FATİH'İN TRABZON YOLUNDA ÇAMURA SAPLANAN 60.000 ALTINI

  Ne kadar kolay söylüyoruz değil mi, Trabzon’u Fatih Sultan Mehmed fethetti diye? Fetih hiç de o kadar kolay olmadı ama 559 yıl öncesine gidelim. İstanbul fethedileli 8 yıl olmuş.
Yıl 1453. Fatih artık Anadolu’nun tamamını Türk yurdu yapmak istiyor. Birliği sağlayıp devleti güçlü kılacak adımlar atıyor. İşte o meşhur sözü hep zihninde beynini yoruyor "Trabzon fethedilmedikçe İstanbul'un fethi tamamlanmış sayılmaz" diye.
Hazırlıklar yapılır ama sakalından bir kılının bitmesi halinde onu koparıp atacak kadar ketum ve kararlıdır. Ordu Anadolu'yu bir boydan bir boya geçecek. Bunun yemesi var içmesi var... Gecesi, gündüzü, soğuğu, ayazı, karı yağmuru var...

 
                 KOMMENLER KALELERE GÜVENİYORDU  
  Kommenoslar da Trabzon'un sarp dağlarla çevrili konumu ile görkemli kalelerine güvense de tedbiri elden bırakmayıp çevre ülkelerle olası bir tehlikeye karşı ittifaklar yapıyordu. Gürcüler ve  Akkoyunlular gibi devletlerle... Bir de güvendikleri dağ vardı son raddede, Haçlı Birliği...
de6569a4-46ef-4f71-b38a-c154db811d2c.jpgAslında Kommenler kendilerince doğru düşünüyordu.
Denize hakimiyet, Kindinar’dan aşağıya sahile kadar inen surlar sayesinde onlarda. Denizdeki antik limanın sadece Moloz’dan bir kapısı var. O da kapatıldı mı Kaleiçi emniyette. Zaten Kral Sarayı kalenin tam ucunda zirvede. Zağnos'tan ok atsan ulaşmaz. Tabakhane’den tırmanmaya kalksan giremezssin. Kale kapıları kapalı.
Daha önce de Trabzon alınmak istendi başarılamadı.
En son Şah İsmail'in dedesi Erdebilli Şeyh Cüneyd harekete geçip şehri almak istedi.
Ama Fatih Amasya Valisi Hızır Bey' i harekete geçirip Cüneyd'i geri püskürtüp Kommenlerle yıllık 3000 altın vergilik bir anlaşma yapar.
Kral Kalo endişelenir. Bir kale devleti için 3000 altın çok para. Ödemede zorlanır. Hemen müttefik arayışına girer. O yılların geçerli diplomasi teammüllerine göre Akkoyunlu Hükümdarı Uzunhasan'la Kızkardeşi Despina ve Kapodokya karşılığında ittifak yapar. Despina artık Uzunhasan'ın karısıdır. Kapodokya da Despina'ya sunulan ceyizdir. Yıl 1458'dir tüm bunlar olurken... 1461'e artık üç yıl vardır.
Bu arada Kral KALO  ölür yerine kardeşi DAVİD  geçer.
UZUNHASAN,  KOMMENLERİN damadıdır ya OSMANLI’DAN  alınan verginin hafifletmesini  kendilerine de yüklü miktarda hediye gönderilmesini ister elçileri aracılığı ile.
 
                        SENEYE GELİR BORCUMU ÖDERİM
  FATİH elçileri dinler: "Siz geri gidin. Rahat olun. Ben gelecek sene gelip borcumu öderim" der... Sakalın tüyü de anlamamıştı ne olduğunu ama Trabzon Krallığı için çanlar çalmaya başlamıştı artık...
Fatih Koyulhisar'a kadar gelir.
Daha sonra Erzincan yakınlarında Yassıçemen Yaylasında ordugahını kurar.
Uzunhasan da aklı başında biri. Olacakları az çok kestiriyor ve annesi Sara Hatun'u Fatih'e elçi gönderip hem affını hem de Trabzon'un fethinden vazgeçmesini istiyor.
FATİH de gayet diplomatik bir üslupla  ne yapalım Uzunhasan bu gazadan mahrum kaldı diyerek yoluna devam ediyor ama Annesi Sara Hatun ve ekibini de yanına misafir alarak...
Artık her yol Trabzon'a çıkacaktır.
Trabzon ya baş eğip teslim olacak ya da ....
Trabzon'a giderken olanları Divan Katibi TURAN Bey ve yine yeniçerilerin arasında olan  KOSTANTİN MİHALİOVİÇ'in tuttuğu günlüklerden öğrenelim...
 
