ERGUN KANTARCI 72 YAŞINDA!

Bucaspor ve Başkan Cihan Aktaş'ı konu aldığım son yazımın girişini Ergun Kantarcı ile yapmıştım. 
(Işıklarda uyusun. Rahmetli Ergun Kantarcı, Bucaspor'da görev yaptığı dönemlerde içinde bulunduğu zor sürece karşın yapılanları ve verdiği savaşımı anlatabilmek için kendine özgü biçemiyle "Mutfakta biri mi var?" demişti.)
Meğer hoca öte taraftan rahmet istermiş. Ya da; ben onu, o da beni çok severdi. Bulutların üzerinden bana mesaj yollamış.   Ergün Kantarcı'nın doğum günüymüş. Yaşasaydı 72 yaşında olacaktı ve belki de yine (kendi deyimiyle) "acil servis antrenörü" olarak bir takımı kurtarmaya soyunacaktı ve uzaklarda da olsa, hoş sohbetiyle bizleri güldürmeye devam edecekti.
 
ergun-kantarci1.jpg
Ona duyduğum saygı ve sevgi hiç bir zaman eksilmeyecek. 
Aslında, yeni nesil antrenörlerin köşe kapmaca dünyasından sıyrılıp, onun adamlıklarını, zorluklara karşın yılmadan mücadele edişini, içinde bulunduğu zor durumlara karşın kendi değer yargılarından ödün vermeyişini ve başardığı inanılmaz işlere karşın, alçakgönüllüğünü, içtenliğini ve her zaman halk adamı olmayı yaşamında birinci sıraya koyuşunu irdeleyip, birer "Kantarcı" olmaya özenmesi gerek. 
Hatta üniversiteli bir spor bilimcisinin onun yaşamını, değer yargılarını ve antrenörlük stilini tez konusu alıp, giderek yozlaşan futbolumuzda, gelecek kuşaklara örnek bir eser bırakmasının çok daha iyi olacağını düşünüyorum.
Hep "acil servis antrenörü" olmaktan yakınırdı. "Biz de bir gün bir elimiz yağda, bir elimiz balda.
ergun-kantarci2.jpg
 
 Şampiyonluk kovalayacak mıyız Suavi?" diye bana dert yanardı. Yine de bıkmadan usanmadan işini yapar, inanılmaz badirelerden sıyrılıp emaneti düzlüğe çıkarırdı. Onda Köln Spor Akademisi'nden gelen çok yüksek bilgi, şapka çıkartan parlak bir kariyer, janti giysiler, ayakkabılar, lüks mekanlar aboneliği, kendini pazarlama yeteneği yoktu. Onu farklı kalan, yaşadığı deneyimlerden ders çıkarması, futbolu iyi okuyuşu, ama bunların yanında içtenliği, adamlığı, mücadeleden yılmayışı ve tüm bunların getirdiği bir futbol sihiri vardı. O efsunlu bir futbol bilgesiydi. 
Işıklarda uyusun. Sayfasında paylaşılan bu resmi (70'li yıllar Sebat Gençlik) görünce,kendi anlattığı bir anısı geldi aklıma. Sizlerle paylaşayım. Hem sevgiyle analım, hem de biraz gülelim. 
Rahmetli kendiyle barışık bir insandı. Her şeyi açık açık söyler. Kendini cilalamayı da hiç sevmezdi. Bana göre antrenörlerin kralıydı. Salihli'yi 0 puandan alıp şampiyonluğa oynatınca FOTOSPOR'da onu yılın antrenörü seçmiştim. Çok sevinmişti. 
Ama futbolculuk kariyeri kendi anlattığına göre o kadar parlak değilmiş. Üstelik fiziği de kendi deyimiyle futbolcudan çok güreşciye benzermiş. 
Bir gün maça geç kalmış. Uyuya kaldığı için karnı da aç. Sahaya aç karnına çıksa neredeyse düşüp bayılacak. Elinde de yarım ekmek. Kapıya dayanmış nefes nefese. Maça geç kaldığına mı üzülsün, hocasına ne diyecek, onu mu düşünsün? 
Kapıdaki görevliye; "Aç kardeşim maçta oynayacağım. Geç kaldım" demiş. 
Ne var ki kapı görevlisi; "Hadi ordan yeme beni. Senden futbolcu-mutbolcu olmaz. Git adam gibi biletini al içeri öyle gir" diyerek terslemiş. Ergun Hoca, ne kadar dil dökse de görevliyi bir türlü ikna edememiş. Dakikalar ilerliyor, zaten geç kalmış. Maçı kaçırdığına mı yansın, hocasına nasıl hesap vereceğini mi düşünsün? Yandı gülüm keten helva. Sonunda içerden bir yönetici çağırmışlar. Ergun Hoca'nın futbolcu olduğuna kapı görevlisini inandırmışlar. O da sahaya çıkabilmiş. 
Onun sohbetlerini dinlemek büyük keyifti. Ne mutlu ki onu tanımışım, dostu olmuşum. Mekanı cennet olsun. Işıklarda uyusun. Adamlığıyla, sevecenliğiyle, paraya pula tamah etmeden futbol hizmet aşkı ile dolu, yoktan var etme becerisinin yarattığı örnek kişiliğiyle, anılarıyla da hep bizimle yaşasın.
İyi ki doğmuşsun Ergun hocam. 72.yaşın kutlu olsun ((SUAVİ YARDIMOĞLU )
 
