Efsane Trabzonsporlu Kazım Koyuncu!

Dün Kazım Koyuncu’nun doğum yıldönümü idi… 7 Kasım 2005 tarihinde, bu büyük sanatçıyı, bu efsane Trabzonsporlu’yu kaybetmiştik. Kazım’ı vefatından 6 ay önce Trabzon’da ağırlamıştık.
TGC Başkanı idim. TGC’nin ödül verme kriterinde yöremizden yetişen ve başarılı olan kişiler vardı… TRT’den Kenan Nadi aramıştı…
‘Abi, sanat ödülünü neden Kazım Koyuncu’ya vermiyorsunuz’ demişti.
Adaylar arasında Kazım Koyuncu da vardı.
Jüri toplantısında, sanat ödülünü Kazım Koyuncu’ya verelim, teklifini getirdim. Jüri üyeleri oybirliği ile kabul ettiler…
Yanılmıyorsam, 29 Nisan Cuma günü akşamı Zorlu Grand otelde bir ödül töreni düzenlemiştik.
İstanbul’da Kazım’a ulaştım. Kendisini Trabzon’a davet ettim.
Hasta hasta kalktı İstanbul’dan Trabzon geldi!
Zorlu Grand Otelde muhteşem bir ödül töreni düzenledik. Dönemin belediye Başkanı Volkan Canalioğlu da törene katılmıştı… Kendisine ödülünü takdim etmiştik. Ödül alan gazeteci arkadaşlar hatıra fotoğrafı çektirmişti.
Ertesi gün Trabzon’da kalmıştı…
KTÜ’nün o günkü rektörü Prof. Dr. İbrahim Özen, benden Kazım’ın KTÜ’de birde konser vermesini istemişti… Kazım’a konseri söyledim, düşünmeden kabul etti.
Cumartesi günü KTÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde hasta hasta sahne aldı… Yer yerinden oynamıştı.
Ertesi gün 1 Mayıs’tı… Maçlar Cumartesi’ye alınmıştı.
Trabzonspor’un İstanbul’da Fenerbahçe maçı vardı.
Trabzonspor kazansa, şampiyonlukta önemli bir engeli aşmış olacaktı…
Rektör Özen’in konutunda yan yana maçı izliyorduk…
Karşılaşmanın hakemi Cem Papila, Trabzonspor’u adeta biçiyordu…
Maçı izlerken bir ben bir o tepki gösteriyorduk… Çok üzülmüştü…
Rektör Özen, ‘Heyecanlanmayın’ diyordu…
Ve sonuçta Fenerbahçe’ye değil Cem Papila’ya mağlup olmuş ve şampiyonluk yarışında telafisi olmayan büyük bir yara almış ve maçı da 2-1 kaybetmiştik.
İkimizde tepkili ve hakem Papila’ya ateş püskürüyorduk…
Oradan kalktık, KTÜ sahil tesislerine indik…
TIP Fakültesi’nde birkaç doktor ve öğrenci… Onları kırmadı, gitarın teline vurdu… Bir süre sonra ertesi sabah buluşmak üzere kendisini Zorlu Otel’e bıraktım…
1 Mayıs Pazar sabah saatlerinde Maraş caddesi ve Meydan bölgesi polis kaynıyordu…
1 Mayıs törenlerine katılacak olan gruplar, Maraş caddesinden meydana gelecek ve orada miting yapacaklardı…
Yürüyüş başlamadan kısa bir süre önce, yürüyüş tertip komitesinden birkaç kişi geldi.
Kazım’dan, yürüyüşe ve mitinge katılmasını istediler…
Bana döndü…
Hasta olduğunu bildiğim için gelenlere, ‘Kazım, Hopa’ya gidecek. Orada bekleyenleri var’ dedim ve mitinge katılmasını engelledim…
Sonra bir ticari taksi çağırttım…
Kazım’ı yanındaki yardımcısı ve arkadaşı ile taksiye bindirdim ve Hopa’ya yolcu ettim.
Kazım, birkaç gün Hopa’da kaldı, ailesi ve yakınları ile görüştükten sonra İstanbul’a döndü… Hopa’ya son gelişiydi…
3-5 gün sonra İstanbul’da kendisini aradığımda, ‘Abi iyiyim, tedavim için ABD’ye gidebilirim’ demişti…
Kötü hastalığa fazla direnemedi ve 3 ay sonra 25 Haziran 2005 tarihinde 33 yaşında bu dünyadan göçtü…
İstanbul’daki cenaze töreni muhteşem olmuştu…
Şenol Hoca başta olmak üzere çok sayıda Trabzonsporlu onu son yolculuğunda yalnız bırakmamıştı.
Cenazesi, Hopa’ya geldiğinde kalktık Hopa’ya gittik…
Atay Aktuğ, Özkan Sümer başta olmak üzere Trabzon’dan onca insan Hopa’ya koştu.
Hopa meydanında görkemli bir tören sonrası ebedi istirahatgahına defnedildi.
Kazım Koyuncu, devrimciydi… Trabzonspor’u da İstanbul dükalığına karşı devrim yapan bir takım olarak sevmişti ve gerçekten efsane Trabzonsporluydu…
‘Ben bir müzisyenim, ondan sonra biraz Karadenizliyim; ama hepsinin ötesinde ben bir devrimciyim. Ve gerçekten doğru bildiğim bir şeyi en azından çok zorlanırsam ortaya koymaktan çekinmem’ diyordu…
Neden Trabzonsporlu olduğunu şöyle açıklamıştı;
‘Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti’…
Hastalığı için de şunları söylüyordu;
‘Çok fiyakalı bir hastalığa yakalandım baba... Birbirimizi anlamamız için, aynı dili konuşmamıza gerek yok, ezildikten sonra, hepimiz aynı şarabız... Her şeye rağmen yeryüzünde şarkılar söyledik... Beni radyasyon değil, Türkiye'deki sistem kanser etti.’
Efsane Trabzonsporluyu sevgi ve selamlarımızı iletiyoruz…

Önceki ve Sonraki Yazılar