Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

EĞİTİMDE DURUM VE BÜYÜK KAYIPLAR

Geçen yılbaşı insanlık büyük bir felaketle karşılaştı. Biz martta içimizden duyduk. İlk olaylar görüldü. Daha önce buna benzer olayları yaşamamış bir kuşak olduğumuz için hazırlıksız yakalandık. Evde kal dışarı çıkma... İlk önlemler oldu. Her sağlık olayı için olduğunca bu salgında da temizlik önemli. En isabetli iş bakanlığın bilim kurulu oluşturması! Ancak en isabetsiz iş de bu denli önemli bir konunun günlük politikaya karıştırılması. Olay sayısının, ölü sayasının açıklanması bile siyasilere bırakıldı. Halkın kafası iyice karıştı. İlk başta 65 yaş üstü çok suçlandı. Sanki en bulaşıcı ve en bulaşan onlarmış gibi. Adeta linç edilmek istendiler. Bir yıl geçti hâlâ bu yaş dilimi tutuklu. Dışarı çıkmaları çok sınırlı… Neyse uyduk kurallara çıkmadık dışarı da çok yanlış bir adlandırma “sosyal mesafe” oysa sosyal mesafe değil “Fiziki mesafe” Sosyal mesafe sınıfsal farktır. Kastedilen kişiler arasındaki uzaklıktır. Bu kavramda bile anlaşamadılar. Neyse bir yıl doldu...

Çok kayıp verdik, canlarımız gitti, cananlar gitti. Her gün artan ölüm olayları! Korkutucu olaylar. Sağlık Bakanlığı verileri yerel yönetim mezarlık bilgileri halk neye inanacağını şaşırdı. Artık en önemli önlem olan aşı başladı. Dileriz bir vesile olur bu aşı ile insanlık bu beladan kurtulur.

Savaş, sel, deprem, yangın ve salgın hastalık. Hani “Pandemi” diyorlar ya. SALGIN işte... Toplumsal felaketlere toplumca karşı koyulur. Savaşa karşı “Seferberlik” halk buna SEFERBİRLUK der, daha güzel bir sözcük. Yani birlikte sefere çıkmak! Aslında bu birliktelik salt savaş için değil tüm felaketler için geçerli. Ancak halkı nerdeyse demokrasiden nefret ettirecekler. Birkaç oy için tüm değerler göz ardı ediliyor. Yetkililer her türlü özel önlemi alıyor halk can derdinde onlar adeta ateş kusuyor. Kimi kastediyorum sormanıza gerek yok, atın parti gözlüğünüzü bakın kim neyi nasıl söylüyor. Ne olur söyleyin “Artık dilinizi düzeltin, güzel konuşun, biz zaten yaralıyız bir de siz yaralamayın” deyin.

BU YARALAR ÇOK ZOR KAPANIR

Evet can kaybı çok oldu. Doğrudan bir savaşta bile bu denli kayıp olmazdı. Ancak dileyelim daha kötü olmasın. Yine olaya bir bakalım. Ortada oyun yok. Can gidiyor kan gidiyor. Canın yanında mal gidiyor. “Mal canın yongasıdır“ diyor atalar. Yaşayacaksa mal da gerekli! İşyeri kapalı, gelir yok. Çoluk çocuk ne ile geçinecek. Gelişmiş ve iyi yönetilen ülkeler gerçekten “sosyal devlet” ilkesine göre yurttaşına yardım ediyor. Aç açıkta bırakmıyor. Çok acil olmayan yatırımlar erteleniyor. Acil yatırımlar yapılıyor.

En zor durumda olan esnaf…

Dükkânını kapatmış, lokantasını kapatmış, lokalini kapatmış. Kirası var personel giderleri var, diğer giderler var. Bir yıllık yıkım belki birkaç yılda onarılmaz. Halk “Boğuluyoruz“ diyor… Duyan yok mu? Ucuz ekmek alacak onu bile önlemeye çalışanlar var. “Biz yıllarca vergilerimizle devleti ayakta tuttuk, devlet bizi bir yıl ayakta tutmayacak mı” diyor haklı olarak. O işlek sokaklar adeta “virane” olmuş. Ancak fırsat bu fırsat birçoklarının geliri arttı bunu da görüyoruz. Bu günleri yazan yarının tarihçileri birçok gerçeği gelecek kuşaklara yansıtacak. Dilerim onların torunlarının yüzü kızarır onların adına.

