Gürol Ustaömeroğlu

Gürol Ustaömeroğlu

DÜŞLERİMİZDEKİ GERÇEK GANİTA

Faroz Ganita Sahil Düzenleme Projesi son on gündür kamuoyunda yoğun bir şekilde tartışılmaktadır. Anılar, yaşanmışlıklar, tanıklıklar raflardan indirilmekte eski fotoğraflar üzerine duygusal konuşmalar yapılmaktadır.

Pazar günü kütüphaneme göz gezdirirken Eğitimci, Şair, Yazar Ali Mustafa’nın Kıyı Yayınları’ndan hazırladığı Ganita Kitabı’na takılıverdim. Hazır gündem de sıcakken defalarca okuduğum kitabı tekrar elime aldım ve 49 sanatçının makalelerden şiirlere, karikatürlerden fotoğraflara eserlerinin yer aldığı Ganita’nın kokusunu derin derin içime çektim.

Önsözde eğitimci, yazar sevgili Ahmet Özer Hoca’mızın cümleleri aslında bugünün özlemini özetliyordu;

“Her kesimden insanın soluk aldığı yerdi Ganita. Günün yorgunluğunu atmak için kimi aileler, denize bakan bir alan bulurlardı orada. Akşam güneşi kırmızıdan sarıya dönüşerek ağır ağır denize dökülürdü. O saatte sıcacık demli çayınızı yudumlardınız.

Orası çoğu kişinin iç sıkıntılarını gidermek için bindiği bir yelkenliydi. Ganita, insanın kendisiyle baş başa kaldığı ender yerlerden biriydi. En önemlisi de öğrencilerin sığınağıydı.

Trabzon’un sinemalarıyla, sokaklarıyla, parklarıyla, kitapçılarıyla, deniziyle ilk kez karşılaşan gençlerin yaşamlarına sokulan özgürlük rüzgarı Ganita’dan eserdi. Ganita’yı konuştursak da anlatsa bize. Anlatacak gücü var mıdır bilemem? Daha doğrusu o yıllara tanık, neler, kimler kalmıştır bugüne. Çoğu mekanlar değişti, başkalaştı, tarihe karıştı.

Herkesin bir Ganita’sı vardı demek yanlış olmaz. Bizim Ganita’mız uzayıp giden yola bakmazdı. O yolun yerinde kumsal vardı. Ta Ayasofya’ya değin uzayan.

Ganita Hayali’nin “ol Mahiler ki derya içredür deryayı bilmezler” dizesindeki gibi onca insanın içinde yüzerken anlamı içten içe kavrayamadığı bir yerdi. Kentten ayrılıp bir yerlere gidenler sudan çıktıklarını ayrımsadılar. Ganita değişip anlamını yitirince yaşadıkları güzelliğin uçup gittiğini gördüler.

Ganita unutulup gitmişti, anılara gömülerek.”

Ve kitabın giriş bölümünde şair, yazar sevgili Ali Mustafa’nın söyledikleri;

“Trabzon’un denize ve şiire açılan penceresi diye nitelendirebileceğimiz Ganita, kentle adını bütünleştirmiş sayılı mekanlardan biridir.

Ganita bir çay bahçesi olmanın ötesinde, Trabzon’un sosyal ve kültürel yaşantısının ayrılmaz bir parçası işleviyle yıllar yılı konuk ettiği insanların belleğinde unutulmaz izler bırakmıştır.

Kentlerde insanların ev içlerinden çıkarak dışarıdaki hayata karıştıkları mekanlar, sosyal ve kültürel yaşamın canlılığını korudukları yerlerdir aynı zamanda. Ganita’yı unutulmaz ve vazgeçilmez kılan da şiirsel imgeler

taşımasıdır. Özellikle akşamüstleri, günbatımıyla; insanı renklerin derinliğine çeken görüntüsü, bir çay içimi izleyenlerde tiryakilik oluşturmuştur.

Ganita’ya güneşin batışını izlemeye, birazcık soluklanıp günün koşuşturmasından uzaklaşmaya gelenler, yaşadıkları bu anları bir ömür belleklerinde taşımışlardır. Ganita’yı orada birkaç saat oturup koyu bir sohbeti tavşankanı çaylar eşliğinde derinleştiren anları unutulmaz kılan; işte bu imgedir denize ve şiire açılan pencere.

2000’li yıllardan sonra Ganita’da günbatımlarının eski tadı kalmamıştır artık.

Yaşar Kemal’in o unutulmaz sözleri, Ganita’nın değişimini özetler gibidir; “O güzel insanlar o güzel atlara bindiler çekip gittiler.” Eski Ganita’da çekip gitti yaşantımızdan. Şimdi onu yeniden kazanmalıyız.”

Kitaptaki her bir eseri burada paylaşmak isterdim ama satırlarım sınırlı olduğu için temsilen önsöz ve giriş yazılarını almayı uygun gördüm. 

Trabzon tarihi ve kültüründe derin izleri olan Ganita bölgesi zaman içinde pek çok fiziki müdahalelere maruz kalmıştır. Her müdahale düzenleme projesi adı altında Ganita’yı denizden uzaklaştırmıştır. Önündeki kumsal etap etap yok edilmiş, çevresi soğuk betonarme platformlarla kuşatılmıştır. Bugün bu olumsuz yapılaşmanın iptal edilip, kısmen de olsa kumsalın geri gelmesini sağlayabilecek bir gelişme yaşanmaktadır. Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılmakta olan Faroz-Ganita arası sahil düzenleme projesinin yapımına Ganita’dan başlanmıştır. Projede yapılacak çok çok küçük bir değişiklikle Ganita’nın eski günlerine dönmesi sağlanabilecektir.

Bu projeyle ilgili olarak yaklaşık 2 sene önce Mimarlar Odası’na bir bilgi sunumu yapılmıştı. Proje genel hatları ile olumluydu ve taşıdığı birçok enstrümanla heyecan yaratmaktaydı. İşin bir başka heyecan yaratan kısmı Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’nun projeyi gerçekleştirme yönündeki azim ve isteği idi. Başkanın “Trabzon’da deniz artık doldurulmamalıdır” desturu işin ayrı bir referans noktasıydı. Projede dolgu yoktu ve mevcut kıyı rehabilite edilecekti.

Sunum sırasında yetkililere özetle şunu söylediğimi hatırlıyorum;

“Keşke mevcut dolguyu boşaltıp eski Ganita kumsalını tekrar Trabzon’a kazandırabilseniz. Bunu yaparsanız tarihe geçersiniz.”

Aynen böyle söylemiştim. Bugün bu fırsat vardır. Ganita önüne yapılacak olan küçük bir müdahalenin Trabzon tarihine çok büyük bir katkısı olacaktır. Son on gündür edindiğimiz intiba bu yöndedir. Trabzon halkı bu projeyi Ganita’nın eski günlerine döndürülmesine bir fırsat olarak görmüştür. Bu fırsat iyi değerlendirilmelidir. Adım gibi eminim ki bu fırsatı iyi değerlendirecek belediye tarihe altın harflerle geçecektir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.