22.03.2022, 09:41

dozer cemil’in penaltısı..

1975-76 sezonunda trabzonspor şampiyon olmuş ve o yıl ilk turda izlanda’nın temsilcisi akrenass’ı elemiş ikinci turda da liverpool çıkmıştı kurada karşımıza

ilk maçtan sonraki ikinci maç dün gibi hatırımda olup trabzon’da oynanmış ve bizler de yoğun ilgiden dolayı bilet alamamış artık radyodan dinlemeye mahkûm olmuştuk

günler öncesinden biletler tükenmişti çünkü

bilet gişelerinin önlerinde sabahlanır stadyum çevresindeki namı diğer ‘tükürük köfte’ ile karınlar doyurulurdu

liverpool’un ingiliz takımı olduğunu ve kentimizle ve de trabzonsporla müthiş benzerlikler taşıdığını o günkü gerek ansiklopedilerden ve de gerekse trt’nin spor programlarından öğrenmiştik

dünya atlasından da liverpool’un nerede olduğunu öğrenmiş merakımızın bir kısmını da böylece gidermiş olduk

*

ve büyük gün gelip çatmıştı

ortahisar’daki evimizin altı bilardo salonuydu

ve maçı burada radyonun etrafında 25-30 abilerimizle birlikte dinliyorduk

derken maç başladı

yüreklerimizin yerinde güm! güm! davullar çalmakta

ilkyarı sıfır sıfır bitti

ikinci yarının ortalarına doğru trabzonspor bastırdıkça bastırıyor özlediğimiz gol ha geldi ha geliyorum diyordu

spikerin demesine göre onlar da pozisyona giriyor içimiz cız ediyordu

derken spiker çıldırmışçasına;

ve penaltı! dedi

kim atacak acaba penaltıyı diye düşünürken ya da tasavvur ederken bizler;

topun başına kaptan dozer cemil’in (cemil usta) geçtiğini söyledi spiker

dakikalar saniyeler geçmek bilmiyordu

her geçen saniye bir asırmışçasına geliyordu bize

ve spiker olanca ses tonuyla goooooool! diye çığlık atınca gol sevinciyle birlikte aynı anda da bağırtılar-çığırtılar korna sesleri sardı kentin dört bir yanını

bizler de o sevinçle havaya sıçramış etrafında kümelendiğimiz transistorlu radyonun havaya uçmasıyla yere inerken tutulamaması yüzünden radyo kırılmış maç sonucunu dinleyemediğimizden kursağımızda kalmıştı sevincimiz

herkes bir an da sokağa fırlamış maç sonucunun ne olduğunu başka dükkânlardan öğrenme yoluna gitmişti

çünkü maç yüzünden sokaklarda in cin top oynuyor kimsecikler yoktu

en sonunda öğrendik ki;

maçı almıştık almasına da o sevincin bugüne göre anlatılacak öyküsü yazılamaz kanısındayım

çünkü herkesin kendisine göre anlatacağı nezih bir öyküsü mutlaka vardır

tek avuntumuz liverpool’u o yıl sadece biz yenmiştik ve başka hiçbir takıma yenilmeden şampiyon kulüpler kupası’nı da almıştı

*

yıllar geçtikçe trabzonspor ligin altını üstüne getirmeye başlamıştı kırdığı rekorlarla

gerek galibiyete iki beraberliğe bir puanlı sistemde en az puanla şampiyon bile olmuştu

ve de gerekse en az transferlerle en iyi oyuncularını da istanbul kulüplerine sattığı halde şampiyonluk ipini göğüsledi yıllarca

*

en az gol yiyen ve de en uzun süre gol yememe rekorları hâlâ daha kırılamamış olması da bir köşede dururken artık kanıksanan başarılar yenisini itelemekten çok türlü hile ve desiselerle önü kesilmeye başlandı

*

herkes yönetici olduğu gibi ayağına top değen kişiler de futbol oynamaya başladı takımda

bu da tribünlere de sirayet etmiş kulüpten çok adamcılık eyyamı baş gösterdi

küfürlü tezahüratlar seyircinin çoğunun üzerine sümük gibi yapıştı

nitelikten çok nicelik kapladı her yanı

artık seçerek maçlara gitmeye başladık

*

birkaç kez sekteye uğratılan şampiyonluklar ölü toprağı gibi serildi kentin üzerine

ve bir daha da eski havasını kazanamadı ne kent ne de takım

12 eylül cuntası devrimciler kadar da buldozer olup geçti trabzonspor’un da üzerinden

ve bir türlü kendine gelip ne hesap sorabildi ne de geçmişine sahip çıkabildi koca kadim kent

sadece geçmişteki devrimci ruh ateşiyle yetindi kentin bir kısmı

onun da zaman içerisinde ne sesi dinlenir ne de soluğu hissedilir oldu

*

neden sonra siyasiler kadar üç-beş kuruşu olan işinsanları da nemalanmaya başladı trabzonspor’un efsanevi kimliğinden

öyle ki kente hangi siyasi görüşün şahsı gelirse gelsin kentsel ilgili;

gelen siyasinin tuttuğu farklı takımın taraftarı olmasına rağmen boynuna atılan kaşkol ya da eline sıkıştırılan flamayla yalandan da olsa halkı kandırma yoluna girerek sallanıp silkelenmeye başladılar

ve de başarılı da oldular

*

2010-11 tff süper ligi sezonunda ayan beyan şikeyi yapan takımın kendilerine göre en büyük taraftarı iktidardaydı çünkü

herkes gibi ts’li kimi yöneticiler de korkularından kuma gömmüşlerdi başlarını

ticari itibarları sarsılmasın diye hâlâ daha da öyledirler

seslerini çıkaracak olanlarsa;

ya oyunun dışına itildi ya da ölüm denen kutsal kuş bedenini alarak ruhunu da bizlere bırakarak (özkan sümer) kara toprağın bağrında sonsuzluğa uçuruldu

tüm yasalara kurallara rağmen hem de gözlerinin içine bakarak çaldılar şampiyonluk kupamızı

tbmm’den bile özel yasa geçirip ak’lanıp paklandılar çünkü

*

ancak uefa ve fifa her şeye rağmen;

şike sonucu şampiyon olduğu iddia edilen takımı değil de

önce uefa’da temsil etmek üzere sonrasında da şampiyon kulüpler kupasında trabzonspor’u çağırdı

azıcık bilgisi olan araştırıp öğrenebilir bu durumu

*

neyse sevgilim;

her ne kadar bu hazin öykü hiç bitmeyecek olsa da şimdilerde bize ne diyorlar biliyor musun?

dünyanın ve türkiye’nin her köşesinde karataşın altına saklanmış karayılan misali takımları için ölümü bile göze alan yedisinden yetmişine insanlara nâzım’ın dediği gibi;

-uzun eğri burunlu ve hamsi kokan trabzonsporlular!-diyorlar

..

ziyabey aralığı

18 mart 2022

Yorumlar (0)