Falgoz Kahvesi

Durup dururken neden bu sözü hatırladım?

Benim çocukluğumda her kafadan bir ses çıkmaya görsün.

İçimizden birisi sesini yükseltirdi:

-Kesin ulan! Burası Falgoz Kahvesi mi?

Şu ülkemizde olanlara bakıyorum da birinin çıkıp bağırmasını özlüyorum:

-Bırakın şovu, çığırtkanlık yapmayın! Burası Falgoz Kahvesi değil!

 

***

İşte size bu maskaralıklardan birkaç örnek:

Balonu çoktan sönmüş İ. Melih Gökçek çıkıyor kendi TV’sine durmadan balon patlatıyor.

Uğur Dündar’dan söz alıyor: “Sakım benim kişisel mal varlığım konusuna girmeyelim.”

CHP milletvekili Canan Arıtman da kendini, geçmişte Meral Akşener’in yaptığı gibi Falgoz Kahvesi’nde sanıyor.

Sayın Cumhurbaşkanının soyuyla uğraşıyor. Utanmadan sıkılmadan hem de... Ama bu konuda Arıtman’ı asla kınamıyorum. Onu milletvekili seçtiren Baykal’a kızıyorum. İnsanlıktan nasibini almamış bu hanımefendiye arzuhalcilik bile verilmez diyorum.

 

***

Aynı şekilde Oğuz Sarvan’a sataşanlara da Trabzonlu diyemiyorum.

Ezberletilmiş bir “Ermeni” kelimesi küfür yerine kullanıyorlar.

Bu ezberlerin, yıllar öncesinden 1970’lerden bu yana devlet destekli mafya-faşist örgütlenmelerin mirası olduğu çok yazıldı çizildi.

Bu konuda spor yöneticilerimizden bir açıklama, kınama geldi mi bilmiyorum.

Bildiğim kadarıyla arkadaşım Enver Aysever SkyTurk televizyonunda olayı değerlendirdi.

İzleyenlerin beğenisini kazandı.

Bu arada aynı konuda Prof. Hikmet Özdemir beni aradı ve Aysever’in değerlendirmelerine aynen katıldığını ve desteklediğini bildirdi.

Ertesi akşam onu Taha Akyol’un sunduğu ilginç belgeselde de izledim.

Programın başlığı çok hoşuma gitti:

ORTAK ACI.

Bence bir dizi “aydın”ın başlattığı “özür dileme” komedisi yerine bu slogan etrafında anlaşmak, birleşmek gerekiyor. Gerçekten olanlar ortak acıdır. Acı tek taraflı değildir.

Buna içtenlikle inanıyorum.

 

***

Öte yandan AKP’li bir milletvekili “Türkiye’de mahalle baskısı yok” diyor geçen cumartesi günü TV8’de…

Gözümüzün içine baka baka yalan söylüyor bir karış sakalıyla ve kendini Falgoz Kahvesi’nde sanıyor.

O milletvekilini ise yüz yüze yapılan tüm bilimsel araştırmalar yalanlıyor.

Anadolu’nun birçok kentinde pantolon giyen kadınların nasıl tehdit edildiğini görmezden geliyor.

Neymiş efendim kadının hatları görünüyormuş, erkekler tahrik oluyormuş. Tıpkı engizisyon mahkemeleri gibi, kadının giyiminde şeytanın gizlendiğini varsayıyorlar. Tam bir Ortaçağ kafası. Yazık sizin taktığınız o kravata!

Aynı şekilde sayın milletvekili Alevi olmanın ne menem bir “suç” sayıldığını bilmezden geliyor.

Ramazanda bundan 5-10 yıl öncesine kadar açık olan lokantaların nasıl kapandığını bilmiyor…

Cuma günleri tüm esnafın namaza sürüklendiğini, direnenlerin nasıl aşağılandığını bilmiyor.

Oysa dinde zorlama olmaz kuralını da mı bilmiyor.

Biliyor bilmesine ama siyaset dinle sarmaşınca bunlar ortaya çıkıyor.

Utanmadan, sıkılmadan Atatürk rozeti takanların asıl mahalle baskısı yaptığını söylüyor.

***

Çok değil bir seçim dönemi sonrasında tıpkı İran gibi din zaptiyeleri ortalıkta dolaşırsa şaşırmayalım.

Benden haber vermesi…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.