01.09.2021, 09:22

DİRENÇ ve MÜCADELE

        

        Ülkemizde gün geçmiyor ki bizi şaşkınlığa bırakan çarpıklıklar yaşanmasın. En yakın çevremizden üst düzey devlet yöneticilerine dek sayısız olgu, sıradan gözlem yapan beyinlerin kolayca görebileceği ölçüde fazla. Kaldı ki kimi sorunlara çözüm arayan sorumlu yurttaşların da duruşunu, kararlılığını olumsuz etkileyen bir durum. İnsanımızı umutsuzluğa, çaresizliğe iten, çözümsüzlüğü öne çıkaran, sürüklenişten öteye kaçışı “kurtuluş” gören örnekler çoğalmakta.

      Bir yönüyle teslimiyete ödün veren anlayışlar yaygınlık kazanınca topluma öncülük rolündeki/görevindeki aydın, yazar-çizer, düşünür ve toplumcu siyasiler yalnızlık duygularıyla karşı karşıya kalmaktalar. Bu duygu ve gerçeklik ilgili kurum ve kuruluşları, bütünüyle örgütlenmeleri etkilemekte, zaman içinde edilgen duruma sürüklemekte. Bunun doğal yansıması geniş anlamda halk öncülerine, onların yereldeki/taşradaki temsilcilerine de sirayet etmektedir. Böylece bencil, çıkarcı çevrelerin yol alması kolaylaşmakta, direngenlik ve “yanlış”la mücadele gücü kırıla kırıla azalmakta, ütopyalar grileşmeye başlamaktadır artık.

      Yaşamın birçok alanında, farklı disiplinlerde “yeni” adına alt-üst oluşlar hızlanarak toplumsal doku ve yapı değişime uğramakta. Devlet kurumları ile sınırlı olmayan bu tavır, tutum, dönüşüm “insan”ın yapısal değişimini de, geleneğini de, kültürünü de, dilini de, dinini de, bütün değerler toplamını da etkilemekte! Bununla kalmayıp bozmakta ve değiştirmektedir de. “Bir lokma, bir hırka…” ile halkı susturmaya çalışarak saltanat gemisinde yaşayan dinciler mi ararsınız!  Çarık-kara lastik yokluğundan on iki bin liralık gösteri ayakkabılarıyla ve buna uygun giysileriyle boy gösteren “halkçı” siyasiler mi ararsınız… Ya da Kemalizm’i de içine alarak bağımsızlıkçı, yurtsever, halkçı, devrimci önderleri karalayarak,  “ideolojileri öldü”  yaşasın “yeni” diyerek bozgunculukta hız tanımayan etik yoksunlarına –dilim varmaz ama- ne demeli!

       Tehlikeleri önlemekte gecikme, daha büyük tehlikeyi ve bedeli önümüze koyar ve bunlara özenip, imrenerek yok oluşa sürüklenen, aldanan halk kesimlerini karşılar. Bu kesime hitap eden, etmesi gereken öncülerimizin görev ve sorumlulukları bir kat daha artmakta, ayrıca zorlaşmakta da. Sıkıntılı olan bu görev ve sorumluluk birçok insanımızın köşesine çekilmesine neden oluyor. Kendin“yaşamdan emekliye ayıranlar” çoğaldıkça toplumda kendine güven azalmakta, yılgınlık artmakta, bireysel kurtuluş reçeteleri, hurafeler yaygınlaşmaktadır. Bu “reçete” lerle  “yeni ideolojiler” türetilmekte, yaşam iksirleri aranmakta. İnsana has özellikler terk edilerek onların yerine cilalanıp parlatılan yeni “ütopyalar”, kurgular, senaryolar özellikle gençlerin önüne seriliyor. Bütünüyle bu gençleri ve kitleyi suçlamak amacında değilim. Sosyal bir olgu ve süreci de görmezden gelemeyiz diye düşünüyorum.- Seçenekleri yok olan ya da azalan gençlik, yeni arayışlara yönelip ülkülerinden, düş ve hülyalarından uzaklaşarak, kendilerine yabancı denilebilecek, barışık olmadıkları duruma düşmekte. Burada yetişkin görevi, anne-baba görevi, eğitimci / akademisyen görevi, doktor görevi, siyasetçi görevi, devlet görevi ve öncülüğü çok daha fazla önem kazanmakta. Kısır ve çok da anlamlı olmayan “mücadele araç ve yöntemleri, taktikleri” terk edilerek akılcı-bilimsel yöntemlerle sorun çözücü tavır ve tutumlar takınılmalıdır.

       Ayağı yere sağlam basan, sadece duygularıyla değil yüreği ve beyni ortak çalışan, insan olma özelliklerini ikinci plana itmeyen, tali görmeyen, çıkarcı, bencil anlayışlardan arınmış/uzaklaşmış bütün yurtseverleri, farklı düşünce ve arayışlarla siyaset yapan ama Türkiyeci olan düşünce insanlarını, aydınları, yöneticileri sorumlu davranmaya, örnek olmaya davet ısrarımız ve çabamız sabırla, kararlılıkla sürecektir!

                                                                   -Yarınlar güzel olacak-

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 24 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
5
parçalı bulutlu