ERMENİ İHANETİ

Tarihsel süreçten günümüze taşınmaya ve tarihimizle bağdaşmayan ithamlar oluşturulmaya çalışılan Ermeni meselesinin tarihi gerçekleri ve ihanetinin perde arkasındaki işbirlikçileri kimlerdir? Osmanlı İmparatorluğunun çatısı altında Millet-i Sadıka olarak sarayın güvenini kazanan Ermenilere emperyalist güçler neler vadetti? İhanetten işkence ve zulme giden yolda kimler vardı? Osmanlı döneminde ayaklanmalarla başlayıp, Cumhuriyet döneminde terör örgütleriyle devam eden bu ihanetin kazananı kimlerdir? ASALA ve PKK terör örgütleri aynı amaca hizmet için mi kuruldular? Tüm netliğiyle bu sorulara ışık tutan tarihimizi bilerek, ihaneti ve zulmü tekrar yaşatma gayretinde olan harici ve dâhili düşmanlara fırsat vermememiz gerekmektedir. Tarih sayfalarında neler yaşanmış ve bugün yaşananlar ise tarihin tekrarı mı bir bakalım… 

Ruslar, Osmanlı İmparatorluğu’nun gerileme döneminde İstanbul’u alıp Bizans’ı yeniden ihya etmek ve sıcak denizlere inme politikasının gereği olarak imparatorluk içindeki azınlıkları kışkırtıp, isyana getirmek ve sonrasında da onların haklarını korumak bahanesiyle savaş açıp, azınlıkların da desteğiyle imparatorluğu içten çökertip emellerine ulaşmak istiyorlardı. Ermeniler ise bu amaç için devletin içerisinde önemli görevler üstlenmelerinden ötürü en iyi fırsattı.  İngiliz ve Fransızların da kendi çıkarları doğrultusunda bu sürece verdiği destek ile 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında Ermeniler Ruslara destek vermiş ancak savaş sonrası imzalan Berlin Antlaşması’yla bir takım haklar elde etseler de devlet kurma yetkisi elde edememişlerdi. Ermeniler bu tarihten sonra 1915’e kadar geçen süre içerisinde gerçekleşemeyen bu idealleri için Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde 40 tan fazla ayaklanma ve isyan çıkartarak bugün terör örgütlerinin ve siyasi işbirlikçilerinin yaptığı gibi Avrupa ve dünya kamuoyunun dikkatini çekmeyi hedeflemişlerdir. Bu ayaklanmalar, dönemin padişahı II. Abdülhamit’e 1905’te suikast yapmaya kadar varmıştır.

1909’da azınlıkların başını çektiği isyanlarla II. Abdülhamit tahtan indirilmiş ve 1914 yılı şubat ayında Sait Halim Paşa ve Rus elçisi arasında imzalanan Yeniköy Antlaşması ile Trabzon-Adana hattının doğusunda oluşturulacak iki özerk bölgeye görevlendirilecek Hollanda ve Norveçli müfettişlerle Ermeniler hayallerine kavuşmayı arzuluyorlardı. O tarihlerde bu iki bölgeyle vaat edilen Doğu Anadolu bölgesinde Ermeni, Güneydoğu Anadolu bölgesinde ise Kürt devleti kurulmasıydı.  Ermenilerin bu arzuları I. Dünya Savaşı’nın çıkmasıyla yine yarım kalmış ancak Yeniköy Antlaşması’nın gereklerini bu kez I. Dünya Savaşı sırasında Rus harbi ile yerine getirmek için Osmanlıya ihanet etmişlerdir. Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 1921’de Amerikalı gazeteciye verdiği beyanatında bu dönemi; “Çarlığın hizmetinde bulunan Taşnak Ermeni Komitesi, askeri birliklerimizin gerisinde bulunan Ermeni ahalisini isyan ettirmişti. İkmal ve yaralı konvoylarımız acımasız şekilde katlediliyor, gerimizdeki köprüler ve yollar tahrip ediliyor ve Türk köylerinde terör hüküm sürdürülüyordu. Çeteler, silah, cephane ve iaşe ikmallerini bazı büyük devletlerin daha barış zamanından kendilerine kapitülasyonların bahşettiği dokunulmazlıklardan istifade ederek büyük stoklar husule getirmeye muvaffak oldukları Ermeni köylerinden yapıyordu.” şeklinde açıklıyordu. Bu dönemde Ermeniler Ruslara verdiği desteğin yanında nüfus üstünlüğünü ele geçirmek amacıyla kurdukları çeteler ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde katliamlar yapmıştır. Talat Paşa, bir çok kez Ermeni kanaat önderlerini uyarsa da bu uyarı fayda sağlamamış ve 24 Nisan 1915’te Ermeni komitelerinin önde gelen liderlerinin tutuklanma emrini vermiştir. 27 Mayıs 1915’e gelindiğinde ise Ruslarla işbirliği yaparak fiili isyana katılan Gregori Ermenilerinin Rus işgali altındaki bölgeden o tarihte Osmanlı toprağı olan Suriye bölgesine zorunlu göçüne (tehcirine) karar verilmiştir. İsyana karışmış Gregori Ermeni halkı ile sınırlı olan bu zorunlu tehcirde, çocuklu annelere süt, gittikleri bölgede ürün üretmek için tohum, yolculukta hastalıklara maruz kalınmasına karşın doktor refakati sağlanmıştır. Ermeni çeteleri bu dönemde Osmanlıya bağlı kalan kendi milletlerinden olan Ermeni halkada bölgedeki Türk tebaasına yaptıkları zulmü, katliamı ve işkenceleri uygulamışlardır.

