DİRİ DİRİ YAKILAN BİR DÜŞÜNÜRÜN ARDINDA BIRAKTIĞI DÜŞÜNCESİ UĞRUNA CAN V

Önceki yazılarımın birinde din adına yaşanan büyük acılardan söz etmiştim. Okuyan ya da okumayan bu konuya bir kez daha ilgi gösterse. Özellikle ilahi dinler, tek Tanrılı dinler aslında barışı ve huzuru getirmek amacı ile nazil olmuştur. Ancak bu amaca ulaşabilen var mı? Son din bizim dinimiz İslam… Sözcük anlamı ile BARIŞ DİNİ…  “Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibi olur” diye buyuruyor… Böyle mi? Bu dinin yüce peygamberinin sağlığında bile oluk oluk kan akmış. Ondan sonra gelen halifelerden biri hariç diğerleri yine bu dinin mensuplarınca katledilmiş… Demek ki insanın bu yapısı ve insanlar arasında yönetici yönetim kavgası sürdükçe, çıkar ilişkileri var olduğu sürece savaşlar ölümler hep olmuş...Daha sonra daha da olmuş. Önceki dinler de amacına ulaşmamış. Peygamberlerini bile öldürmüşler.

İnsan düşünebilen bir canlı,varlığını ona borçlu. Düşününce de soruyor sorguluyor ve çıkarlara dokunuyor. İşte o zaman ip kopuyor. Din adına dini kullananlar kendi düşüncelerine uymayan düşüncelere karşı. Düşünenler düşünceleri ile yok edilmek istenmiş. Maddi varlıkları ortadan kaksa da düşünceleri yaşamış. Bu sayede insanlık yücelmiş.

Birçok örnek var. Aklı ve düşünceyi ön planda tutan İslam’ın sözde öncüleri düşünceye karşı olmuş onlar da düşünen insanı yok etmiş. Hallac-ı Mansur düşüncesi nedeni ile derisi yüzülerek öldürülmüş.  Adaleti ve eşitliği savunan Şeyh Bedrettin düşüncesi nedeni ile Serez Çarşısında asılarak idam edilmiş... Sayısız örnek var. Ancak bu feda edilen canlar akan kanlar insanlığı aydınlatmış ve günümüz aydın dünyasını oluşturmuş. Hala karanlığın dostları, ışığın düşmanları var. Bu çıkar sürtüşmeleri var oldukça böyle devam eder,

İŞTE ÇARPICI BİR ÖRNEK

Hıristiyan dünyasında bu olay daha da çarpıcı. Özel mahkemeler,ayrıcalıklı din adamları sınıfı. Öyle korkunç işkenceler, öyle katliamlar olmuş ki korku filmlerine konu olmuştur.

Batıda Rönesans düşüncesini biçimlendiren ünlü düşünürlerden biri (1548-1600) Giordano Bruno Kilise tarafından yargılanmış ve diri diri yakılarak idam edilmiştir. Bu kilise ve din adamları gerçekten tek Tanrı ve tüm evreni yaratan Tanrıya inanarak mı bu yargıda bulunmuş? Hayır, onlar çıkarlarını korumak için düşünebilenlere gözdağı vermek için bu cezayı vermiştir.

Bir yerde rastladım bu düşünürün birkaç çarpıcı düşüncesine sizinle paylaşayım ki bakalım hangi düşünenlere bu ceza veriliyordu...

Hala çok ilgi çeken bir düşüncesi var “ iki şey öğretisi” çok kısa birkaç örnek alalım birlikte düşünelim. Yüzyıllar geçmiş hala tap taze ve hala çok yararlı,

