Rasim Efendioğlu

Rasim Efendioğlu

EĞİTİMDE EN ÖNEMLİ ÖĞE ÖĞRETMENDİR

  EĞİTİMİ DOĞRU TANIMLAMAK, İYİ ANLAMAK
Ülkemizde eğitim sorunlarının çok karmaşık olduğu ve büyük bir başarısızlık olduğunu herkes kabul ediyor da başarısızlık nerede ve niçin, bu soruya doğru yanıt verilemiyor. Önce doğru tanı koyulamıyor... Başka bir ifade ile teşhis doğru değil. Ortada bir hasta var. Hastalık ne? Önce hastayı tanımak gerekir. Neden hastadır... Herkes bir şey söylüyor. Söylediğine göre iyileştirme yolları arıyor. Hastayı tanımadan hasta muayene edilemez. Muayene edenler kimler, bu ehliyete sahipler mi? Hayır ne hasta doğru tanınıyor ne de muayene eden bu evsafta biri. Böyle olunca hasta tedavi edilecek yerde daha da çok hasta oluyor.
Birçok kez söyledik. Bir cümle ile yineleyelim. Eğitim insan için ise insanı gerçek insan etmek daha iyi daha sağlıklı ve daha başarılı yaşamasını sağlamak. Önce eğitilecek kişiyi ya da kitleyi çok iyi tanımak gerekir. Dilinden anlayacaksınız dilinizden anlayacak. Öğrenci ve öğretmen. Öğretmen öğrenciyi tanıyacak, öğrenci öğretmeni tanıyacak. Yapılan işin amacı çok iyi belirlenecek. Nereye niçin yürüdüğümüzü bileceğiz. Öğrenci öncelikle kendisini tanıyacak, gücünü bilecek. Öğretmen de eğittiği insanları çok iyi tanıyacak, güçlerini bilecek, özelliklerini bilecek v e ona göre eğitecek. Ressamsa ressam, müzisyense müzisyen ve doktoru, mühendis, mühendisi doktor yapmaya çalışmayacak. Babası öyle istiyor diye çok para kazanabilecek bir meslek edindirmek için hiç ilgi duymadığı, yeteneğinin olmadığı bir alana öğrenciyi yönlendirmeye zorlamaya gerek yok.
BUNU YAPACAK KİŞİ ÇOK İYİ SEÇİLMELİ VE YETİŞTİRİLMELİ
Öğretmen, eski tabirle muallim... Öyle basit bir sözcük değil. Kişi salt iş bulmak için bu mesleği seçmeyecek. Puanı buraya tuttuğu için, kısa askerlik için, başka iş bulamadığı için bu mesleği seçmesine izin verilmemeli. Evinizi yapacak ustayı özenle seçiyorsunuz, en iyi ustayı seçiyorsunuz da bir toplumun bir ulusun geleceğinin mimarlarını nasıl gelişigüzel seçersiniz.
Dünyada bu alanda başarılı olan ülkeleri inceleyin bakın ne yapıyorlar. Öğretmeni nasıl seçiyor ve nasıl yetiştiriyorlar, İş içinde de çok iyi gözlemliyor denetliyorlar. Başarısız olanları orda tutmuyorlar. Elinizi vicdanınıza koyun bizde nasıl yapıldı nasıl yapılıyor? Bir zaman “Okudun okudun okumadın yaparım seni öğretmen “deyip bu mesleğin nasıl küçümsendiğini düşünün. Bir zaman en düşük puanla öğrenci aldı öğretmen yetiştiren kurumlar. Çok başarılı olan kurumlar politikaya kurban verildi. Köy Enstitüleri, Öğretmen okulları, eğitim enstitüleri... Her kaynaktan alındı öğretmen yapıldı. Günlük politika sadece sayısal olarak öğretmen ihtiyacını kapatmayı düşündü. Bir şey yanlış anlaşılıyor. Öğretmen yüksekokul, üniversite mezunu olsun bu yeter dendi. Oysa sorun yüksekokul alçak okul, okuma süresi değil. Bir zamanlar askerde onbaşı olanlardan eğitmen yapıldı ve çok başarılı olanlar da oldu. Lise düzeyinde eğitimde çok başarılı sonuçlar verdi. Demek ki öğrenim süresi değil sorun. Sorun teşhis de, seçilenlerin özellikleri ve verilen eğitim.