                                 ALTIN YÜKLÜ SANDIK
"Buralarda her gün yağmur yağıyor.
Yol, atların beline kadar çamurla kaplı.
Kırılıp düşen ağaç ve dalları yolları geçilmez yapmış.
Sultanın 100 arabası vardı. Çamura saplanıp kaldı.
Ordu hareket edemez durumda.
O sırada Uzunhasan'ın annesi Fatih'e "Ey oğul sen büyük bir hükümdarsın Trabzon gibi küçük bir kaleyi almak bunca zahmete değer mi?"
diyerek caydırmaya çalışacaktı ama Fatih, Sara Hatun'u  zaten yorulmuş çamurla boğuşmuş haline rağmen  kararlı bir ses tonu ile "Ey ana  bilmez misin ki bizim kılıcımız İslam kılıcıdır. Bu zahmet kuru bir toprak parçası için değil Allah'ın dinine hizmettir" diyerek susturur. 
Fatih'e arabaların çamura battığı haberi iletildi. Emir kesindi: "Atları arabalardan kurtarın. İsteyen istediği atı alsın. Arabaları da yakın."
Bu arada Fatih bu bölgeye ait bilgileri edindiği için öngörüsü sayesinde, bölgenin zor şartlarını bildiğinden peşlerine 700 tane de deve getirmişti.
Arabalardan alınan teçhizat ve diğer eşyalar develere yüklendi.
Ordunun ihtiyaçlarını karşılamak üzere sandıklar içinde getirilen 60.000 altın da devenin sırtında taşınmaya başlandı. Ama yol yok. Çamur balçık  halinde. Sırtlar yamaçlar keskin. Her yeri görkemli çam ağaçları kaplamış.
Devenin biri ağır aksak çamur kaya sarp yamaç demeden ilerlerken yükü ile devrilir. Sandığın içindeki altınlar çamur deryasının içine gömülür. Asker hemen vaziyet alır çevreyi sarar. Fatih'in emrini bekler.
Fatih duruma bakar ve  yeniçerilere altını toplamalarını, kim ne kadar toplarsa kendisinin olacağını emreder. Çünkü ordu durmuştu. Hareket edemiyordu. Çamur içinden tek tek altını toplamak hesaptı kitaptı çok uzun sürecekti. Dar vadilerin batak çamurlarında tıkanıp kalmak ordu için büyük tehlike idi... Üstelik yağmur gök gürültüsü, şimşek ve dolu hareketi de iyice zorlaştırıyordu. Ya bir de sis duman çökerse...
Askerler emri alır almaz  yağmur çamur demeden altınları balçıkların içinden toplayıp toplayıp cebine koymakla kalmayıp hatta birbirlerinin elinden almaya da kalkıştılar...
Burda Zıgana Dağlarının da ne kadar zor geçit verdiğini görüyoruz.
Fatih işin zorluğunu bildiğinden askerin maaşını da arttırdı bu arada.
Dört güne bir altın olan yevmiye iki güne bir altına yükseltilmişti. Askerin moralini yüksek tutmak lazımdı.
Fatih önce 2000 kişilik bir öncü kuvveti Trabzon kapılarına gönderdi. Bu birliklerden uzun bir müddet haber alınamadı. Çünkü hepsi şehre giremeden şehit düşmüşlerdi.
Bu arada Fatih'in deniz kuvvetleri de ağır toplarla donatılmış 200 parçadan oluşan savaş gemileri ile Trabzon'u kuşatmıştı.
Kral David ile müzakereler sürdü.
 
            TRABZON'A KARŞILIK KIZKARDEŞİNİ TEKLİF EDEN  KRAL
  199d3a3b-014a-4901-9243-096df638f005.jpgDavid Trabzon’a karşılık padişaha kızını ( o çağlarda bu tip akrabalık tesis etme istekleri diplomasinin bir parçasıydı) almasını Fatih’e teklif ediyordu.
Kimi kaynaklara göre 40 kimine göre de 28 gün süren kuşatma sonunda Trabzon fethedilmiş oldu.
23 Mart 1461'de Edirne'den yola çıkan Fatih Sultan Mehmet, Erzincan Trabzon arasını 35 günde kat etmişti. Yine 15 Ağustos günü fethin gerçekleştiğini göz önüne alırsak 6 ay sonrasında da Edirne çıkışı ile birlikte Karadeniz'in şirin ili Trabzon'u topraklarına katmış oldu...
Birkaç gün şehirde kalan Fatih, Trabzon’un yönetimini Hızırhakim Paşa'ya bıraktı. Osmanlı döneminde 129, cumhuriyetten sonra da 44 valinin yönettiği Trabzon'un fethinden yağmurlu çamurlu altınlı bir öyküydü anlattığımız...
Ama gerçek bir öykü...
Ve Fatih Sultan Mehmet Trabzon'u fethedince üç imparatorluğu temsilen İtalyan sanatçı Bellini, Osmanlı İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Trabzon İmparatorluğu'nu  yaptığı resimdeki üç taçla anlatmıştır.
 
