Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

DOLGU ALANLARI, İMAR PLANLARI VE KAMU YARARI

Yaklaşık dört yıl önce Mimarlar Odası Trabzon Şubesi olarak “Kentsel tasarımda su ve akıllı kentlerin yeniden tasarlanması” konulu bir panel düzenlemiştik.

Panele Trabzon’dan konukların yanısıra Avrupa’dan akademisyenler de konuşmacı olarak katılmışlardı. Panelin bir bölümünde temel mesele olarak kıyılar ve dolgu yapılanması ele alınmış özellikle batıda dolguya nasıl bakıldığı hususunda ilginç bilgiler sunulmuştu.

Şunu yapıyordu batı;

Dolgu nadiren de olsa mümkündür ama yapacağınız dolgu nasıl bir kamu yararı gözetiyor? Denizden, nehirden, gölden aldığınız halka ve coğrafyaya ne olarak geri dönüyor? Ve halk bunu eşit ölçüde kullanabiliyor mu?

Ülkemiz ne yazık ki kıyılarını koruma konusunda pek başarılı bir ülke değildir. Karadeniz Bölgesi bunun en göze çarpan örneğidir. İlk sahil yolu ile başlayan dolgu macerası kıyı düzenlemeleri adı altında devam etmiştir. Samsun-Hopa bölünmüş yolu ile son bulur diye tahmin etmemize rağmen bu macera 2021 yılında da lokal olarak sürmektedir.

Bu dolgular gerçekleştirilirken öne sürülen gerekçe kamu yararıdır. Kamu yararı bütün dolguların bahanesi, adeta kurtarıcı sloganı olmuştur.

Kamu yararı esas itibarı ile imar planlarının hazırlanmasındaki temel argümandır. Ancak buradaki püf noktası o planın hazırlandığı zamanın koşullarının yanısıra gelecekteki durumuna da bir projeksiyon tutmasıdır. Yani kamu yararı dediğimiz olgu bir planın gelecek onlarca yılında da kamu yararı gözetebilecek midir?

Bu soruya ilave olarak;

Kamu yararının tespiti nasıl yapılacaktır? Kamu yararını gerektirecek nedenler nedir?

Bunu hangi idare nasıl yapacaktır?

***

 

İstanbul Maltepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Hulusi Alphan Dinçkol İmar planlarında kamu yararı denetimi adlı makalesinde konuyu şöyle özetlemiştir;

“Kamu yararı toplum tarafından dönemsel olarak incelenen bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Kavramın toplumun çeşitli kesimleri tarafından farklı bir şekilde değerlendirilmesi, tanımlamanın zorluğunu ortaya koymaktadır. Bu durum imar planlarının düzenlenmesi bakımından yasamanın, idarenin ve yargının işini daha da zorlaştırmaktadır. Yasama organı tarafından çıkarılmış olan kanunlar (özellikle 3194 sayılı imar kanunu) tarafından kamu yararı kavramının tam olarak açıklanmaması, kanunların somut olaylar üzerinde yetersiz kalmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra imar planlarının hazırlanmasında ilgili idarelerin görevi olan kamu ihtiyaçlarının karşılanmasının tam olarak sağlanabilmesi için ilgili ihtiyaca yol açacak kamu yararının somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmanın sağlanabilmesi için imar planını düzenlemek ile görevli, olan idarenin imar planının hazırlanması sırasında hem o yerde yaşayan topluluğun ihtiyaçlarını tam olarak belirlemesi hem de bu ihtiyacın şehircilik ilkeleri ve bilimsel araştırmalar sonucu tespit etmesi gerekir. Somutlaştırma süreci inceleme altına alınırken, sadece idari usuller yeterli olamamaktadır. Bu kapsamda idari usullerin yanı sıra yargı kararlarının sürece etkisi de inceleme altına alınmalıdır.”

 

Sayın Dinçkol Hocamızın makalesinden de anlaşıldığı üzere imar planının gerekçesi olarak salt kamu yararının ortaya sürülmesi yeterli bir yaklaşım değildir. Konunun şehircilik ilkeleri,bilim, hukuk dahil pek çok danışma detayı vardır.

Hal böyle iken bir denizin doldurulup suni bir imar sahası yaratarak hazırlanan imar planlarının kamu yararına ne kadar cevap vereceği de ayrıca izaha muhtaçtır.

***

 

Bölgemizde 2 büyük dolgu sahası gündeme gelmiştir. Bunlardan bir tanesi Trabzon’daki Akyazı Koyu’dur ve dolgusu tamamlanmıştır, üst yapı aşaması devam etmektedir. Diğeri ise Rize’de yapılması planlanan 300 bin metrekarelik dolgu projesidir.

Akyazı Dolgu Alanı konusunda Mimarlar Odası dolgunun yapılmaması gerektiği hususunda teknik ve bilimsel verilerle irade geliştirmişti. Ancak ülkemizde hukuk genellikle uygulamanın gerisinde kaldığı için mahkeme sürecinde dolgu çalışması bitmişti. Hal böyle iken mahkeme “Dolgu tamamlanmış ve geri dönüşü mümkün olmayan bir noktaya gelmiştir” gerekçesi ile bir anlamda deniz dolgusunu onaylamıştı.

Akyazı Dolgu Alanı ilk önce Kruvazör Liman ve yan tesisleri olarak plana işlenmişti. Plana işlenen projenin mimari ve peyzaj yapısı ise liman, göletler, kanallar, ağaçlar ve sınırlı üst yapılardan oluşuyordu.

Ancak zaman içinde her ne olduysa dolgu bu halinden uzaklaştı ve blok olarak gerçekleştirildi. Kıyı kanunundaki tadilatlarla üst yapıda da köklü değişikliğe gidildi ve ilk planda olmamasına rağmen alanın yarısı spor kompleksine evrildi ve futbol stadyumu inşa edildi.

Dolgunun geri kalan diğer yarısı ise imar planında yapılan tadilat çalışmaları eşliğinde ani bir kararla şehir hastanesi alanı olarak rezerv edildi. Proje şu anda bakanlıkta onay beklemektedir.

Günümüzdeki diğer güncel blok dolgu projesi ise Rize’de yapılması planlanan şehir hastanesi içindir. 300 dönüm deniz dolgusu üzerine 1000 yataklı olacak projeyi muhtemelen Trabzon’daki gibi bir süreç beklemektedir. Kıyı kanununda değişiklikler, kıyı kenar çizgisinde suni oynamalar...vs muhtemel davranışlar olacaktır.

Bütün bunlarda tek gerekçe öne sürülmektedir; Kamu yararı.

Gerekçe tamam da içerik ne derece dolu ve doğru sorularına cevap verebilmek için. Dr. Öğretim Üyesi Hulusi Alphan Dinçkol Hocamızın makalesini iyi anlamamız, iyi irdelememiz gerekiyor.

***

 

Sevgili okurlar özellikle meslekten olanlarınızın daha çok dikkatini çekeceği bir hususa farkındaysanız henüz değinmedim bile; Şehircilik ilkeleri, Jeolojik, jeofizik ve statik kaygılar ile hukuki bakış.

Dolgular ne derece taşıyıcıdır, ne derece güvenlidir, şehir hastanesi gibi özellikli ve yoğun yapılar karşısında nasıl tepkime verir, şehir planlaması ve ulaşımındaki yeri nedir ve hukuk bu konunun neresindedir?

Bakınız daha bu konulara giremedim. Zira sahip olduğum sütun sınırlıdır.

İnşallah bir başka hafta bu hususlara da konu açılırsa girerim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.