TRABZONSPOR’U KİMLER YÖNETMİŞ
 
ts-kimler-yonetmis.jpg
Trabzon’un spor, sanat, sosyal ve ticaret hayatında hep önde olmuş..
Davudi sesli ulu bir çınar.
6 kez seçilip, ancak 3 kez yöneticiliği kabul eden, saygın ve hep aranan bir adam.
Her açıdan sıkıntıların yaşandığı bir dönemde ,ceplerinden harcamayla kulübü şampiyonluğa taşıyan efsane yönetim kurulunun başkanı.
Şu anda Trabzon’un, Trabzonspor’un yaşayan ve herkes tarafından çok sevilen sayılan üç beş abisinden biri
 
 YA ALİ KOÇ!
Ali Koç, Aziz Yıldırım’dan aldığı Fenerbahçe başkanlığı koltuğunda  sıkıntılı günler yaşıyor. Kim bu Ali Koç.  2011’deki  şike sürecinde UEFA’ya 30 milyon Euro ‘ Sponsor’ lük ücret, ödeyen Fenerbahçeli yeni başkan. Acaba babasının hayrın mı ödedi bu kadar parayı ?
Elbette Fenerbahçe için ödediği kesin gibi. Ama ‘Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste..’ sözü sanki gerçekleşiyor gibi. Koç’a, davulun sesi dışardan hoş geliyordu. Trabzonspor’un şampiyonluk kupasının verilmemesinde Koç’un parmağı var mıydı yok muydu?
BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ ?
Kadınların ilk kez oy kullandığı T.B.M.M. 5. Dönem seçimlerimin 8 Şubat 1935'te yapıldığını? 17 kadın milletvekilinin ilk kez meclise girdiğini? 1897 Doğumlu Ayşe Seniha Hızal'ın Trabzon Milletvekili olarak meclise girdiğini? Fransızca bilen Seniha hanımın Türkiye'nin ilk kadın üniversite mezunlarından olduğunu? Türkiye'nin ilk kadın müfettişi olan Hızal'ın 22 Haziran 1985 yılında 88 yaşında vefat ettiğini biliyor muydunuz?
Trabzon Lisesi Mezunu...
DR.FATMA YAŞAR ERGÜNEY
 
dr.-fatma-yasar-erguney.jpg
Trabzon' un ilk kadın doğum doktorlarından. Trabzon Lisesini ve Tıp Fakültesini birincilikle bitirmiş.
Krino Kafato ile hem Trabzon Lisesi'nde hem de tıp fakültesinde sınıf arkadaşı ve bu iki okulun da birincilikleri kimseye bırakmayan süper talebeleri olmuşlardır. Topal hakim Kamil Ergüney'in kardeşi.
Yıldız Ergüney, İnci Ergüney, Nisa Ergüney, Aysel Ergüney ve Ayla Ergüney' in ablası. 1920 doğumlu. Bu fotoğraf 25 yaşlarında çekilmiş yani 1945 yılında. Fatma Yaşar Ergüney emekli olduktan sonra Ankara'ya yerleşmiş, 1960 yılında Trabzon valiliği yapmış Hayrettin Nakiboğlu ile evlenmiş ve Ankara' da vefat etmiştir.Fotoğraf, o zamanlar çok kaliteli toplantılar olan Trabzon balolarından biri için hazırlanmış bir tuvalettir. 
Fatma Yaşar, çok güzel soprano sesiyle bu balolarda Schubert'in şarkılarını söylermiş.
Not: Topal Hâkim Kamil Ergüney'in oğlu, Dr. Fatma Yaşar'ın yeğeni Necdet Ergüney'in anlattığı anılardan.
Nevzat Ergüney 
Kaynak: Ömür Gökçe Hacıalihafız ..Trabzon'dan Esintiler sayfası

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum