DKİB’e Beyazlı aday!

Trabzon’daki meslek odalarındaki seçim heyecanı devam ediyor. Nisan ayının ilk haftasında yapılacak olan TTSO ve Ticaret Borsası seçimlerinden sonra Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği üyeleri de yeni başkan ve yönetimini seçecek.
Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliğinin başkanlığını iki dönemdir devam ettiren Ahmet Hamdi Gürdoğan, yasa gereği üçüncü dönem başkan olamayacak. Doğu Karadeniz Bölgesi İhracatçılar Birliğini, ülke gündemine taşıyan firmaların başında Tiryaki, Çayeli Bakır, Asya Gıda, Kalyoncu ve Lider Gıda geliyor. Doğu Karadeniz Bölgesi İhracatçılar Birliği bu beş büyük firmadan milyonlarca lira gelir elde ediyor. Birlik seçiminde bu beş büyük firmanın anahtar rolü oynayacağı bildirildi. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Ahmet Hamdi Gürdoğan, beş firmanın merkezlerini Trabzon’dan bir başka ile taşımaları halinde birliğin sekteye uğrayacağını söylüyor.
Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanlığı için Trabzon’dan dünyanın 23 ayrı ülkesine ihracat yapan Veysel Beyazlı’nın aday olacağı öğrenildi.  İhracatçıların değişimden yana olduklarını söyleyen Veysel Beyazlı, Birlik yönetiminde yıllardır aynı isimlerin bulunduğunu belirterek, ‘Birliğimize camiayı kucaklayan, projeci bir ekibin gelmesi gerekiyor. Sürekli aynı kişilerin vitrinlere oynamasının demokrasi kültürü ile örtüşmediği şikayetleri yoğunluk kazanmaya başladı. Değişimden yana olan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği için yeni dönemde daha vizyoner simaların yönetime talip olmasını istiyoruz’ dedi.

dkib.jpg
Trabzon’dan dünyanın 23 ayrı ülkesine ihracat yapan, sanayici iş insanı Veysel Beyazlı’nın Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkanlığına aday olacağı öğrenildi.

Revi Ankara’ya neden gitti?

haydar-revi-001.jpg
AKP Trabzon il Başkanı Haydar Revi, dün sabah Ankara’ya gitti, gece Trabzon’a döndü. AKP kulislerine yansıyan haberlere bakılırsa Haydar Revi’nin, pazar günü yapılacak olan il kongresi için Ankara’ya gitmiş. Haydar Revi’nin yeni il yönetiminin iskeletini haftalar öncesinde oluşturduğunu söyleyen Ahmet Uğur Zihni, ‘Başkanımız çalışacağı ekibi kendisi seçti. Onaylık bir durum söz konusu değil’ dedi.  Bu arada AKP Trabzon teşkilatı pazar günü Trabzon’a gelecek olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı görkemli bir şekilde karşılamak için büyük bir çaba sarf ediyor.

İthal değil yerli meyve dikin!

ithal-değil.jpeg
Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Ortahisar ilçesinin farklı bölgelerine ithal ağaç fidesi dikmeyi sürdürüyor. Başkan Gümrükçüoğlu “Trabzon’un daha yeşil olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kanuni Bulvarı’nın başlangıç noktası olan Yıldızlı’daki Yonca Kavşakta ağaçlandırma çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda kavşağın deniz tarafına 50 adet oya ağacı, 110 adet ladin ağacı, 70 adet ıhlamur ağacı, 10 adet çınar ağacı ve 10 adet huş ağacı diktik. Yolun iç kısmına da 140 adet ladin ağacı ile 80 adet ligustrum fidanı dikeceğiz” dedi. Başkan Gümrükçüoğlu, son iki yıl içerisinde Trabzon genelindeki park, bahçe ve yol kenarlarına binlerce fidan diktiklerini söyledi.
KTÜ Orman Fakültesinden bir öğretim üyesi ise, park ve bahçelere ithal ağaçların yanısıra yöresel meyve fidelerinin dikilmesini istedi. Trabzon Ortahisar ilçesinin yanısıra diğer ilçelerde geçmişte zeytin, portakal, mandalina, bahçelerinin yanısıra bu bahçelerde Nar, Armut, İncir ve Karayemiş gibi yöresel meyve ağaçlarının bulunduğunu hatırlatarak, ‘Bizim çocukluğumuzda Zağnos vadisi mandalina bahçesi idi. Narlıbahçe bölgesinin adı Nar’dan gelirdi. Ortahisar ilçesi adeta bir meyve bahçesi idi. Her evin bahçesinde armudundan portakalına, dutuna kadar her çeşit meyve ağacı vardı. Büyükşehir Belediyesi, özellikle sahildeki dolgu alanına portakal, mandalina ve karayemiş fidesi dikmeli. Hatta Atatürk alanında Japonya’dan ithal edilen ağaçlar sökülmeli yerine portakal, karayemiş fidesi dikilmeli’ dedi.
Orman mühendisi hocamızın görüşlerine biz de katılıyoruz.

***
Baharın gelişiyle birlikte geceleri kurbağa korolarının sonu gelmeyecekmiş gibi devam eden vıraklama sesi duyulur oldu. Bütün yıl artarak devam eden Kafkas TIR'larının otoyol uğultusundan sonra kurbağaların vıraklama sesi yurttan sesler türküleri gibi insana bir parça huzur vermiyor da değil. Karadeniz'de fırtına çıktığı zamanlarda ise azgın dalgaların bazalt kaya kütlelerine çarpıp çıkardığı o tok sesler bana her defasında tam yüzyıl önce Karadeniz sahillerini topa tutan İmperatsiya Maria adlı gaddar savaş zırhlısını hatırlatır. Böylesi fırtınalı günlerde Vav şeklinde yatağıma uzanır, komidinin üzerine bırakılmış su dolu bardağın o top atışlarıyla titreyip titremediğine dikkat kesilirim. Bardağın arkasındaki yeşil renkli Aspirin kutusunun görüntüsü suda kırılıp garip bir şekil alır. Bu her defasında dalıp gittiğim klasik bir dipsiz metafiziktir. Suyun titreyip titremediğinden hiçbir zaman emin olamam. Bazan "Evet, şimdi titredi." diye düşünürüm. Sonra, benliğime "Hayır, kendine yalan söyleme, bardak titremedi." şeklinde kontra düşünce düşer. Bu durum böyle sürüp gider. Ta ki bunun boş bir düşünce zikzağı, bir zaman kaybı olduğunu fark edip dağınık benliğimi toparlayana ve okumakta olduğum kitabın sayfalarını tek tek çevirene kadar.
 Gündüzleri ise televizyonlarda, gazetelerde, kahvehanelerde, ülkenin hemen her yerinde Nazi propagandası türünden savaş haberleri işletilmektedir. Normal bir insanın ruh sağlığını koruması için kaçınmasını gerektirecek kadar tatsızdır.     (Metin Kondel)

 

Önceki ve Sonraki Yazılar