            30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi sonrasında tehcire zorlanan Ermenilerin önemli bir kısmı geri dönmüştür. Geri dönen bu Ermeni halk mütareke sonrası Urfa, Antep ve Maraş bölgemizi işgal eden Fransız ve İngilizlere destek vererek yine aynı ihanetlerine devam etmişlerdir. Bölge halkının tarihe ise geçen savunmasıyla kazanılan “Şanlı, Gazi ve Kahraman” unvanları sadece Fransız ve İngilizlere karşı değil işbirlikçileri Ermenilere karşı kazanılmış unvanlardı.

Ermeniler, Cumhuriyet döneminde terör örgütleriyle intikam alma ve devlet kurma amaçlarını gerçekleştirmeye devam etmiştir. Mustafa Kemal Atatürk'e karşı bu örgütlerce 1925 ve 1927 yıllarında iki defa suikast düzenlemiş, her iki girişimde etkisiz hale getirilmiştir. 1975’te Iraklı bir Ermeni tarafından Lübnan'ın Beka vadisinde kurulan ASALA terör örgütü aynı bölgede aynı yıllarda kurulan PKK terör örgütüyle birlikte terör militanları yetiştirip ortak eğitimler yapmıştır. ASALA’nın amacı, Ermeni cemiyetleri olan TAŞNAK ve HINÇAK cemiyetlerinin hayali olan bağımsız bir Ermeni devleti kurmak, tüm dünyaya sözde Ermeni soykırımını kabul ettirmek olmuştur. ASALA Terör örgütüne lojistik destek bazen devletler tarafından bazense Fransa’da, Amerika’da ve Lübnan’da yaşayan zengin Ermeniler tarafından verilmiştir. 1975 ve 1995 yılları arasında birçok diplomatımız bu terör örgütünün hedefi olarak şehit edilmiştir. 1980’nin Nisan ayında Lübnan'da PKK yapılan ile ortak eylem anlaşması ile, ASALA ve PKK arasında işbirliği başlamıştır. Deklarasyonda Ermeni Kürt Federe devleti üzerine anlaşılmıştır. 1995’e kadar birçok terör eylemini beraber yapma kararı alan bu iki örgüt finansal desteği Fransa ve Yunanistan başta olmak üzere Avrupa ülkeleri sağlamıştır.

ASALA terör örgütü 1983’ün 15 Temmuz’unda Fransa’da Türkleri hedef alan terör saldırısı Avrupalı sivil halkında ölümüyle sonuçlandı. Bu olay sonrası Yunanistan hariç Avrupa ülkeleri bu örgütle olan lojistik ve finansal desteğini kesti. Desteksiz kalan örgüt Türk istihbaratının da başarılı operasyonlarıyla örgüt 1995’te dağılmıştır. Bugün ise Trabzon-Adana hattının doğusunda gerçekleştirilmek istenen Ermeni Kürt federe devleti kurma gayesini PKK terör örgütü ve siyasi işbirlikçileri üstlenmiş, yaptıkları terör eylemleri ile dün olduğu gibi bugün de Avrupa ve dünya kamuoyunun dikkatini çekmeyi ve amaçları doğrultusunda destek almayı hedeflemektedirler. Ne tarihten gelen haçlı zihniyetinin kutsal topraklarımızdaki emelleri ne de maşa olarak kullanılanların arzu ve hevesleri bu coğrafyada bugün de yarın da son bulmayacaktır. Sömürgeci toplum olarak tarihte yer alan Amerika, İngiltere ve Fransa başta olmak üzere tüm Avrupa ülkeleri karanlık tarih arayışlarını bizlerin şanlı tarih sayfalarında değil kendi katliamlarıyla dolu karanlık sayfalarında aramaları gerekmektedir. Bizlere düşen siyasi ve şahsi çıkarlar karşısında milli çıkarlarımızı heba etmemek, ayrılıktan beslenenlere fırsat vermeden birlik ve beraberliğimizi daim kılmaktır.  

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.