Futbol ve Diğerleri (!)

   Dünya Covid-19’un ateşini düşürmeye çalışırken, bilim insanlarının tavsiyeleri doğrultusunda normal hayata hızlı geçiş yapan ülkeler de var.
Koronavirüsü geriden takip edenler için büyük şans bu. Deneyimleyecekler ve gerekirse stratejilerini değiştirecekler.
İngiltere Başbakanı’nın korkutan senaryoları ve insanlığın virüs ile yaşamayı öğrenmesi gerektiğini savunanlar, sürekli altının çizildiği gibi “hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı” söylemini güçlendiriyor.

Kalan sağlar bizimdir” tezi; ekonomilerinin güçlü, sağlık sistemlerinin mükemmel olduğunu iddia edenlerin teslim bayrağını çekmeleri, ayıplarıyla yüzleşmeleridir aslında.
Gururla söylüyorum; Türkiye, yatırımları ve donanımlı sağlık personeli ile “kabadayılık” yapan pek çok ülkenin ilerisinde ve güçlü bir altyıpıya sahip.
Tek eksiğimiz, halkın bir kısmının bilinç düzeyi, yani virüsü ciddiye almaması. Bu da, iyileşme sürecini darbeleyen en ciddi faktör.
Anlamlı bir atasözümüz var; “kurunun yanında yaş da yanar” diye. Tam da o noktadayız.
Açıldığı gün AVM’lere akın edenler ve kuaförde saç bakımı yaptırmak isteyenler ile, “evde kal” sloganına harfiyen uyanların, Covid-19’la sınanmasıdır yaşadıklarımız.
 
             Zor günler bekliyor
Sporda da benzer bir ruh hali içindeyiz. Haftalardır gündemi “futbol” belirlese de, basketbol, voleybol ve hentbolde alınan örnek kararları görmezden gelemeyiz.
Bünyesinde on binlerce sporcuyu barındıran bu federasyonlar, liglerin kalan bölümünü oynatmayacaklarını açıkladı ve sezonu bitirdi.
Belki de futbol kamuoyunun ve güçlü ekonomisinin baskısı yoktu üzerlerinde, o yüzden tereddütsüz “sporcu sağlığı” dediler.
Ve ateşten gömleği giymiş olan Futbol Federasyonu’nu daha da zor durumda bıraktılar.
“Bir basketbolcunun sağlığı önemli de, futbolcunun değil mi?” konulu kompozisyon sorusunu TFF’nin önüne bıraktılar.
Peki kim değerlendirecek sınav kağıdını?
Camia mı, yoksa futbolun ekonomik yanı ile ilgilenen paydaşları mı?
Bence ikisi de değil. Aylardır titiz biçimde çalışan Bilim Kurulu’nun tavsiyelerini önemseyen Cumhurbaşkanlığı makamı.
Siz, yukarıdaki üç federasyonun liglerle ilgili açıklamaları yapmadan önce, bir yerlere danışmadığını mı düşünüyorsunuz?..
 
        Her şey olabilir!
 TFF Başkanı Nihat Özdemir’in belirlediği 12 Haziran tarihi, “sembolik” bir başlangıç temennisi olarak algılanmıştı.
Federasyon, çarşamba günü duruşunda değişiklik olmadığını dile getirdi. Dün ise “sağlık” vurgusu yaptı!
Merakım şu; karar sadece TFF Sağlık Kurulu’nun raporu doğrultusunda mı alındı, yoksa Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu’nun onayı var mı?
Bu soruya net bir yanıt verilmeli ki, yaşanabilecek olumlu veya olumsuz gelişmelerde muhatap kim, bilelim!
İşin psikolojik yanı; bunalan insanlara moral takviyesi, sıkıntı içindeki kulüplere yerli üretim umut aşısıdır.
Bir taraftan da UEFA’nın direttiği malum takvim var.
Ya birinci derecede risk grubunda bulunan futbolcuların görüşü?.. Karar vericiler, gerçek aktörleri dikkate alıyor mu?..
Yoksa virüse karşı hepimizi sevindirecek bir strateji mi geliştirildi?..
Bilim insanları çabuk gevşemenin tehlikelerine işaret ederken, ne yazık ki yaşananlar uyarıları haklı çıkartıyor.
Ankaragücü, Sancaktepespor, Erzurumspor, Kasımpaşa derken, Beşiktaş’tan gelen ürkütücü haberler planları değiştirebilir. Şaşırmayalım.
Felâket tellâllığı yapmıyoruz. Lakin bilmek zorundayız; “ya yarın vak’a sayısı artarsa. ligleri nasıl başlatacaksınız?..”
83 milyonun yaşadığı ülkede elbette farklı görüşler olacaktır. Sizin gibi düşünmeyenleri ve endişelerini dile getirenleri “futbol düşmanı” bellemeyin.
Önce bilimin, sonra aklın ve vicdanın esas alınacağı kritik günler geçiriyoruz.
Pişmanlıklardan ve kandırılmışlıklardan usanmış bir ulusuz. Bedeli çok ağır oldu!
Umarım iş inatlaşmaya binmez, dilerim siz haklı çıkarsınız!...
     Oyunun en zor sınavı!
2010-11 sezonunda yaşanan malum olaylar hariç, bu ülkede futbolu yönetmek üstün bir meziyet gerektirmiyor.
Rekabet yok, baskı yok. Eller iner kalkar, seçilirsiniz olur biter.
Mesele; rutinin dışına çıkıldığında göstereceğiniz reflekste.
Maharet; zor günlerde üreteceğiniz çözümlerle gerçek yönetici olduğunuzu kanıtlamakta.
Beklenti; camianın çıkarlarını korumaktaki kararlılığınız ve haklarını ne kadar savunabildiğinizde.
Türk futbolunun başına dönem dönem geliyor bazı melanetler!
Şimdi de dünyanın yüz yılda bir yaşayabileceği felaket ile boğuşuyoruz.
Bu da TFF Başkanı Nihat Özdemir’e denk geldi! Kimse yerinde olmak istemezdi.
Sakal ile bıyık arasında kalmak, hiç bir federasyon başkanının yaşamak istemediği tercihtir.
Yaratan, “Nihat abi” ve ekibinin yardımcısı olsun...
 
 
    Trabzonspor’u izlemeye devam edin!
Trabzonspor’un siyasi ve maddi destek aldığını iddia edenlere gülüp geçiyorum.
Hanginiz zamanında sırtınızı dayamadınız ki eleştirdiğiniz güçlere? Kaçınız verdiğiniz tavizleri anımsıyor?
Bizim spor servisinin emekçilerinden Mustafa Anıklı’nın iki gün önce bir araştırması yer aldı sayfalarımızda.
Dört büyük kulübün röntgenini çekmiş ve manşeti atmış; “Örnek kulüp Trabzonspor.
Başkan Ahmet Ağaoğlu ile başlayan süreçte, bordo-mavili kulübün izlediği akılcı politikaların sonuçlarını net biçimde ortaya koymuş.
Rakamlar sıkıcı gelebilir. Özeti şu; tüm veriler devlet üzerinden paylaşılmış ve uçurumun kenarındaki kulüp, önce dizlerinin üzerinde doğrulmuş, sonra altyapıya verdiği önem sayesinde ayağa kalkmış ve yarışmacı takım olmuş. Kimin aklına gelirdi, değil mi?
Diğer büyüklerin durumu felaket. Önce dibe vuracaklar. Ardından gerçeklerle yüzleşecek ve Trabzonspor’un acı reçetesini kopyalayıp, tedaviye başlayacaklar.
Gocunmak yok. Dün beyaza kara diyenlerin bugün tersini yazmaya çalıştığı senaryo, filme çekilse bile vizyona girmeyecektir. Girse dahi gişe yapamayacaktır!
Kabul edelim; sezonun başrol oyuncusu Trabzonspor’dur!


Önceki ve Sonraki Yazılar