DÜNYAYA SIĞAMIYORDUK ODALARDAN ÇIKAMAZ OLDUK

Neydi derdimiz anlayamadık.
Yağmur yağdı niye güneş açmadı dedik.
Sıcak oldu kar istedik.

Soğuk oldu donduk dedik.
Halbuki her birinin ayrı güzelliği vardı.
İlkbaharları da sonbaharları da unuttuk.
Hep istedik hiç vermedik.
Bilemedik suyun kendi için akmadığını, yağmurun da yağmadığını kendi için.
Güneş ısıtmadı dünyayı ihtiyacı olduğu için sıcağa...

Buğday başak verirken un olurum ekmek olurum bir güzel afiyetle yerim demedi...
Ya kuzular danalar koyunlar inekler?
Onlar da peynirin etin kaymağın tadını bilmezler...
Atlar da eşekler de kendi yükünü taşımazlar...
E insanoğlu sen ne için yaratıldın. .
Bir beyin verdi sana Yaradan. Farkın o oldu diğer canlılardan...
Ama sen sana sunulanları çok hoyratça harcadın.
Dünyalara sığmadın...
0caf1ec7-df6b-4c59-a8e6-54b9735b2788.jpgVe bir odada karantinadasın artık...
İstesen de tüketemiyorsun. Bozamıyorsun doğanın dengesini...
Bakınız hava kirliliği azaldı...
Denizler, ormanlar, akarsular, göller rahatladı.
Çevre rahat bir nefes aldı.
Vahşi hayat kendi doğasında mutluluğu yaşıyor. 
Bir görünmez virüs seni esir aldı insanlık...
Anladık taşın yenmeyeceğini...
Öğrendik buğday ekilmeden ekmeğin olmayacağını...
Belki fırınların işi düştü bu ara, herkes evinde yaptığından ekmeğini...
İnsanoğlu bir şekilde pişirir ekmeğini bulur aşını ama ya buğdayı mısırı olmazsa?
Ya ekinler ekilmezse...

Köye, yaylaya, obaya, ovaya giderken aldığımız ekmeği, yumurtayı, yağı, sütü peyniri; bu hoyratlığımız devam ederse zor buluruz... Hazıra konmak, hazırdan harcamak sürdürülebilir bir durum mu?
Yeni dünya düzeninde umarım;
Daha çok dayanışmaya,
İnsanı merkeze koyup sosyal adaleti sağlamaya,
Her şeyin kazanma ve kâr hırsı üzerine kurulamayacağına inanmaya,
Doğayı koruyup kollamaya,
Üretim ağırlıklı bir toplum yapısı oluşturulmaya,
Alsatçıların değil de üretenin yanında olmaya,
Yönelik bir düzen olması gerektiği anlaşılmıştır bu krizde...
Çünkü bela dil din ırk ideoloji tanımıyor...
Bu görünmeyen meret virüs var ya çok şey öğretti bize aslında...
Dünyaya sığamıyorduk...
Şimdi odalardan, 
Çıkamaz olduk.

 
 CORONA'DAN SONRA  TURİZMDE NELER OLUR?
 
   Elbet bu kriz sona erecek. Maalesef bütün sektörler şu anda virüsten dolayı zararlara uğradılar.
  Sektörlerin içinde en çok hırpalanan  ve toparlanma aşamasında da zorlanacak olan Turizm sektörü. Bu konuda bilimsel temelli bir çalışma yapılıyor mu?
Sektör temsilcileri ve bakanlık koordine içinde krizi yönetme adına istişare içinde bulunuyor mu?
Yarın için turizmdeki öngörüler nelerdir?
Dünya bugünden yarına turizm için neler düşünüyor?
Türkiye bundan sonraki turizm faaliyetlerini yönetmeye hazır mı?
Ya Trabzon?