Birçok alanda kayıp verdik veriyoruz. Allah beterinden saklasın diyoruz. Ruhsal dengesi bozulanlar. Sakat kalanlar hariç eğitimde büyük kayıp verdik veriyoruz.

EN ÖNEMLİ ZENGİNLİK KAYNAĞIMIZ

Hastalık sonucu kaybolanlar hariç yeni kuşaklar eğitimde büyük zarar gördü, görüyor. Eğitim çok önemli. Bir yıl heba oldu. “Uzaktan eğitim” dendi. Tabletle eğitim dendi, TV ‘den eğitim dendi ancak çok bilimsel çok isabetli yöntemler uygulanmadı. Neden? Başta eğitimin ne olduğunu nasıl olması gerektiğini bilmeyen yetkililer, ilgililer. Eğitimi “Sınava hazırlık“ diye görenler ansiklopedik bilgiler veriyor. Bu bilgilerle insan eğitilmez. Çok kısaca eğitim, insana yaşamayı, kolay yaşama iyi yaşamayı öğretme işidir. Çocuk önce annesi ile babası ile eğitilir. Konuşmaya başlar, soru sormaya, soruları yanıtlamaya başlar. Kendisini tanır, gücünü öğrenir. Ona göre güçlükleri yener. Yoksa öyküler öğrenerek, kalıp tanımlar öğrenerek eğitilmez. Kaldıraçı öğrenen ağırlıkları kaldıraçla kaldırabilir. Sorunlarını anlar sorunları çözer. Sorun sadece matematik problemleri değil yaşamın her anında sorunlarla karşılaşırız. Bu sorunları da eğitimle çözeriz. Şimdi bir bakalım, ister genç öğrenci olun ister yetişkin olun. Bizim eğitim sistemi gerçekten yaşamı öğreten, sorun çözme yeteneği veren bir sistem mi? Öğrenci soru sorabiliyor mu? Sorulan soruya yanıt verebiliyor mu?

Eğitim eğitilirken öğreten bir sistemdir. Daha ilkokul birinci sınıftaki öğrenci bile öğretmenine birçok şeyler öğretebilir. Ben bunun canlı tanığı oldum. Yıllar önce daha stajyer öğretmen iken bir ilkokulda birinci sınıf öğrencisi sınıfta bize aşı ve serumu anlattı hem de en bilimsel biçimde. Evet ilkokul birinci sınıfta. Eğitim bilgiye nasıl ulaşılacağını bilginin ne işe yarayacağını öğretecek ve öğrenci bu anahtarla kapıları açacak aydınlığa ulaşacak.

Bu salgın döneminde en büyük darbeyi eğitim yedi. Okullar açılacak kapanacak. Okullar elbette sadece bilgi değil birçok yetenek geliştirir. Temizlik düzen alışkanlığı, toplumsal yaşam…

Uzaktan eğitimle ne olur? Dileriz en kısa zamanda bu açık kapanır ve normal eğitime geçilir. Bu salgın eğitimde büyük bir boşluk oluşturdu. İlköğretimden yükseköğretime her alanda büyük bir boşluk oluştu. Bu dönemi yaşayan genç kuşak gelecekte çok zorluk çekecek ve toplum da bunun bedelini ağır ödeyecek. Bu adam neden başarısız? Dendiğinde... O, o dönemde öğrenci idi denecek. Birçok başarısızlığa neden olacak. Birçok meslek mensubu birçok öğrenci bu dönemin topallığı ile çok aksayacak. Milli Eğitim Bakanlığı eğitimi doğru tanımlayıp sistemi yeniden düzenleyip bu büyük değerimizi kurtarsın. En önemli zenginlik kaynağımız heba olmasın, sınav kazanabilirler istediği yüksekokula girebilirler ancak gerçek eğitilmiş insan olamazlar, bize gerçek eğitilmiş insan gerekir.

Bu salgın döneminin sağ salim atlatılmasını ve kayıpların giderilerek yaraların sarılmasını diliyorum. Hepsinden önemlisi erdemli insan olmamızı diliyorum.

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.