12.05.2022, 09:38

EKREM İMAMOĞLU

Doğu Karadeniz gezisi öncesi, esnası ve sonrasında çok şeyler söylendi. Sanırım çoğunluk kendi penceresinden bakarak yorumlar yaptı ki bu tarz gerçeği göstermez. Ben körü körüne bağlılığın bağlandığınız kişiye zarar vereceğini düşünenlerden olduğumdan bitaraf yazacağım. O yüzden koca koca (!) insanların sırf sempatiklik olsun diye düşündüğünü söyleyememelerini ve yine adam sanılan insanların körü körüne eleştirdiklerini görmek ziyadesiyle çirkin ve itici bir durum oluşturuyor.

İyi yönetici etrafında her şeye baş sallayan dalkavuk istememeli, tersine kellesi gitse bile gördüğü doğruyu söyleyenleri tutmalıdır. Sizi uyaran sizi sevendir. Bazıları var ki hep eleştirirken bazıları da hep alkışlıyor, bu durum normal değildir. Hata insana mahsustur ve yapılır, önemli olan farkına varıp tekrarlanmamasıdır.

Başarı öyküsü siyasilerin gelecekleri açısından ön gösterge olur. Hakkında yazılan kitabı referans alarak siyasi hayatı ile ilgili yaşananları yazıp gezi ile ilgili değerlendirmemi yapacağım.

Beylikdüzü İlçe Başkanlığı esnasında taban politikası yapabilmek maksadıyla, mahallelere yani evlere girmenin şart olduğunu benimsemiş ve bu yolda mahalle örgütlenmesi ile mahallenin kendi yönetim modelleri oluşturulmuştu. Böylece sokak sorumluları da planlı yapılanma sayesinde her an hazır tutulmuş oldu. Yani sağlıklı bir örgütlenmeyi başarmıştı.

Halkla yakınlaşabilmenin değeri ve önemini kavramış, kısa zamanda Dayanışma Evlerini açarak katılımcı siyasetin de temelini atmıştı. Bu sayede yardımlaşma kültürü oluşturulmaya başlanmıştı. Dayanışma Evlerinden yardım talep edenlere hangi partiye oy verecekleri sorulmamış ve partiye üye olma telkininde de bulunulmamıştı. Yani dayanışma çıkar ilişkisinden uzak kurulmuştu.

Fark yaratan özellikleri de şöyle sıralanmış: Ruhunda öteki yoktu, kimseyi dışlamıyordu. İnsanlarla samimi ve eşit ilişkiler kuruyordu. Klasik siyasetçi davranış kalıplarının dışında duruyordu. Partici, katı inançlı, fanatik değil, hedefleri doğrultusunda kararlıydı. Mütevazıydı ama siyasette iddia sahibiydi Çok çalışıyordu. Sonuç odaklı davranıyor, yaptıklarının etkilerini mutlaka ölçüyordu. ‘’Ben bilirim’’ demiyordu. Bu nitelikleri ile liderde aranan özellikleri haiz olduğu anlaşılıyor.

2012 Şubat ayında yapılacak İlçe Kongresinde mahallelere giderek geleceğe yönelik planlarını anlatırken, güç birliği oluşturan diğer grubun mahallelerde anlatacakları yoktu. Sonuç yüzde 84 ile İmamoğlu’nun lehine biter. Başarısında kararlılığı ve insanlarla ilişkisi mutlaka etkili olmuştur.

İkna edebilmek için özellikle ve öncelikle başarılı bir hikâye olmalı ki kendine olan güveni ile birlikte liderlik özelliğini kullanabilsin. Eğer hikâye yoksa devamı da çok zor olur.

Yapılanlara bakıldığında bu başarı öyküsü çok açık görülüyor. İlçe Başkanlığı ve devamında İlçe Belediye Başkanlığı ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevleri liderlik özellikleri sayesinde kazanılmış değerli görevlerdir.

Trabzon ve çevresi gezisine de bu bağlamda bakmak ve değerlendirmek gerekir. Oysaki benim okuduklarımın bazıları yukarıda İmamoğlu’nun özelliklerinden birisi olan fanatik, partici olmama özelliği ile uyumlu olmayan yorumlarken yani körü körüne savunma ve gördüğünü söyleyememe çaresizliği durumuyken, kimileri de fırsat kollarcasına saldırı şeklindeki hafif, zavallı tavırlarıydı.

Gezide her görüşten gazeteci olması çok doğaldır. Ancak, ‘’Bizim askerlerin eşleri ve sevgilileri de Güneydoğu’daki gaziler için maarif takvimine soyunsun!’’ diyen birisi asla olmamalıdır.

Özür dilenmiş ve konu kapanmışsa da, bazılarının hala savunduğu tez olan herkesi kazanmak iddiası bu gibiler için söz konusu olamaz. Asker eşlerini ve kadınları aşağılayıcı tavırla bunu yazan birinin getirisi götürüsü yanında devede kulak kalır.

Bayramlaşma gezisi, adaylığı esnasında bizzat bulunarak izlediğim Büyükçekmece, Ümraniye, Çatalca mitingleri gibi çok başarılı, heyecanlı ve yoğun destekli geçmiştir, küçük detaylar bu başarıyı asla gölgeleyemez.

İmamoğlu daha önce referandum esnasında da İlçe Belediye Başkanı olarak Trabzon’a gelmiş ve çalışmıştı. Keza Umut Oran, Öztürk Yılmaz gibi birkaç siyasi de gelmiş ve İl Örgütüyle çalışma yapılmıştı. Bu görevler Genel Başkanın bilgisi ve onayı dâhilinde olur. Genel Başkanların özellikle az oy alınan yerlerde etkili olabileceklerin çalışma yapması yönünde talimat ve görevlendirmeleri olur ve doğaldır. Bu da öyle olmuştur. Başka anlam yüklenmesi herkesin kendi niyetine göredir.

Parti disiplini gereği aday kimse partili de o adaya oy verir. Aday başlıklı yazımda da belirttiğim üzere seçim varsa aday olur. Yani aylar öncesinde belirlenmiş örneğin Belediye Başkan Adayı veya Muhtar adayı var mıdır?

Sağlıcakla kalın, saygılarımla…

Yorumlar (0)