Bütün bu sorular cevap aranırken hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı kesin.
Nasıl olsun ki?
Artık kitlesel turizm beklenmesin. Öyle 1000 /2000 kişilik odalı oteller, tıkabasa dolu havuzlar, adım atılamayacak kadar dolmuş plajlar, insanların tercih edeceği yerler olamayacak bir müddet. Çünkü insan insandan kaçarken aşırı derecede hijyen arayacak.
Ya açık büfeler...? Herkesin elleyip yemek tepsilerine sokup çıkardığı çatal kaşık, kepçe, maşa, bıçaktan kimse yemek almak istemez.
Peki yatak odaları? Temizlik tamam. Dezenfekte ne olacak? Hadi o da tamam. Havalandırması kaç saat sürecek? Belki de diyelim 500 yataklı bir otel dönüşümlü olarak 250'er yatağı devreye sokacak...
Masraflar artacak.
Ulaşımda sıkıntı olacak.
Tıkış tıkış dolu otobüsler yerine yarı yarıya taşıma devreye girecek.
Uçaklar bile yolcu kapasitesinin yarısı kadar taşıma yapar.
Rent/acarlar  transferlerde, kiralamalarda azami dikkati göstermek zorunda kalacak.
Klasik turizm anlayışı olan "deniz-kum-güneş" üçlüsü; bünyesinde sağlık, temas, izolasyon açısından yoğun kitlesel risk ve sıkıntı yaşatacağından eski cazibesini yitirecektir.
Kırlar, köyler, doğa yürüyüşleri, gastronomi, ekoturizm değer kazanacak.
Dünyada önemli  bir yere sahip Cruise turizm uzun zaman duraklama dönemi geçirebilir.
Bakın dünyanın en önemli uluslararası turizm fuarlarından olan ITB  Berlin ve WTB Londra fuar merkezleri Corona Hastanelerine dönüştürüldü. Pazarlamasının dahi yapılamadığı bir ürünün satışındaki sorunları artık siz düşünün. Yurt içi fuarlar da artık yapılamayacak.
Turizmin temel taşlarından rehberler mesleklerini yerine getirirken zorlanacaklar.
Dünyada durum bu.

30-40 milyar dolar girdinin turizm sayesinde olduğu Türkiye'de de durum farklı değil. Birbirine entegre olmuş dünya  turizmindeki hem olumlu hem de olumsuz gelişmeler anında tüm ülkeleri etkiliyor.
Peki Trabzon'da durum ne olur?
Trabzon turizminin lokomotifi olan Körfez ülkelerine dayalı beklenti bu yıl olmayacak. Arap turist gelmeyecek. Gelemeyecek. Batılı turist zaten bölgeden uzaklaşmış.
Kala kala yerli turistte umut. O da çalışamadığı dönemin ekonomik sıkıntılarını giderebilirse umut olur... Ya da çocukların okul durumu netleşince...
Altyapısı sağlam olan ayakta kalır. Seneye hazırlık yapıp kayıp yılın zararını karşılamaya çalışır. Merdiven altı zihniyeti ile çalışanlar hüsrana uğrayacak...
Kör malın kör alıcısı dönemi bitti. Çünkü bu sağlık meselesi.
Bir de olumlu tarafından bakalım.

Seyahat yasağı kalktı. Virüsün bulaşma tehlikesi kalmadı. Turistik tesisler her türlü hijyenik önlemlerini aldı... 
Evinde bunalan insanlar kendine tatil yapma ödülü verdi... O zaman işler değişir.
Ama turizmde hiçbir şey eskisi gibi olmayacak...
Tesisini seven, sana güvenen, önlemleri ile misafirini inandıranın ayakta kalacağı bir döneme giriyoruz.
 
