FIRTINA VADİSİ

“Fırtına vadisinde nefes kesici anılar biriktirebiliriz.”

Fırtına vadisi kutsal bir ibadethane gibi, orası da tüm kutsal yerler gibi insanı düşünüp taşınmaya ve her şeyden öte tevazu ekseninde hareket etmeye itiyor bizi. Bakış açımız yeni bir çerçeveye oturuyor ve bizi büyük ve önemli olmadığımızı idrak etmeye zorluyor. Bence buna çok ihtiyacımız var bütün insanlığın ihtiyacı var.

Yolculuk devam ediyor…

Nerede kalmıştık;

Rukiye ablanıntümÇinçivayı kokusuyla kucaklayan mıhlamasını yedikten sonra hafif yorgunluklar gözlerimizden akmaya başlıyor. Fırtınanın sesi yağmurlabirleşinceannemin kulaklarımdakalan ninnisi gibi geliyor. Uyuma vakti, sabah erkenden kalkıpVercenik yaylasına doğru yola çıkacağız. Ancak kimsenin uyumaya niyeti yok, Ferruh gitarını eline alınca pekte güzel olmayan sesimizle eşlik ediyoruz.

 

Gökhan Birben’den girip

 

Dere beni boğamaz

Deniza mi dalayım

Oldunuz iki tane

Hangunizialayim

 

Fuat Saka’dan çıkıyoruz

 

Ula ula ula ula ula ula ula ula

Ula ula ula ula ula ula ula ula

Sar beline kuşaği

Bağla üstüne baği

E kız der misin acep

Alsam ha bu uşaği

 

Müziğe bizim yanımızdaFırtına deresi ve yağmur da eşlik ediyor. Tolga GibsyKings’den “Bamboleo” ile son noktayı koyuyor. Hadi uykuya…

 

Sabahın ilk ışıklarıyla yola çıkıyoruz;

Bizi ilk selamlayan, vadinin ortasında bir başyapıt gibi duran Zilkale oluyor.

(“Zilkale, Çamlıhemşin ilçesinin 12 km güneyinde, Fırtına Vadisi'ndeki bir geçide hakim, Avup Dağı'nın üzerinde (dere yatağından 100 m, denizden 750 metre yükseklikte) konumlanmış, 8 burç ve bir gözetleme kulesinden oluşan, savunma hendeği durumundaki Zil deresine merdivenle inilen bir kale olup, kesin yapım tarihi bilinmemektedir.”)

 

Bu vadiye dokunmayın der gibi bakıyor gelip geçen misafirlere. Doğanın, yeşilin ve tarihin yolculuğu başlıyor sanki. Ve vadi manzarası bir mıknatıs gibi çekiyor bizi içerisine.

Bizde selamladıktan sonra vadinin koruyucusunu,Çat yol ayrımına doğru ilerliyoruz.Türkiye'nin tek yaşlı şimşir ormanının yanından geçerken hüzün kaplıyoryüreğimizi. Fırtına Vadisi’ndeki şimşir ağaçları kuruma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış.

 

Bu arada;

Dünya Doğayı Koruma Vakfı'nca (WWF) koruma altına alınması gereken 200 ekolojik bölge arasında gösterilen bu bölgedeki Şimşirlerin kurumasının önüne geçilebilmesi için ilaç ve biyolojik mücadele başlatıldığını öğreniyoruz Selçuk abiden.

Ne acı değil mi kendi ellerimizle kolayca bozup sonrada büyük çabalarla kurtarmaya çalışmak.

 “Lütfen Fırtına vadisine dokunmayın”

 

Devam edecek…

 

***

Güven Baykan

guvenbaykan@gmail.com

https://www.instagram.com/guvenbaykan/

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Haber yorum bölümünde Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.