                                     AYASOFYA ÜZERİNE
 
  Trabzon’u anlatırken hemen herkes 5000 yıllık geçmişi bir kent diye söze başlar...
Ama bu beşbin yıllık geçmişi hatırlatan eserlere karşı duyarlılığımız ne ölçüde.
Mesela; Sumela’yı, Ayasofya’yı, Trabzon Kalelerini, Antik Limanı yok sayarsak bu beşbin yıllık tarih kaç yıla iner ki... 
6dd7a0ab-ebf0-4424-9cd4-1909d1a00416.jpgKültür varlığı bulunduğu toprağın değeridir.
Trabzon gibi kadim şehirlerde her tür medeniyete ait izlerin bulunması çok doğaldır. Mısır'da, Kudüs'te, Balkanlar’da, Avrupa, Afrika'da, Meksika, Rusya'da, Çin'de, Hindistan'da, Afganistan, İran ve dünyanın bir çok yerinde bu tür zengin kültürel  varlıklar vardır. Onlar o ülkenin zenginlikleridir. Özellikleri bozulmadığı müddetçe tüm dünyanın merakını çeker. Kültürel ve turizm anlamında o ülkeye zenginlik katar...
Gündemde Trabzon Ayasofya’sının restore ve çevre düzenlemesi var.
Eleştirilen ve bu yüzden Vakıflar Genel Müdürlüğünce durdurulan bir çalışma.
Yeşil alan daraltılmış.
Kültür Varlıkları Koruma Kanunu  ve Türkiye'nin de taraf olduğu Uluslararası Restorasyon  kurallarına aykırı bir düzenleme yapılmış.
Yapının kuzey kısmında bulunan Şapelin etrafı betonla çevrilmiş.
1.Derecede SİT alanı ilan edilen yerde beton ya da toprak üzerinde yapılacak herhangi bir çalışmaya kazı ve sondaj  yapılmadan başka imalata geçilemez. Çünkü toprağın altında ortaya çıkarılmayı ekleyen başka bulgular da olabilir.
Yapıyla bütünleşmiş havuz hangi mantıkla yok edilmiş...
Ağaç bakımı için bile iznin istenildiği bir yerde Defne ağacı neden kesilmiş?
Ayasofya'nın düzenleme yapılmadan önceki fotoğrafı ile şimdiki halini görünce durum tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriliyor.
Bu yanlışlıklar yapılırken yapının şimdiki sahibi ve ihale sorumlusu  Vakıflar Genel Müdürlüğü,  Projeleri onaylama ve takip konusundaki yetkili  Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu, ayrıca hangi kuruma ait olursa olsun tescilli kültür varlığı ve anıtları korumakla yükümlü Müze Müdürlüğü ile Kültür Turizm Müdürlüğü sorumluları hiç mi Ayasofya'da incelemede bulunmamışlar?
Ayasofya'nın tarih içinde, kilise, cami, askerî depo, müze, herhangi bir maksatla kullanılması yapının değerini düşürmez. Esas olan anıt yapıdır. Fonksiyonlarının zaman içinde değişmesi yapıya zarar vermeyi gerektirmez. Ama yanlış düzenleme  ve Geleneksel ortam olduğu gibi muhafaza edilemiyorsa işte o zaman mimari mirasın korunmasında hata yapılıyor demektir.
Umarım durdurulan bu uygulamadan sonra yanlışlar düzeltilir...
770 yıllık eser Trabzon’un 5000 yıllık tarihinin bir parçası olduğunu unutmayalım... Yine şunu unutmayalım ki 559 yıldır da aynı yapı bizim kültürel zenginliğimizle yoğrulup yaşamını sürdürmektedir.


Önceki ve Sonraki Yazılar