“İki şey” en çözümsüz problemleri bile çözer. 1-Bakış açısını değiştirmek.2-Karşısındakinin yerine kendini koymak. ”İki şey” Yanlış yapmanı engeller. 1-Şahıs ve olayları akıl süzgecinden geçirmek. 2-Hak yememek. ”İki şey” kişiyi gözden düşürür.1-Demagoji (Laf kalabalığı, sözle aldatma) 2-Kendini övme. “İki şey “ insanı nitelikli insan yapar. 1-İradeye hakim olmak. 2-Uyumlu olmak. “İki şey “insana ekstra değer katar. 1-Hitabet ve konuşma eğitimi. 2-Anlayarak hızlı okumak. ”İki şey” geri bıraktırır. 1-Kararsızlık. 2-Cesaretsizlik”İki şey” milyonlarca insandan ayırır.1-Sorunun değil çözümün bir parçası olmak. 2-Yaşama ve her şeye farklı bir açıdan bakma. ”İki şey” ulaşmaya değerdir. 1-Sevgi. 2-Bilgi ve   “İki şey” başarının sırrıdır. 1-Ustalardan ustalığı öğrenmek 2-Kendini sürekli yenilemek, güncellemek.

Benim çok dikkatimi çekti. Diri diri yakılacak adamın düşüncellerine bakın. Kimi dünya yuvarlak demiş,koçun boynuzunda değil demiş... Kimi kilisenin ayrıcalıklarına, din adamlarının insanları sömürmesine karşı çıkmış… Sormuş sorgulamış ve düşüncesinden ötürü yaşamını yitirmeyi göze almış.

Bruno gibi belki yüzlerce düşür düşüncesi uğruna canından olmuş ancak insanlığa pencere açmış,karanlığı yırtmış. Bir düşünelim, insan özgür düşünmese bugün insanlığın ulaştığı noktaya ulaşılır mıydı?

Ne diyor ozan (şair): “Sana düşman,bana düşman, düşünen insana düşman...” Böyle gelmiş ne yazık ki böyle gidiyor. Ancak; insan olmanın onurunu taşıyan varlık gerçek insan olmak istiyorsa düşünecek, özgür düşünceye yol açacak. Yüce yaratan insanı diğer varlıklardan farklı kıldı. Neyle? Düşünce yeteneği ile. ” Düşünüyorum o halde varım.“ diyor ünlü bir düşünür. Demek ki var olmanın ön koşulu bu.

BİNLERCE YIL SONRA BUGÜN NEREDEYİZ?

Artık insan düşüncesinin ürünü düşünceyi ileten araçlar var. Dün bu görevi kitap, tablet yazıt yapıyordu bugün basın. İnternet. Her türlü iletişim aracı var. Ancak; dün olduğunca bugün de düşünceye düşman olanlar var. Özgürlüğe karşı olanlar var. Ellerinden gelse onlar da diri diri insanları yakacaklar, kurşuna düzelecekler de bu gün dünden biraz daha zor. Ne denli engelleseler de düşünce hızla yayılıyor.Bir yandan ışığın önünü kesmeye çalışıyorlar ancak;bir başka pencere açılıyor. Işıktan korkanlar yarasa örneği duvarlara çarpıyorlar ancak; pencereleri kapatamıyorlar.

Günümüzde hala gazeteciler hapse atılıyor, kitaplar toplatılıyor.Ancak; ne olursa olsun kitapçılar kütüphaneler hınca hınç dolu. Artık çocuklar bile bir rehberi olursa elindeki bilgisayardan gerçekleri öğrenebiliyor.

Ancak bu sözcüğü kullanmak zorundan kaldım. Özgür düşüncenin en büyük düşmanı maalesef çarpık düşünce. Kimi yandaş diyor kimi yalaka diyor ne derseniz deyin, kafasını özgür düşünceye değil kiraya verenler de yazıyor konuşuyor onlar özgür düşünceye düşman. Kitapları var gazeteleri var ancak özgür düşünce için değil özgürlüğü yok etmek, karanlığı daha çok karartmak için belki yazıyor belki çiziyor da neye yarıyor bir düşünün...

O halde insan olma onuru ile soran sorgulayan bağlı ve bağımlı olmayan düşünceyi savunalım. Yarınlar ancak böyle daha aydınlık ve güzel olur... Bu pazar söyleşimiz de böyle. Daha güzel bir dünya dileklerimle...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum