16.09.2021, 08:37

DOĞRU OLMAYI ÖĞRENMEK

Bir belediye başkanının vefatının ikinci anma yılında bir milletvekili; ‘’ Ondan hangi şartlarda olursa olsun, doğru olmayı öğrendik’’ diye söz eder. Aslında bu anma günleri geleneksel hale gelmeli ve o gün şahsı tanıyanlar birlikte yaşadıklarını ve ondan öğrendiklerini aktararak geleceğe yönelik iyilikler ve örnek davranışlar taşınmalıdır. Bu anma günleri şahsın biyografisinden ziyade yaşanmışlıkları içerirse çok faydalı olur. Milletvekilinin söylediği söz tarihi bir ifadedir. Hangi şartlarda olursa olsun doğru olmayı öğrenmek. Yani şu değil; ne olursa olsun kazanma şartlarına uyum sağlamak ve yapmak değil. Çünkü yukarıdaki davranış tarifi kişisel kazanmaktan ziyade toplumsal kazanıma yöneliktir. Siz kaybedin ama toplum kazansın.

Kaldı mı dersiniz? Kalanlar varsa da ötekileştirilir ve yok sayılır durumdalar. Hâlbuki kıvrak(!) zekâlı zararlılar her şartta dönme yetenekleriyle kişisel faydalarını sağlar ve hedefine de ulaşırlar.

Yakın bir zamanda önemli bir şahsiyet ile konuşurken, olanları anlattığımda ve doğru siyaset yapabilme imkânının zorlaştığını ifade ettiğimde; ‘’Sen de öyle yap, hedefine ulaş’’ demişti. Buyurun iki ayrı davranış biçiminin doğruluğunu kıyaslayın.

Bir de siyasetteki gönüllü meselesini pek anlayamadım. Bazı yöneticilerin bile kabullendiği ve savunduğu bir anlayış var. Derler ki; ‘’Gönüllü arkadaşımızdır, bu kadar olur.’’ Meali görevini ister yapar ister yapmaz. Hiç alışamadım ve anlamadım. Gönüllü demek talip olduğu görevi en iyi yapmaya hevesli, istekli ve vazife bilinci gelişmiş olmak değil midir? Ne dersiniz? Çalışmak başarının yarısıdır, planlı, programlı, bilinçli, istekli ve özverili kadroların kazanmaması mümkün değildir. O halde gönüllü eşittir, görevine sevdalı olmalıdır.

Vazife bilinciyle yapılan işlerde öncelik görevin başarılmasına yönelik olmalıdır. Eğer buna hazır değilseniz bu görevlere talip olmayacaksınız. Bir tercih meselesidir. Mesela; askerliği seçtiyseniz ölmekten korkmayacaksınız, vazifeyi tam ve eksiksiz yapabilmek en büyük huzur ve mutluluğunuz olmalıdır. Bir kuru teşekkür bile sizin tüm yorgunluğunuzu alır, şevk, inanç ve özveriyle yaptığınız işler sonrası…

Doğuştan partiliyim cümlesini de anlamam. Partili, anladıktan, okuduktan, sorguladıktan, değerlendirdikten yani bilinçli olduktan sonra olunmaz mı? Spor kulübü değil ki bu…

Politikayı seçtiyseniz çok beklenti içine girmeden yalnızca bağlı olduğunuz örgütün başarısına odaklanmalı ve çalışmalısınız. İkisinde de memur mesaisi yoktur, gece gündüz demeden vazifenin gereğini yapmalısınız ve özü sözü bir olmalısınız, yoksa başarılı olamazsınız. Kişilikli politikacı söyledikleri ve yaptıklarıyla güven ve tutarlılığını artırmalıdır. Kişisel çıkarlardan ziyade toplumun menfaatini düşünmeli ve gerçekleştirmelidir. Siz, toplumu düşünürseniz, onlar da sizi düşünürler. Bu şekildeki politika da insanlara huzur ve rahatlık verir.

Politik alanda tüzük ve yönetmeliğini okumaya tenezzül etmeyen onlarca yöneticiye rastlarsınız. Ya yazılana inanmaz ya da yazılanların uygulanacağına. Günü kurtarma düşüncesinin hâkim olduğu kurumlarda gelişme olmadığı gibi çağa da ayak uyduramadığından gerilemenin olması da kaçınılmazdır. Hâlbuki okusa üyenin verilen görevi yapmakla yükümlü olduğunu da öğrenecektir.

Cumhuriyet tarihinin belki de son dönemecine girilirken hata yapılmamalıdır. Bu ittifakı korumanın yolu tutarlı, akıllı, çıkar gözetmekten uzak ve kucaklayıcı rol oynamaktan geçiyor.

Artık yanlış yapılmasına tahammül kalmamıştır. Söylemiyle eylemi örtüşmeyen insanlara kesinlikle ihtiyaç yoktur.

Telaşlıyım çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin sonsuza kadar devamından yanayım; endişeliyim, yine kişisel hırs, ihtiras ve egoların bu süreçte de millet menfaatini görmemezlikten gelirse diye; beklentim, en iyi kararla kendini bu göreve adamış kadrolarla seçimlere gidilmesinin sağlanmasındadır.

Umudum bu yöndedir ve yeni kadroların; liyakate dayanan, çalışkan, görevini en iyi yapan vatanını en çok sever düsturunu benimsemiş, sorumluluk sahibi, zamanının tamamını göreve ayıran ve mutlaka bilinçli Atatürkçü görüşte olacağı yönündedir.

Davacılardan birisi olan Trabzon Eğitim İş Sendikası Başkanı Tamer Özlü’yü Danıştay’a açılan davadan dolayı kutluyorum. Danıştay açılan dava sonucunda ‘’ MEB’in okullarda milli bayramları kutlamama veya Atatürk milliyetçiliğini anlatmamak için yönetmelik değişikliği yapmaya yetkisi olmadığı’’ kararına vardı yani Atatürk ilke ve İnkılâpları öğrencilere eksiksiz öğretilecek. Aslında hiç değer kaybetmedi ama şimdi yine yükselen değer Atatürkçülük, kıvraklar yine üşüşürler…

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

Yorumlar (1)
İbrahim Taşar 5 ay önce
Kalemine yüreğine sağlık Hocam
Harika bir değerlendirme
Namaz Vakti 22 Ocak 2022
İmsak
Güneş
Öğle
İkindi
Akşam
Yatsı
12
parçalı bulutlu