16.05.2022, 10:36

DÜNDEN BUGÜNE VE BUGÜNDEN DE YARINA..

Çocukluk dönemimde babam pazar günleri çarşıdan eve gelince radyoyu açar, 'Metin, Can, gol ...' gibi bağrışma seslerini duyar ama bunları anlamazdım. Babam bana, ‘Tekirdağ'daki askerlikteki ustalık dönemimde maç yapan askerleri seyrediyordum, kalecileri olmayınca beni kaleci yapmışlardı, ama çok gol yediğim için de bana çok kızmışlardı, işte radyoda böyle top oynayanları anlatıyorlar' demişti.   Böyle bir pazar günü babam yine radyoyu açmış ve 'aynı bağrışmaların ne olduğunu?' bana sormuştu. Olayı tam kavrayamadığım için cevap verememiştim ve babam bana bağırmıştı. Azar işiteceğim korkusu ile pazar günlerinin gelmesini ve babamın radyoyu açmasını istemezdim. İlerleyen günlerde babam, 'hangi takımı tutuyorsun?' diye bana sormuş ve ben de; radyodan duyduğum için Galatasaray'ı tutuyorum demiştim, -tabi ki Trabzonspor birinci lige çıkana kadar-.  Hatta o sıra ünvanını geri aldığında babamın, 'niye Muhammed Ali'yi destekliyoruz?' sorusuna, 'ne desem de babam bana bağırmasa' korkusu içerisinde o anda aklıma gelen ''o daha müslümandır' cevabını vermiştim ve babam, 'daha Müslüman olur mu? tamamen Müslüman' diye bana yine kızmıştı. Ve sonunda pazar günleri gelmese, babam radyoyu açıp bu bağrışmaları sormasa dediğim günlerden, amatör olarak spor yapmaya ve de seyrettiğim günlere yöneliverdim.

Sarıyersporumuz'un eski başkanlarından araştırmacı yazar İbrahim Balcı beyefendi ile geçende ilâhiyat, edebiyat, tarih, Süper Lig ve 'Sarıyersporumuz'un durumunun ne olacağı?' üzerinde sohbet ettik. Sohbet sırasında kendisine Trabzonspor'un tarihinden bahsedince İbrahim Balcı Başkanımız bana, 'bunları yaz, kayda girsin' dedi. Yeni nesillerin bilmemesi doğaldır,  Trabzonspor; Ankara'da PTT'ye 1-0 kaybedince özüne dönerek yeniden yapılanmış,  bir sonraki yıl Gençlerbirliği, Kayserispor lehine sahaya çıkmayınca  3-0 hükmen galibiyet Trabzonspor'a yetmemiş ve  Orduspor'u 1-0 yenen  Kayserispor -yönetimler değişse de kurumlarda devamlılık olmalı, çelme yenen takımla/günümüzde buna ne dendiği herkesçe biliniyor, ilişkiler ona göre düzenlenmeli- o yıl, Trabzonspor da bir yıl sonra birinci lige -bugünkü 'Süper Lig'e-  çıkmıştı. O yıl ikinci lig Kırmızı gurubun şampiyonu Trabzonspor, beyaz grubun şampiyonu Zonguldakspor'a 2-1 yenilince genel şampiyonluğu kaybetmiş ve ben de çok üzülmüştüm. İbrahim Balcı Bey, ' Ahmet Suat Özyazıcı'yı tek geçerim, tam on beş kupa Trabzonspor'da almıştı, Balkan kupasını da -bendeniz o maçı seyretmiştim- Sarıyer’e kazandırdı, çok kurt bir teknik direktördü’ diyor.  Sarıyer'de yardımcılığını yapan Mahmut Kocabal, Ahmet Suat Hoca’yı, ‘haftanın son antremanı bitince "takımı kur" der ama son kararı yine kendisi verirdi'  diye anlatıyor. O günlerin Hürriyet, Tercüman ve Milliyet gibi gazetelerinde -spor gazeteleri henüz yoktu-, Ahmet Suat Özyazıcı'nın rakiplerini eze eze yendiği dönemde bile tavazusunu koruyarak,  'Türk Futbolu'nun gelişmesi; altyapıya önem vermekte yatmaktadır'  şeklindeki demeçleri görülebilir ki O'nun kazandırdığı dördüncü şampiyonluktan sonra Faroz ve Ganita önlerinde denizde  tekne şampiyonluk turu atılırken O'nun TRT ekranında söylediği, 'Trabzonspor dün şampiyondu,  bugün de şampiyondur ve gelecekte de şampiyon olacaktır'  beyanatı bugünkü gibi gözlerimin önündedir. Futbolun  bir buçuk asırdır oynandığı kabul edilen bu kentte İdmanocağı, İdmangücü,  Karadenizgücü ve Martıspor'u birleştirerek 1967 yılında Trabzonspor'u oluşturan -kısıtlı yer nedeni ile ismi geçenler, kendilerine 'Sayın' diye hitap ettiğimi lütfen kabul etsinler- Ali Osman Ulusoy,  Rıfat Dedeoğlu, Süha Akçay, Nizamettin Algan, Salih Erdem ve diğer kurucular, Şamil Ekinci,  Ahmet Celâl Ataman, Sadri Şener, Faruk Özak, Atay Aktug ve diğer başkanlar, Muharrem Usta, Nuri Albayrak gibi alacaklarını hibe edenler,  Nevzat Şakar -hepsini saymak mümkün değil-  gibi efsane yöneticiler vardı. Bugün oynamış olsalar; bankaların  para yetiştiremeceği ve taraflı tarafsız herkesin isimlerini ezberlediği Şenol ve yedeği Mustafa, Turgay ve Büyük Turgay,  Necati, Kadir, Cemil, Ali Yavuz, Faruk, Küçük Bülent ve Büyük Bülent,  Tuncay, Bekir, Hüseyin, Serdar, Ali Kemal, Necmi, Ahmet, Engin, Eyüp, Aziz, Şener, İhsan, Güngör, İlyas, Cengiz, Mehmet Cemil, Hüsnü, Kemal, Bahattin, Tuncay, Hasan Şengün, Hasan Vezir, Küçük Şenol, Küçük Osman ve İskender Günen gibi gerçekten efsane futbolcular vardı. 