MASKELERİ DAĞITMAK
 9e5cd1fb-a67d-429c-ac87-c83d9b0e2d4a.jpg  Bir maske meselesidir sürüp gidiyor. Önceleri bilim adamları anlaşamadılar aralarında. Kimi taksın herkes dedi kimi de gerek yok. Sonunda maskenin önleyici tedbir içindeki önemi konusunda fikir birliği oluştu. Maske kıymete bindi. Talep arttı. Fırsatçılar ortaya çıktı. Merdiven altı imalatçılar türedi.
Ecza depoları üretici firmadan maskeleri pahalı almaya başladı. Az bir kârla satışa sunarken Trabzon Eczacı Odası devreye girdi. Çoklu alımla eczacının 1.5 TL’ye tüketiciye ulaştıracak şekilde maske temini için anlaşma yaptı. Tam da bu sırada sayın cumhurbaşkanı maskelerin ücretsiz verileceği talimatını verdi. Eczaneler dahil kimse maske satmıyor artık. Öyle ki eczacıların personeli için bile elinde maske olmadığı duyumları alıyoruz.
En çok risk grubunda bulunan ve hasta ile birebir irtibat halinde olan en yakın sağlık danışılanı eczacılardır. Nitekim Trabzon  Eczacılar Odası Başkanı Çetin Kansız, "Halkımızın sağlığı için gövdemizi taşın altına koyarız"  diyor, meslektaşları adına.
Maskelerin ücretsiz verilmesi iyi bir uygulama. Ama dağıtımda sorunların olduğu görülüyor...
Koordine iyi yapılsın. Herkes elini taşın altına koysun.
Gerekirse hasta ile birebir teması olan kurumlar olarak eczacılar dağıtsın.
Ya da muhtarlıklar bu işi üstlensin.
Seçmen kağıtlarını bir günde dağıtan muhtarlıklar bu işi de kolaylıkla yerine getirirler.
Bir de unutmayalım kırsal alanda yaşayan vatandaşlarımız da var. Onlara da maskeyi bir şekilde iletmemiz gerekir.
 
ORTAHİSAR PLATFORMU
  Trabzon kültürel anlamda zenginliği olan bir  kent. Düşünen, öneri getiren, kentin sorunlarını dert edinen çok sayıda yaşayanı var.
Farklı kulvarlarda mesleki hayatını sürdüren ama bu arada yaşadığı kentin yöneticisi imiş gibi geleceğe dair  projeler üreten insanlar bir araya gelip  düşünce jimnastiği yaparlar. Çoğu zaman bu konuşulanlar temenniler ileriye dair görüşler çay kahve bitiminde orda kalır. 
Trabzon'da  bir grup insan bir araya geldi. Öncelikle bir "ORTAHİSAR PLATFORMU"  oluşturma fikri ön plana çıktı. Oluşuma katılmak isteyenlerin fikri ve izni alındı. Hatta bu grup geçtiğimiz ay sabah kahvaltısında birlikte oldu. Nisan ayı dahil olmak üzere her ay bir araya gelip platformun çalışma prensiplerini oluşturmaya karar alındı. Lakin bu Corona salgını nedeniyle çalışmalara ara verildi.
Trabzon'un adetidir; kimlerden oluşuyor bu platform? Çalışma alanları nedir diye merak edilir.
Ortahisar Platformunda sanayici, sanatçı, iş insanı, doktor, spor insanı, emekli bürokrat, mühendis, basın mensubu, yönetici, işletmeci, turizmci v.b Trabzon'u tanıyan bilen yaşadığı kenti seven ona değer katmaya çalışan her kesimden insan var.
Platformda kente dair her şey konuşulacak. Eksikler ve öneriler ele alınacak ama siyaset konuşulmayacak.
Siyasetçileri ve siyaset kurumunu da  kente hizmet etme makamında görerek onlara ve diğer kurumlara öneriler sunulacak...  
Ortahisar Platformu kurumsallaştığında kamuoyu önünde amaçlarını elbette açıklayacaktır. Platforma şimdiden başarılar diliyorum.


Önceki ve Sonraki Yazılar