tam bir müze..
Tam bir tarih..
Tam bir zaman tüneli..
Vaktiniz olursa 2-3 dakika uğrayın derim…

Röportaj: Levent USTABAŞI


HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.