Bu dönemde yönetim, teknik kadro, futbolcular, seyirci ve basın öyle bir bütünlük oluşturmuştu ki yetmiş beş ve seksen üç yılları arasındaki altı şampiyonluk nerede ise peş peşe kazanılmıştı.  Öyle ki, 'rakibimiz yok' anlamında 'bizi zorla şampiyon yapıyorlar’, ‘artık tat vermiyor, Urfaspor bile olsa gidip orada şampiyonluk yaşamak istiyoruz' diyenler bile olmuştu. Yıllar önce genç milli olmuş iki futbolcu, 'hocam seyretmişsindir, ne takımmış, Beşiktaş alt yapısında hocalarımız bize, "Trabzon'a maça gittiğimizde rakip ceza sahasına giremiyor ve korner atamıyorduk, bize top göstermiyorlardı" diyerek bizi eğitiyorlardı' demişti. Sahanın her yerinde rakibe baskı yapılacağı anlamında ‘şok pres' kavramını futbol literatürüne kazandıran -bir iki mağlübiyette basında 'şoke pres' diye hadsizce alay edilse de- ilk şampiyonlukta Ahmet Suat Ozyazıcı'nın yardımcısı olan ve sonradan iki şampiyonluğu kazandıran bilge teknik direktör ve başkan Özkan Sümer'di. O sıra Adanaspor'un teknik direktörü Gündüz Tekin Onay, bir defasında Trabzon'da 2-0 kaybedince, 'Trabzonspor'dan puan almak; aslanın ağzından lokma almaya benzer' diye itirafta bulunmuştu.

Mourinho diyor ya, 'futbol başka bir yere evrildi, buna yeni bir isim bulmalı' diye. Spor ve özellikle de futbol branşı; rakiplerine gücünü kabul ettirme ve sesini duyurma araçlarından biri olmalı ki, ülkeler bu alana bu kadar yatırım yapıyor. Bana göre Trabzonspor'un rakiplerine ezici üstünlük kurduğu dönemleri çok iyi okuyan Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe spor kulüpleri; durumu tersine çevirerek şampiyonluklara el koydular.  Bunda Trabzonspor'a yapılan herkesçe malüm yıllardaki haksızlıklardan kayaklanan kırılmalar ve bazı idari ve teknik hataların -zamansız istifa ve yapılmayan bir iki transfer- da etkisi oldu. İtiraf etmeli ki Trabzonspor şampiyon olamadığı bu dönemde, bir iki maç hariç üç büyüklere karşı çok mahküm futbol oynadı.