Yapacağı işe göre adam yetiştirmek. Öğretmen bilim adamı değil. Evet, üniversitelerde eğitmenler, öğretmenler bilim adamı ancak diğer öğretmenler bilim adamı olmak zorunda değil. Bu öğretmenler her yönü ile örnek bir insan, bilgiye ulaşmakta rehber iyi bir dost, iyi bir arkadaş. Öğrenciye güven veren, öğrencisi ile kaynaşmış, onlarla olmaktan mutluluk duyan biri.  Yani öğretmenden çok eğitmen. Öğrenci bilgiye nasıl ulaşılacağını öğrensin o istediği, gereksinim duyduğu bilgiye ulaşır.
Öğretmen deyip geçme. Konuşması ile tavır ve davranışı ile kılığı ile kıyafeti ile ve elbette bilgisi ve görgüsü ile bir liderdir. Elbette sakatların, engellilerin yaşamı çok kutsaldır onlara göre meslek edindirmeli. Ancak öğretmen çok farklı. Öğrenci konuşmasını örnek alır, kılık kıyafetini örnek alır. Öğretmen seçilecek kişi sağlık raporu ile mülakatı ile çok tarafsız, çok objektif verilerle seçilmeli.
BUGÜN DURUM NASIL?
Bu soruya değerli okuyucularım yanıt versin. Evet, öğretmen yüksekokul mezunu. Kapı gibi diploması var. “Neden öğretmen oldunuz” sorduğunuzda, gülümsüyor... Her yıl on binlerce öğretmen alınıyor. Hangi mesleğe bu denli alım var. Ne yapalım ben de sevmeden seçtim diyenler çok. İşte başta sorun görülüyor. Politikacı bu meslekle oynuyor. Bu yıl bu kadar alınacak alınmayacak. Sokakta rastladığınız saçı sakalı birbirine karışmış, kıçında kot pantolon modaya uygun yırtık. Kim bu adam? Öğretmen... Oturup bir çay için, nasıl konuşuyor. Ülkesinden dünyadan haberi var mı? Elinde gazetesi, kitabı var mı?  Okul yeni dağılmışsa öğretmen öğrencilerinin arasında en laubali söyleşiler şakalar... Bundan mı örnek alınacak.
Eğitimden ne bekleniyor... Öğrenci sınava hazırlanacak iyi bir okul kazanacak. Adam olup olmaması onu ilgilendirmez. İyi para kazansın bu yeter. Adam olmak da para ile paran yoksa adam da olamazsın. Böyle bir toplumda eğitimden ne beklenir?
BİR ÖĞRETMENLER GÜNÜ DAHA GEÇTİ
Öğretmenler günü 12 Eylül darbesinin ürünü ancak çok isabetli olmuş. Öğretmen Evleri de bu dönemin ürünü ikisi de çok isabetli de yaşatılması anlamına uygun korunup geliştirilmesi çok önemli. Ekimde de Dünya Öğretmenler günü olarak kutlanır. Olsun özel günler fırsat eğitimi için güzeldir.
Dün 24 Kasım Öğretmenler Günüydü. Dilerim anlamına uygun kutlandı. 24 Kasım çok önemli bir tarih. Öğretmenler öğretmeni, ulusunun BAŞÖĞRETMENİ, Büyük Atatürk’ün bu mesleği kabul yıldönümü, Bu mesleği onurlandırdığı tarih. Bu gerçeği bilerek Türk Öğretmeni bu büyük öğretmenin meslektaşı olmanın onurunu taşımalı. Günü geçse de öğretmenlerimizin Öğretmenler Gününü kutluyorum, başarılar diliyorum.
EĞİTİM SORUNLARININ ÇÖZÜMÜ
 Evet, sorun var, sıkıntı çok. Nasıl çözülecek? Önce politikacılar bu kurumdan ellerini çeksin. Bu mesleğe saygınlık kazandırılsın. Öyle müfredat değiştirmek görkemli okul binaları yapmak sorunu çözmez. Toprak damlı okullarda ne mucizeler yaratıldı. Ayağı yalın öğrencilerdeki cevheri çıkaran ne eli öpülesi öğretmenler çıktı ve inanın hala bu maya iflas etmemiş. Çok başarılı öğretmenler halen eğitim sistemimizde çalışıyor. Ellerinden tutan onlara saygınlık kazandırabilen olursa sorunlar çözülecek.
Ekim 1970 bu mesleğe başladım.  Tatilin gelmesini hiç istemezdim. 24 yıl bu mesleği onurla icra ettim. Bugün öğrenci dostlarım arkadaşlarımdır, onları başarılı ve mutlu görünce mutluluğum artıyor, onlarla onur duyuyorum. Selam olsun onlara ve seven ve sevilenlere.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.