Mehmet Öztürk-Abi Nerdesin

Mehmet Öztürk-Abi Nerdesin

FİİLİ TARIM BAKANI “O” MU?

Kuraklık...

Semt pazarları...

Çiftçi borçları...

Üç ana “güçlü” başlık...

Daha doğrusu “ büyük problem”...

Çöz çözebilirsen...

Kuraklıktan başlayalım.

Diyarbakır, Mardin, Urfa ve Batman başta olmak üzere nerdeyse bütün ülkede ciddi kuraklık var. 

Bir iki gün önce arılar için Bayburt’a gittim. Çağıl çağıl akması gereken dereler yazın en düşük su seviyesi gibi...

Irmaklar boş..

Peki ne yapalım?

Elimizde olan var olmayan var.

Olmayanı Allah’a bırakalım.

Olana bakalım.

1-Çukurova dışında rakımı 1000 olan yerlerde yapraktan organomineralgübre uygulaması yapılabilir. 

Daha önemlisi bu vesileyle topraklarımızı “yeni nesil besleme” modeliyle doyurmak gerekir.

En azından “toprağın organik maddesini , su tutma kapasitesini artıran, makro ve mikro besin elementlerinin kolay emilimini sağlayan” organomineralgübre kullanabiliriz . 

Ayrıca bu gübreyi kullanırsanız ürünün su ihtiyacı mesela “ 20 günse 30-35 güne çıkar. Belki bir yağmura denk gelir uzatmada. 

Maçı uzatmaya götürür yani.

Bir şans.

Belki.

Bu konuda çiftçiler hatta tüketici Cumhurbaşkanına teşekkür borçlu. Bu yıl bu gübre desteğini %100 arttırdı. Önerilen %50 idi. 

Ancak çok acı bir gerçekle karşı karşıyayız .

Bu gübreye Sn. Erdoğan’ın ilgisinin binde biri devlet işletmelerinde yok.

Şimdi Bakan Yardımcısı olan Sn. Ayşe Ayşin Işıkgece’nin genel müdürlüğünü yaptığı TIGEM, bu gübreyi “neredeyse kapıdan içeri bile sokmuyor”

Neden?

Meşhur Prof. danışmanlar “ geçin bunları” diyor.

Peki ya Gübretaş’a ne demeli?

 

Ülkedeki gübre pazarının %35’ini elinde bulunduran Gübretaş niye adım atmaz.

Çünkü onlar da “inanmıyor.“

Çünkü “ en büyükler…”

Çünkü “en akıllılar.”

Çünkü “niye başkalarına para kazandırsınlar ki.”

Şimdilerde arayış içindeler.

Ama “atı alan Üsküdar’ı geçti” bile.

Bırakın vatandaşı, devlet kurumları “devletin başın”dan çok uzaktalar...

Hiç olmazsa Pankobirlik’ e sorsalar bu gübrenin sonuçlarını.

10 yıldır kullandırıyorlar onlar çiftçilerine.

Sn.Işıkgece TIGEM ‘de yapamadığını şimdi yapar mi dersiniz?

2-Diyarbakır Silvan barajı hemen bitirilmeli.

Urfa su kanalları hızlandırılmalı.

3- aşırı kurak geçen yerler “ tarımsal afet” kapsamına alınmalı.

Çiftçilerin borçları faizsiz 3 yıl ertelenmeli.

4- özel elektrik şirketleri borç yüzünden çiftçinin parasına bloke koydurmamalı, elektrik faturası devlet tarafından sübvanse edilmeli.

5-TMO Hububat taban alım fiyatını iyi belirlemeli .

Ancak yüksek fiyatı besiciye mesela arpa satarken zararına vermeli.

SEMT PAZARLARI

 Pandemi sanki dün olmuş gibiyiz...

Panik, panik, panik.

Sebzenin en bol ve uygun fiyattan bulunabildiği bu vakitlerde pazarlar kapalı. 

8 mayısta açıktı.

Bir de 15 Mayıs.

Talep edilen ise 12 Mayısarife günü açık olması.

Markette serbest pazarda yasak. 

Pazarda 2 TL, markette 10 TL.

Olacak şey değil.

Ayrıca İçişleri Bakanı daha yeni Türkiye Sebze ve Pazarcılar Konfederasyonu Başkanı Ali Karaca’yı arıyor, “nasıl yapalım “ diyor. Ama arife günü açmanın “çok zor olduğunu“ söylüyor.

Peki Tarım Bakanlığı bu işin neresinde?

Belki bir ses çıkar...

Bir plansızlık var belli ki...

 

ÇİFTÇİ BORÇLARI

 

Hep borçla yaşar onlar.

Şu anda da sadece Ziraat Bankası ve Tarım Kredi’ye olan borç 140 milyar TL.

Haczedilen traktör , ev , arazı...

İntihar edenler.

İlk defa yapıyor bunu Tarım Kredi Kooperatifi.

Çiftçi yeni arayış içinde .

Kaçmaya çalışıyor Tarım Kredi’den...

Şu ne olduğu anlaşılamayan “ borç yapılandırılma genelgesi” ne ne demeli.

5 yıllık borcunuz var.

Diyelim 100 bin TL.

80 bin TL de faizi. 

Ekimde %30’unu peşin öder yapılandırırsan %12-18 faizle işlem tamam.

“Sen ölme , bize lazımsın. Ama faiz yükün de hep sırtında olmalı.”

İndirsene faizi %1’e..

Zaten üretiyor öyle ya da böyle bu insanlar . Onlara pazar imkânı versene. 

Sokağa döktüreceğine..

Ürettirmekten korkma.

İhracat kapılarında yardımcı ol mesela.

Araplar koyun ister genel müdür “150 bin yeter. Daha yok” der.

Firma ilaç üretmek ister daire başkanı, “ siz Avrupalıdan daha mı akıllısınız“ der. 

Bahane de hazırdır:”Bizde o analiz cihazı ve elemanı yok ki.”

En nefret ettiğim cümle.

Avrupa’dan gelen “ elini kolunu sallaya sallaya “ içeri girer.

Biz “ ağzımız açık bakarız”.

Yeni bakan yardımcımız Işıkgece Bill Gates’le aynı tarihlerde “ büyük baştan çıkan gazlar atmosferi deliyor. Koyuna pozitif ayrıcalık vereceğiz “ der.

Bakan Sn.Pakdemirli bütün toplantıları beş yıldızlı otellerde yapar, çiftçiyi ayağına çağırır.

Yardımcısı, ahıra gider, ağıla girer, tarlada toprağa basar. Sosyal medyada çok iyi pazarlar kendini. 

 

Bakanlığın bütün etkili ve paralı birimleri ona bağlıdır.

Fiili bakan gibi yani...

Hiç tarımı bilmeden “pazarlama“keyfiyetiyle basamakları birer birer çıkar.

Kimbilir yarın resmi tarım bakanımız da “O” olur.

“İstanbul hatta küresel kafayla”  politikalar belirlenince çiftçi daha çoook borç batağı”na saplanır.

Sonuç: büyük çiftçiler aya, orta ve küçük (aile) çiftçiler intihara (toprağa).

Hükümet bütün bakanlıklardaki “genel müdür veya daire başkanları“nın bir kısmını tekrar gözden geçirirse iyi olur.

İster FETÖ deyin ister “küreselci” deyin birileri Sn. Erdoğan’ın altını fena halde oyuyor...

Çözüm...

Çok basit.

İsteyin yeter.

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.