Hal böyle iken seyircinin 'yine mi elimizden alacaklar?' dediği dönemleri Başkan Ahmet Ağaoğlu,  'üç yıl sabır istiyorum, dördüncü yılda şampiyonuz' -kurulacak tuzakları engelleme bağlamında Kulüpler Birliği Başkanlığı zamanlaması da; müthişti-,  teknik direktör Abdullah Avcı, 'benim de, Trabzonspor'un da Türk futbolundan alacağı var' deyip -Ahmet Suat Özyazıcı'nın efsane şapkasını da giyerek- bu durumu çok iyi okudu ve seyirciye sabretmeyi telkin ettiler. Artık transferler zamanında yapılarak, 'hazırlık kampında oynamayacak ve kiraya verilecek futbolcuları çalıştırma hatasına’ yeniden düşülmedi. Yani, 'sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer’ düşüncesi ile iş sıkı tutuldu. Başkan ve yönetimini, teknik direktör ve ekibini, futbolcuları; kutluyorum. Geçmişi yad ederek başlamış olmam, çiçeği burnunda olan şampiyonların emeğini gözardı anlamında düşünülmesin. Zaten tarihe geçtiler. Buradaki amacım, şayet efsane isimler Trabzonspor'u şampiyon yapmamış olsaydı; bugün için bu şampiyonluğun olmayacağını vurgulamak içindir. Çünkü Cemil Turan, Yılmaz, Ziya, Osman, Metin, Büyük Mehmet, Gökmen, Yasin, Sabri, Sanlı, Tuğrul, vb. futbolcuların olduğu takımlardan şampiyonluk almak; öyle çok kolay değildi. Onun için o efsane yönetim, başkan ve efsane futbolcular'a teşekkür edilmeli. Son dönemde resmi şampiyonluklar gelmese de; Ünal, Hami, Büyük ve Küçük Hamdi, Lemi, Büyük ve Küçük Orhan, Soner, Fatih Tekke, Gökdeniz, Ogün, Abdullah, Onur, Burak ve diğerleri ile Czyo, Şota ve Simkovyak ve Yattara; enfes futbolculardı.

Trabzonspor'un maddi sıkıntı yaşadığı dönemde borçlarını ödeyen,  tesisler kazandıran, kendi döneminin en popüler futbolcusu  Ünal'ı ve Osman Denizci'yi Trabzonspor'a transfer eden Mehmet Ali Yılmaz, aidiyet örnekleri  Dündar Kılıç ve İbrahim Cevahir',  kupa getiren Şenol Güneş, Samet Aybaba ve Ziya Doğan, Türk futboluna büyük yıldızlar kazandıran Sadi Tekelioģlu, Giray, Mustafa, Mehmet Birinci ve diğer hocalar, değişik şekillerde vefat eden seyirciler ve isimlerini sayamadığım diğer kahramanlar  unutulmamalıdır. Geçmiş yıllarda Galatasaray'da Ergün Gürsoy ve Abdurrahim Albayrak'ın, Fenerbahçede Vefa Küçük, Beşiktaş’ta Ahmet Nur Çebi'nin ikincil kişiler olarak takımlarına katkıları herkesçe bilinmektedir. Trabzonspor'da da eski yöneticilerin olduğu gibi Ertuğrul Doğan’ın -hiç tanımam kendisini, meşhur bilim ve futbolcu sülâlesi Şahinkaya sülalesinden geliyormuş-, çok katkısı var, nerede ise her hafta bir transfer yaptı, Trabzonsporlular, böyle bir yöneticiye sahip oldukları için gurur duyabilirler.

Devlet kurumları, kulüp ve basının ‘Mutluluğa kurşun sıkma' çağrılarına olumlu karşılıkları ile; değil ülkemize, tüm dünyaya örnek olan seyirciyi de kutluyorum.  Yerel ve ulusal basında verilen destek, Serdar Bali, Giray Kaçar ve diğerlerinin youtub'daki yayınları, resmi şampiyonluk gelmese de daha önce takıma hizmet etmiş olan yönetici, teknik direktör ve futbolcuların hepsinin de bu şampiyonlukta emekleri var ve onlar da teşekkürü fazlası ile hak ediyor.

Peygamberimizin 'mü'min bir kişi yaptığı yanlışın cezasını çekmeden bu dünyadan gitmez' hadisi gereğince Trabzonspor'un hakkını yiyen herkes; cezasını çekmiştir.  Bir de, şampiyonluğun gelmediği bu otuz sekiz yılda Trabzonspor taraftarının giderek artması; alkışlanacak bir durumdur. Daha nice şampiyonluklara..

Yorumlar (0)