Mehmet Nuri Sunguroğlu

Mehmet Nuri Sunguroğlu

Erzurum sonrası Kars yollarında: Avnik Kalesi ve Köyü


ALMAN SEYYAH PROF.DR. KOCH İLE KUZEY DOĞU ANADOLU 1843-44

Aras Suyunun batı tarafına düşen sol tarafını İngiliz Konsolosu Brant’ın gezdiğini biliyorduk ve Aras’ın sağ tarafından giderek su ayırımına vardıktan sonra arka tarafta, henüz çokta tanınmamış olan tuz üretim ocaklarını da görmek istiyorduk. 

                                                                              ***

    Aras Suyunun sağ tarafından gitmemizin bir başka sebebi ise henüz buradan hiçbir Avrupalının gitmediği içindi ve bu durum bize ayrı bir heyecan veriyordu.
Önce bir ovayı takip ettikten 45 dakika sonra çokta yüksek olmayan bir tepenin üzerindeki Yağan köyüne doğru devam ettik. Köy hakkında bize anlatılanlara göre Yağan köyünde küçük bir şapel ve ayrıca saman toplamak için kullanılan, taşa dönmüş bir tırmık varmış. Köylüler köyde tırmık olduğunu bilmiyorlardı ama buradan 6 saatlik mesafede olduğunu söylediler. Şapel konusuna gelince; köyün mezarlığında olduğunu söylediler ve oraya gittiğimizde mezarlığın girişinde papaza rastladık. Papazın verdiği bilgiye göre yörede yakılarak öldürülen Chrysostomus adında bir şehit de bu şapel de dualar edermiş. Konu hakkında daha fazla bilgi edinemedim. Ayrıca şapelin içerisi 3 m boyunda, 1,3 m genişliğinde dar bir oda gibiydi ve bu sıkıcı durumdan memnun kaldığımı iddia edemem.
Toprağa tam gömülü olmayan, yarısı dışarıda inşa edilmiş evleriyle güzel ve sevimli olan bu köyde 60 Ermeni ve 10 Türk aile yaşamaktaydı.

   AKSAKALLI

sunguroglu-yazisi-icine-1-002.png"Aksakallı." Yani köyün bilgesi, burada öyle diyorlar. Muhtara da Aksakallı diyorlar. Aksakallının anlattığına göre tarihçi Konstantin’in çok defa adından söz ettiği ve buradan 5 saatlik mesafede eski Ermeni köyü Avnik varmış. Anlatılanlara göre Avnik köyünde Kralın yaşadığı bir de Avnik Kalesi varmış ki, yakınlarda eşi benzeri yokmuş. O zamanlar ise Yağan köyü de köy değil, büyük bir şehirmiş ve Krallar çok defa burada yaşıyorlarmış. Bunları anlattıktan sonra bizi bir mezara getirdi ve mezarda bir Kralın kızı olduğunu söyledi.
Bazı güzel efsanelerin yaşıyor olması da çok güzel.
Yağan köyünde iki saatlik konaklamadan sonra bakımlı ve sulak bir ova boyunca 1½ saat kadar devamla gitmek istediğimiz Uludere vadisine varmak için çimenli eğilimler arasından ve kireçli taşların da olduğu alçak bir yükselimi aşarak devam ettik. Fazla suyu olmayan derenin sol tarafında gözleri kamaştıracak kadar beyaz ve sivri kayalar var. Bu kayaların altlarında bir zamanlar insanların barınak olarak kullandığı mağaralar görülmekte.
Aşağıda sefil ve yoksul bir köy.
Burada kalarak bu mağaraları görmek isterdik ama kalacak bir yer bulmak imkânı görülmüyor ve Avnik ise uzaktı.

sunguroglu-yazisi-icine-2.png     UZAKTAKİ VADİ

    Başlangıçta vadi oldukça genişti, kalın, mor ve diğer söğüt çalıları, deniz topalakları, demir-hindi gibi bitkiler ırmağın her iki kıyısında da büyürken, kenarlardaki yabanı gülleri de onlardan geri kalmamıştı.
Yolumuz Güney ve güney-doğuya doğru ilerlerken kısa zamanda ortaya çıkan kayalar ırmağın kenarına kadar indiğinde bazı yerlerde zorluk içinde tırmanmak zorunda kalmıştık. Bazen tekil büyük, bazen de üst üste yığılmış kayalar yabanı ve vahşi görünürken, öteki tarafta romantik bir atmosfere bürünüyordu. Kayaların ırmağa kadar uzanması suyun akışını da değiştirmişti ve ırmağı takip ederek doğuya doğru ½ saat kadar yolumuza devam ettik. Fazla gitmeden tüm heybetiyle Avnik Kalesine gelmiştik. Kalenin etrafında yarı yolu gitmeden Avnik köyü görünüyordu.

-DEVAM EDECEK-

Önceki ve Sonraki Yazılar